Bencillik azap, İstişare rahmettir

Bencillik azap, İstişare rahmettir

Bencillik hastalığıyla kendi egosunu tatmin ederek kendine bir yol bulanlar, Allah’ın yolundan değil, şeytanın yolundan gittiğinin farkında bile olmadan bir hayat sürerler.

16 Haziran 2020 - 00:31

Olumsuzluk ve toplumsal huzursuzluğun gittikçe tırmandığı çağımızın hastalıkları arasında “ben bilirim” yani bencillik hastalığıdır.

Halbuki önderimiz Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in (s.a.a.) savaş ya da sulh konusunda ashabıyla en çok yaptığı şey istişaredir.

Allah’ın bilgisiyle bilgilenen, Allah tarafından korunan biri bile her konuyu istişare etmişse bize ne oluyor ki?

Ne mi oluyor? Kendi elimizle kendimizi ateşe atıyoruz da haberimiz yoktur!

Bencillik hastalığıyla kendi egosunu tatmin ederek kendine bir yol bulanlar, Allah’ın yolundan değil, şeytanın yolundan gittiğinin farkında bile olmadan bir hayat sürerler.

Bu hastalıklarını yüzüne vuranlara da nefsani bir düşmanlık beslerler bu düşmanlığın önüne Allahtan başka kimse geçemez.

Hastalığını fark edip dönen, Tevbe edip bencilliği sayesinde kırdığı kalpleri düzeltip bir daha yapmamaya azmedenler istisna…

Bu tip insanların şerri çok tehlikelidir. Benliğini putlaştıran kimseler, kanun hukuk, gönül bilmezler…

Hem kendilerini yakarlar hem de bulundukları ortamı…

Allah nefsini bilerek ya da bilmeyerek put edinenlerden ve bu hastalıktan cümlemizi muhafaza eylesin!

Aslında zor da olsa bu hastalığın tespitinden sonra yapılacak tedavi bellidir.

Rahmetli Celal Mısır Hocamızın bir sözünü aktaralım:

“Bir kişinin kendinde bulunan kusurların tedavisi mümkündür. Biz buna üç aşamada tedavi diyoruz. Tanımak, kınamak, terk etmek”

Bencil olduğunu kendisi kabul edecek, yani tanıyacak.

Sonra o fiilin kendine yakışmadığına inanacak, kendini kınayacak.

Sonra da terk etmek için nefsiyle mücadele edecek.

İşte işin en zor aşaması budur. Nefisle mücadeleye Peygamberimiz “en büyük cihat” tanımlamasını yapmıştır. 

Hastalığa tekrar düşmemek için de asla kendi fikrine göre davranmayacak hep istişare edecektir.

İşin ehli olan kimselerle fikir alışverişi manasına gelen istişare, aklıselim her kimsenin yapması gereken bir iştir. Kişiler genellikle duygularıyla hareket ettiklerinden, duygu yanılmasına engel olmanın yolu da doğru bilgiye ulaşmanın yolu da o konuda bilgi ve beceri sahibi birileriyle fikir alışverişi yapmaktır.

Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammed (s.a.a.) bir hadisi şeriflerinde; “Tedbirli kimse, işinin ehli olana danışıp, ona göre hareket eder.” (Ebu Davud) Buyurmakla, istişareye verdiği önemi dile getirmiştir.

Bir başka hadisi şerifte de “İstihare eden, mahrum kalmaz, istişare eden pişman olmaz.” buyrulmuştur. (Taberani)

Yüce Allah(cc) Kuranı kerimde İstişare konusunda şöyle buyurmuştur:

"İş hususunda onlarla müşavere et" (Al-i İmran, 3/159);

 "Onların işleri aralarında istişare iledir" (Şûra, 42/38).

Bizlerin daha çok kendi aklımıza güvenerek hareket edeceğimizi, bu nedenle de vereceğimiz kararlarda isabet edemeyeceğimizi bilen Peygamber Efendimiz (s.a.a.) “Kendi düşüncenize göre hareket etmeyin!” (Taberani) buyurarak bizi bir yerde tehlikelerden uyarmıştır.

Gerçekten de sosyal yaşantımızı gözden geçirdiğimizde, istişare edenlerin daha isabetli kararlar aldıklarını görmekteyiz. Aksi davranış sergileyen ve hep kendi fikrine güvenen, başkasından fikir alışverişi yapmayan kimselerin de genellikle daha çok yanlışa düştüklerini görmekteyiz.

Hâlbuki istişare yapmakla hem Allah’ın ve Resulünün rızasına ulaşmış, hem de netice olarak bereket unsurundan istifade etmiş olmaktayız. Hem de kendimiz isabetli neticelere ulaşarak daha başarılı sonuçlara ulaşmış olmaktayız.

İstişare neticesinde iyiye ve güzele ulaşılacağı da yine Peygamber Efendimiz (s.a.a.) tarafından bir hadisi şeriflerinde haber verilmektedir;

“Yapacağı işi ehli ile istişare edene, o işin en güzeli nasip olur.”  (Taberani)

Bize ulaşan kaynaklardan öğrendiğimiz kadarıyla gerek peygamber Efendimizin gerek kâmil insanların, sürekli istişare ettiklerine rastlamaktayız.

Aklı ve imanı kâmil olan Peygamberler, kâmil insanlar, yapacakları işleri istişare etmişler. Daha sağlıklı kararlar almak, daha güzel işler yapmak istiyorsak eğer, bizlere de düşen görev; istişareye çokça başvurmak olmalıdır.

Çağımızın bilgesi Prof. Dr. Haydar Baş’ın çağdaşı olarak şuna şahidiz ki bu çağda ondan daha fazla istişareye önem veren kimseyi tanımadım. Allah istişarenin ilmini fikrini ve gönlünü bize nasip eylesin. Ki bereket rahmetinden istifade edelim.

Uğur Kepekçi

 

Bu haber 1376 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
Reklam
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Yeni Taziye Evi Protokolü İmzalandı
Yeni Taziye Evi Protokolü İmzalandı
Kilis'te Korona Virüs Hasta Sayısı
Kilis'te Korona Virüs Hasta Sayısı