Bağımsızlık Meşalesinin Yakıldığı Gün

Bağımsızlık Meşalesinin Yakıldığı Gün

14 Nisan'da Cenab-ı Hakk'a vuslat eden Prof. Dr. Haydar Baş Hocamız sık sık, "Dini bütünlüğümüz, milli bütünlüğümüzün, milli bütünlüğümüz de dini bütünlüğümüzün teminatıdır" derdi.

19 Mayıs 2020 - 10:50 - Güncelleme: 21 Mayıs 2020 - 10:56

Çünkü dini ve milli değerler iç içedir, birbirinden ayrılmazlar.

İnancını, namusunu, koruyabilmek, ibadetini özgürce yapabilmek, bağımsız bir devlet olmanızla, vatanınızı düşmanlardan koruyabilecek güçte olmanızla alakalıdır.

Dini bütünlük olmazsa da milletin direnci kalmaz, milleti bir arada tutamazsınız.

Bu sebeple Mustafa Kemal Atatürk, Lozan'da millet tanımını, "bu coğrafyada yaşayan Müslüman olan herkes", azınlık tanımını da "gayri müslimler" olarak yapmıştır.

Bugün hem milli hem de dini anlamda çok önemli bir gün...

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün zor şartlarda Samsun'a ayak bastığı ve bağımsızlık meşalesini yaktığı gün... Bugünün önemini anlatmak için O bu güne, "doğum günüm" derdi.

Esasen bugün, Türk milletinin de Lideriyle doğduğu gündür.

Bugün aynı zamanda gecelerin en kıymetlisi olan Kadir Gecesi...

Cenab-ı Hak, Kadir Suresi'nde bu geceyi "bin aydan daha hayırlı" olarak buyurmaktadır.

Bir gece, içinde Kadir Gecesi bulunmayan 83 yıldan daha hayırlı, bu gecede yapılan ibadetlerin kazandırdıkları da öyle...

Milletimizin hem 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, hem de Kadir Gecesi kutlu olsun.

Bugün hem Türk bayraklarıyla evlerimizi ve sokaklarımızı süsleyeceğiz; hem de Kur'an'la, namazla, tekbirlerle, salat u selamlarla, mevlitlerle gecemizi, gönüllerimizi süsleyeceğiz.

Ve bizleri bu değerlerimizle yeniden buluşturan Atatürk'ü ve Hoca Atatürk olan Prof. Dr. Haydar Baş'ı dualarla yad edeceğiz.

Prof. Dr. Baş, gizlenen gerçek Atatürk'ü tüm yönleriyle önümüze koyduğu Hoş Geldin Atatürk eserinde, Ata'mızın Milli Mücadele'ye nasıl başladığını şu cümlelerle ifade etmektedir:

"Asker Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı başlarken kendinin ve milletin sırtını dayadığı asıl gücü şöyle anlatmaktadır:

'Türk Milleti, Allah'ın inayetine güvenerek hayatını kurtarmaya, yaşamak hakkına malik olduğunu dünyaya göstermeye azmettiği gün, bütün vesaitten mahrum, yalnız iman aşkı ve istiklal kuvvetine malik idi.'

Kurtuluş Savaşı'na Hacı Bektaş dergahında yaptığı şu dua ile başlamıştır:

'Evladını önüme rehber eyledim. Meydana çıkıyorum. Yüzümü utandırma.'"

İşte dini bütünlüğümüzün milli bütünlüğümüzün teminatı olduğunun, Atatürk'ün şahsında en müdellel bir izahı...

Atatürk'ün tüm olumsuz şartlara rağmen böyle büyük bir mücadeleye adım atması ve bunu başarması ancak "iman kuvveti" ile izah edilebilir.

Nitekim Atatürk'ün, kendisine olumsuzlukları hatırlatanlara verdiği şu cevap bu gerçeği bir kez daha ispatlamaktadır:

"Ben ilk defa bu işe başladığım zaman en akıllı ve düşünür geçinen birtakım kimseler bana sordular: Paramız var mıdır? Silahımız var mıdır? Yoktur dedim. O zaman, o halde ne yapacaksın dediler. Para olacak, ordu olacak ve bu millet bağımsızlığını kurtaracaktır, dedim." (Hoş Geldin Atatürk, Prof. Dr. Baş, s.227)

Bu cümleleri akılla, mantıkla izah edemezsiniz, zaten anlayamazsınız da; ancak imanla izah edilebilecek cümleler...

Bu sebeple Hoş Geldin Atatürk gibi gerçek Atatürk'ü yazabilmek Prof. Dr. Baş'a nasip oldu.

Prof. Dr. Baş, eserinde Atatürk'ün bu yönlerini özetle şöyle anlatmaktadır:

"Atatürk'ün dinsiz olduğunu söyleyenlere en güzel cevap Kurtuluş Savaşı'dır aslında.

Zira Batı'nın emperyalist işgaline karşı başlatılan bu savaş; büyük bir yokluk içinde, silahsız, cephanesiz ama tam bir iman gücüyle başlamış ve aynı ruhla kazanılmıştır...

Atatürk gerçek bir dindardır.

Kendi ifadesiyle, 'Ben amel Müslümanı değilim, cihad Müslümanıyım' demektedir.

Kuvva hareketini başlatanların din alimleri, hocalar olması ve Mustafa Kemal ile bu hareketin bir vücut bularak topyekün memleket sathına yayılması, Mustafa Kemal'in hocaları kullandığını değil; göğsündeki iman ve cesaretle bu din alimlerine katılarak rehberlik ettiğini göstermektedir...

Karşımızda ağzı dualı bir anadan doğmuş, Ehl-i Beyt soyundan bir asker var. Ancak bu hayat telakkisi anlaşılırsa Kurtuluş Savaşı'nı başlatma cesareti de daha iyi kavranabilir.

Cephelerde askerin namaz kılabilmesi için yer ayıran, hafızları cepheye sokarak Kur'an okutan, ellerini kaldırarak askerine dua eden ve bunlara herkesin şahit olduğu bir komutandır, Mustafa Kemal..."

Böyle olmasa, batırılacağı söylenmesine rağmen Bandırma Vapuru'na binmesi, yokluklar içinde büyük bir İstiklal Mücadelesi'ni her şeyini feda ederek, canını da ortaya koyarak başlatması başka ne ile izah edilebilir?

Yıllarca Atatürk'ü dinsizlikle itham edenler, bu vatan ve bu millet için tırnaklarını bile feda etmediler.

Ve Atatürk'ün kurtardığı bu vatanda yaşayarak, O'nun kazandırdıklarından istifade ederek Atatürk'e iftiralar attılar ve atmaya da devam ediyorlar.

Bunların kirli tezgahlarını Hoca Atatürk Prof. Dr. Baş tümüyle bozdu.

Şimdi bu bağımsızlık meşalesi, bu bayrak, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı, "Evlat Atatürk" Hüseyin Baş'ın elinde...

Emin ellerde, azimle ve kararlılıkla kutlu kaderlere taşınıyor.

Ne mutlu o geminin Kaptanına ve içinde olanlara...

Murat Çabas

(Kilis Postası Haber Merkezi)

Bu haber 1353 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
Reklam
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Rektör Karacoşkun Kütüphane ve Kongre Merkezini İnceledi
Rektör Karacoşkun Kütüphane ve Kongre Merkezini İnceledi
Kübbülmüşviyye Nasıl Yapılır?
Kübbülmüşviyye Nasıl Yapılır?