Ben o namazı yüzüne vururum!

Ben o namazı yüzüne vururum!

Allah (c.c.), Hz. Davud’a (a.s) şöyle vahyetmiştir: “Bazen kul namaz kılar, Ben onu yüzüne vururum ve sesinin Bana ulaşmasına engel olurum. Ey Davud! Onun kim olduğunu biliyor musun? O günahkâr gözle mü’minlerin namusuna bakan kimsedir. O kendi kendisine, gücü olduğu takdirde zulümle herkesin boynunu vuracağını söyleyen kimsedir.”

18 Haziran 2020 - 10:02 - Güncelleme: 19 Haziran 2020 - 10:28

İmam Bâkır (a.s) veya İmam Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namazından sadece kalbî teveccüh ile iç içe olan bölümü nasibindir. O halde birisi namazının tümünde gaflet ederse veya eda etmekten gaflete düşerse (vaktinde kılmazsa) o namaz büzüştürülür ve sahibinin yüzüne atılır."

Allah (c.c.), Hz. Davud'a (a.s) şöyle vahyetmiştir: "Bazen kul namaz kılar, Ben onu yüzüne vururum ve sesinin Bana ulaşmasına engel olurum. Ey Davud! Onun kim olduğunu biliyor musun? O günahkâr gözle mü'minlerin namusuna bakan kimsedir. O kendi kendisine, gücü olduğu takdirde zulümle herkesin boynunu vuracağını söyleyen kimsedir." (Bihar, 84/257/55).

Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namaz dört pay üzere bina edilmiştir: Ondan bir pay kâmil abdest almaktır, bir pay rükû, bir pay secde ve bir pay da huşûdur. Her kim namazın bu dört payını kâmil kılmazsa namaz karanlıklar içinde yukarı yükselir, göklerin kapısı yüzüne kapanır ve o namaz kendisine şöyle der: 'Beni zayi ettin, Allah da seni zayi etsin!' Böylece namaz, kılan kimsenin yüzüne savrulur." (Deaim'ul İslam, 1/158).

İmam Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namaz kılan kimseye, başkasıyla işi olmayan bir melek tayin edilir. Dolayısıyla kul namazını bitirince o melek namazı alır ve yukarı çıkarır. Eğer kabul edilen namazlardansa kabul edilir. Eğer kabul edilecek namazlardan değilse o meleğe şöyle denir: 'Onu kuluma geri çevir!' Melek o namazı aşağı indirir ve sahibinin yüzüne vurur ve şöyle der: Oh olsun sana! Senin işlerin sürekli benim zahmete ve sıkıntıya düşmeme sebep oluyor." (el-Kafi, 3/488/10).

İmam Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zekât vermeyen kimsenin namazı yoktur." (Mişkat'ul Envar, 46; Ez-Zekat, 1576. Bölüm).

Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namazın rükû ve secdesini kâmil bir şekilde yerine getirmeyen kimsenin namazı yoktur." (Bihar, 72/198/26).

İmam Sâdık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hakın, hakıb ve hazık kimsenin namazı yoktur. Hakın, küçük abdesti gelen kimsedir. Hakıb, büyük abdesti gelen kimsedir ve hazık ise ayağı (ayakkabıdan dolayı) sıkışan kimsedir." (Emali es-Saduk, 337/12).

Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namazda kasten sağında ve solunda kimin olduğunu bilen kimsenin namazı yoktur." (Bihar, 84/249/41). (Muhammed Muhammedî Reyşehrî, Mizanu'l-Hikmet).

Okan Egesel

(Kilis Postası Haber Merkezi)

Bu haber 2175 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
Reklam
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Yeni Taziye Evi Protokolü İmzalandı
Yeni Taziye Evi Protokolü İmzalandı
Kilis'te Korona Virüs Hasta Sayısı
Kilis'te Korona Virüs Hasta Sayısı