Reklam
  • Reklam
Bir ve beraber olma günüdür

Bir ve beraber olma günüdür

Geçtiğimiz yıllarda Ramazan aylarında İsrail'in Filistin üzerine yağdırdığı bombaları ekranlardan izlerdik, üzülürdük…

07 Haziran 2017 - 12:02 - Güncelleme: 07 Haziran 2017 - 14:32

Bu yıl ise ABD Başkanı Trump'ın özellikle Suudi Arabistan ziyareti sonrasında başlayan İslam dünyasındaki yeni kamplaşmayı konuşuyoruz. Kısaca İslam âlemi, mübarek Ramazan ayını, ibadeti, feyzi ve muhabbeti yaşamayı unutarak; Batı'nın ve İsrail'in çizdiği rotada perişan halde yoluna devam ediyor.

Ne Cenab-ı Hak'kın, “Kim bir mümini kasten öldürürse, onun cezası, içinde ebediyen kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisa Suresi, 93) ayeti hatırlanıyor, ne de İslam Peygamberi'nin, “Kim Lailaheillallah Muhammedu’r-Rasûlullah derse, artık onların kanları ve malları haram olur, onları kanları Allah’ın emanı altındadır” (Kütüb-i Sitte Muhtasarı, 17/518) emri dikkate alınıyor.

Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen, Libya, Bahreyn ve Maldiv Adaları Sünni diyebileceğimiz bir cephe oluşturmuş durumda.

Karşılarında ise özellikle teröre destek verdiği gerekçesi ile İran var. İran, Şii dünyanın başıdır. Yaşanan gelişmeler, İslam âleminin yumuşak karnı olan Şii-Sünni kamplaşması ile devletler arasında bir mezhep savaşı demektir…

Hatırlanacaktır, devletler arasında vuku bulacak mezhep savaşı ikazını birkaç yıldan beri yapıyorduk.

Bugün Batı basınında terör ve terörist, Müslüman ile eşanlamlı kullanılıyor.

Avrupa'da İslamofobi sebebiyle Müslümanlar yaşayamaz hale geldi.

Seyahat hürriyetine güvenlik gerekçeleri ile sınırlamalar getiriliyor.

Ama Müslüman âlemi halen “ABD'siz olmaz” tezi ile hareket ediyor.

Her fırsatta ifade ediyoruz; silahların savaşı esasen inançların savaşının bir yansımasıdır.

Ve bizler, “Onların dinine uymadıkça, Yahudiler ve Hıristiyanlar senden memnun olmazlar” (Bakara, 120) mealindeki ayeti hayatımıza geçirmedikçe İslam dünyasının kanayan yarasının kapanmasına imkân yoktur.

Bu noktada "Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt'tir" demeye mecburuz. Şii-Sünni demeden İslam dünyasının tevhidine gitmek, bir ve beraber olmak lazımdır.

Prof. Dr. Haydar BAŞ

Bu haber 1573 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Üniversite Yeni Eğitim Dönemine Hazırlanıyor
Üniversite Yeni Eğitim Dönemine Hazırlanıyor
Arazi Aramasında Tespit Edildi
Arazi Aramasında Tespit Edildi