Konteynır Kentteki Lüksün Getirdikleri


Kilis, iki konteynır kent, yeni yapılan 5 bin kişilik bir geçici kabul merkezi ve şehir merkezinde yaşayan on binlerce Suriyeli ile en fazla yabancı mülteci nüfusunu barındıran iller arasında ilk sıralarda yer alıyor.

Biri Öncüpınar Sınır Sahası’nda diğeri Elbeyli’de kurulan konteynır kentler sebebiyle Kilis, Suriyeliler için bir cazibe merkezi haline dönüşmüşe benziyor. 3-4 ay gibi çok kısa zaman zarflarında inşa edilen konteynır kentlerde alt yapıdan, sosyal yaşam alanlarına kadar her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş! Suriyelilere bağlanan maaşlar, sağlık ve diğer ihtiyaçlarının bedelsiz karşılanması konteynır kentlere yerleşmeyi daha cazip hale getiriyor.

Bu nedenle Suriyelilerin büyük çoğunluğu konteynır kentlerde kalabilmek için adeta can atıyor. Reyhanlı’daki patlamadan sonra Musalla’daki parka yerleşen 4 bin civarında Suriyeli mültecinin Elbeyli Beşiriye’de kurulan konteynır kentte alınmak için yaptıkları gösteri, Türkiye gündemine oturmuş ve ana haberlere dahi çıkmıştı.  

Bir şehir anlayışla hizmet götürülen konteynır kentlerde her şeyin mükemmel vaziyette olması için mesai harcanırken, parasal anlamda ciddi bir harcamanın olduğu da dikkatlerden kaçmıyor. Kilis halkı arasında “konteynır kentte günde iki traktör ekmek dökülüyormuş” gibi söylentiler dolaşması, bu durumun halk nezlinde de kabul görmediğini gösteriyor. Kilis’in hizmet açısından birçok eksiği bulunurken, konteynır kentlerdeki mükemmellik herkesin dikkatini çekiyor.   Ülkemize gelen yabancı temsilcilere karşı bir övünç kaynağı olarak lanse edilen konteynır kentler, her ne kadar bir gurur kaynağı olarak gösterilse de bu durumun bazı sakıncaları olduğu da unutulmamalıdır. Çünkü rahat ve sorunsuz bir barınma olanağı sağlayan bu konteynır kentlerin varlığı, Suriye’deki iç karışıklıktan kaçan insanların Ürdün, Lübnan, Irak gibi komşu ülkeler yerine Türkiye’yi tercih etmelerine sebebiyet verecek ve dolayısıyla ileride ülkemizde yerleşik mülteci sayısının da artmasına neden olacaktır.  

Şehirlerde kalan yüzbinlerce Suriye vatandaşı haricinde konteynır ve çadır kentlerde kalan 200 binin üstünde Suriyeliyi bakmak durumunda kalan Türkiye’nin üstündeki bu yük her geçen gün artacaktır. Bir mülteci akını karşısında çaresiz kalacak olan Türkiye’nin Suriye’ye karşı barışçıl bir tavır alması ve en azından Türkiye’de yaşayan Suriyeli mültecilerin burada kalması için değil, kendi vatanlarına dönmesi için çaba ve mesai harcaması gerekmez mi?

Selim Baytürkmen