Dediğini hayata geçirebilecek lider lazım

Bazıları ABD Başkanı Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak ilan etmesini bir 'borç ödeme' olarak yorumladılar.

Trump, 21 Mart'ta Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC) toplantısında Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak ilan edeceği sözünü vermişti ve bunu gerçekleştirmek için ilk adımı attı. İlk adımı diyoruz zira bizce Trump'ın bu adımı, Mescid-i Aksa'nın yıkılıp Süleyman Mabedi'nin inşasına giden yolda ilk nabız yoklamasıdır. Yüzyıllardır uyuşturulmuş, benliğini yitirmiş, dinlerarası diyalog ve misyonerlik faaliyetleri ile kimyası bozulmuş İslam dünyasının Mekke ve Medine'den önce Mescid-i Aksa ile denenmesidir. Hangi İslam devleti, kutsalına yapılan bu tecavüze karşı ne kadar ses çıkaracak, ne boyutta fiili bir hamle ile karşı duracak? Şu anda Müslüman dünya Mescid-i Aksa ile deneniyor. Filistin Lideri Mahmud Abbas gibi bazıları ise Birleşik Devletler'in kararını şaşırtıcı buldular. Kahire'de Mısır Lideri Sisi ile bir araya gelen Mahmud Abbas, “ABD'nin kararının sürpriz olduğunu ve Filistin yönetiminin çözüme ulaşmak için esnek ve istekli tavrına rağmen bu adımın atıldığına" özellikle dikkat çekme ihtiyacı duydu. Esasen, geçen yıllar içinde küçülen Filistin topraklarının ve Yahudi mezalimi altında adeta nesli yok edilen Filistinli Müslümanların asıl sorunu Abbas'ın sözlerinde gizli. Zira siz, İslam dininin kutsalını Yahudi ile masa başında tartışmaya açarsanız, dünya nüfusunun yüzde 35'ini oluşturan Müslümanlar, Amerika ve Yahudi ile Hz. Peygamber'in ayak bastığı yerleri paylaşmayı düşünürse bugünkü vahim halin yaşanması kaçınılmazdır. Bakınız İslam âlemi, Amerikan Başkanı'nın tavrına karşılık neler demiş, nasıl tepki göstermiş: Mısır Devlet Başkanı Sisi, Abbas ile görüşmesinde, Kudüs'ün tarihi ve hukuki durumunun korunması gerektiğine ilişkin ülkesinin değişmez politikası olduğunu vurguladı. Arap Birliği Genel Sekreteri Ebu Gayt, Trump'ın Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıyan kararı için "ABD, bu adaletsiz ve tehlikeli kararından vazgeçmeli" dedi. Mısır'ın başkenti Kahire'de düzenlenen Arap Parlamentosu'nun 'Kudüs' gündemli oturumunda, "Arap Birliği Liderler Zirvesi"nin olağanüstü toplanması çağrısı yapıldı. Fas'ta parlamentonun iki kanadı, Kudüs kararını değerlendirmek üzere ortak oturum gerçekleştirdiler. Parlamentonun ortak bildirisinde, "Hukuki, etik ya da siyasi hiçbir dayanağı olmadığı için ABD Başkanı'nın Kudüs kararını reddediyoruz" denildi. İşgal altındaki Doğu Kudüs'ün Şam Kapısı'nda toplanan bir grup Filistinli, Trump'ın kararını protesto etti. Meydanlardan 'kahrolsun İsrail' sesleri yükselmeye başladı. Ve Türkiye, 13 Aralık'ta İstanbul'da İslam İşbirliği Teşkilatı'nın bu konu ile ilgili olağanüstü toplanması için çağrı yaptı. İslamiyet’in kutsalına yapılan bir tecavüzün konuşulacağı zirveye, Hıristiyan bir lider olan Lübnan Cumhurbaşkanı da çağrıldı. Lübnan Cumhurbaşkanı'nın çağırılmasına Lübnan'da Cumhurbaşkanlığı İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Rafful, "Kudüs, tüm dinleri de ilgilendiriyor. Bu sebeple Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Avn'ı zirveye davet etti" yorumunu yaparak, Kudüs konusuna yeni bir boyut kazandırdı. Hatta Rafful, "Erdoğan bütün ülkeleri, bir araya gelerek Kudüs hakkındaki ortak fikirlerini sunmaya davet etti" şeklinde bir yorumda dahi bulundu. Siz eğer, baştan Kudüs ve Mescid-i Aksa üzerindeki haklarınızdan vazgeçerseniz, gelecekte bir karış Filistin toprağı kalmayacaktır, buna emin olunuz. Protestolar, pankartlar ve ağır sözler ile kınamanın ötesine geçemeyen koskoca bir İslam dünyası var karşımızda, çok acı… ABD halkının bile sadece yüzde 31'inin destek verdiği bu iş, İslam dünyasının acziyetini ölçmek için bir turnusol mesabesinde. Trump attığı bu adımda Yahudi senatörler ve Siyonist gruplar tarafından alkışlanırken, arkası çok da güçlü değil aslında. Ama ona sesini yükseltirken bile düşünen Arap-İslam âlemi, ondan daha da zayıf. Onların zayıflığı imanî bir zayıflık. "Hz. Sevban (r.a.) anlatıyor: Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki: Size çullanmak üzere yabancı kavimlerin tıpkı sofraya üşüşen yiyiciler gibi birbirlerini çağıracağı zaman yakındır. Orada bulunanlardan biri, 'O gün sayıca azlığımızdan mı?' diye sordu. 'Hayır' buyurdular. 'Bilakis o gün siz çoksunuz. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan çer-çöpler durumunda olacaksınız. Allah düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!' 'Zaaf da nedir ey Allah'ın Resulü?' dendiğinde Hz. Peygamber, 'Dünya sevgisi ve ölüm korkusu' buyurmuştur. (Ebu Davud, Melahim, 5) İşte Kudüs konusunda hadiste buyrulan kalp zaafına uğramadan meydanları inlettiği gibi dediğini de hayata geçirebilecek bir lider bulunabilirse, inanın Kudüs meselesi bir anda halledilebilir. Denilebilir ki İslam dünyası dediklerini hayata geçiremeyecek acziyette liderleri değil, söylediklerini uygulayabilecek ve dimdik ayakta durabilecek lideri bekliyor. O geldiğinde batılın tamamı hakka ram olmak mecburiyetinde kalacaktır. Kudüs başkent değil, Mescid-i Aksa İslam âleminin başkenti olacaktır. İşte o zaman gerçek İslam birliği de olur.

Prof. Dr. Haydar BAŞ

(Kilis Postası Haber Merkezi)