Kilis’in durumu vahim!


Kilis Güneydoğu Anadolu bölgesi’nin güneybatı bölümünde yer alan bir sınır ilimizdir. Suriye sınırına6 kmuzaklıktadır. Ekonomisi tarıma dayalı olan Kilis’te üzüm ve zeytincilik en önemli ürünlerdir.

 

Kilis’in tarihi, hicretin ilk yıllarına dayanmaktadır. 622 yılı sonrası İslam egemenliği altına giren Kilis, Bizans’a karşı bir sınır karakolu niteliğini sürdürmüştür. Bu yıllarda Halep ili merkez sancağına bağlı olan Kilis’te 5000’i çeşitli dinlerden olmak üzere 20.000 nüfusun yaşadığı bilinmektedir.

 

Oylum köyünde yapılan kazılarda, Hz. İbrahim Peygamberin yaşadığı iddia edilen kayıp şehir ve büyük İskender’e ait olduğu ileri sürülen hazine bulunmuştur. Yine bu kazılarda insanlık tarihine ait 9 bin yıllık kalıntıların bulunduğu söylenmektedir.

 

Cumhuriyet döneminde, Gaziantep iline bağlı serhat bir ilçe olan Kilis, yıllardır hasretini duyduğu il olma isteğine, 6 Haziran 1995 tarihinde kavuşmuştur.

Kilis kültürüne, inancına ve sosyal yaptırım olan normlara bağlı bir şehirdir.

 

Küçük bir il olduğu için herkes birbirini tanır. En ufak şehir haberleri dahi büyük bir hızla halk tarafından duyulur. Bu nedenle özellikle sosyal yaptırımlardan ve kınanmalardan dolayı, insanlar her hareketine dikkat eder, toplumun huzurunu bozacak hiçbir fiile kalkışmaz.

Kim, kimin kızı ya da oğlu herkes tarafından bilinir. Bu nedenle, kimse kimseye yan gözle bakamaz, hırsızlık yapamaz, emanete ihanet etmez.

 

Fakat Kilis’te yaşadığımız bu son 2 yıl için aynı şeyleri söylemek mümkün değil.

Suriye’den getirilen mülteciler şehri öylesine istila ettiler ki, halk sokağa çıkmaya korkar oldu.

 

Sakal tarzları farklı olan, bıyıkları olmayan 20–30 yaş arası mültecilerin görünüşlerinden halk, tedirgin durumda. 15–20 yaş arası Suriyeli mülteci kızlar, Kilis’te esnafların yanında çalışırken görmek mümkün.

 

Demiştik ya burası küçük şehir olduğundan herkes birbirini tanır, işte bu nedenden dolayı kilise yeni gelen birini fark etmek çok kolaydır. Bizde şu anda yeni gelenleri fark ediyoruz. Ama bu gelen kişiler maalesef Türk değiller.

 

Büyük çoğunluğunu mültecilerin, yani Suriyelilerin oluşturduğu yabancılar arasında, sırtında çanta ile dolaşan bu insanların, El Kaide ve El Nusra militanlarının olma ihtimalleri üzerine halkın tedirgin olduğu gözlenmektedir.

 

Ayrıca İngilizce konuşan saç ve göz renkleri farklı birçok ajanların, geceleri ellerinde listelerle şehrin sokaklarında, Suriyelilerin evlerine girip çıkması Kilis’te bazı çetrefilli hareketlerin olduğunun da delilidir.

 

Çeşitli kandırmaca ya da oyunlarla yahut ta üç-beş kuruşa vatanını bırakıp Türkiye’ye, özellikle de kilise gelen Suriyeli mültecilerin içinde bulunduğu hayat, geldikleri yeri aramalarına ve pişman olmalarına da sebeptir.

 

Bir gece, geç saatte yaptığımız bir akraba ziyaretinden dönerken, öylesine farklı manzaralara şahit oldum ki! Kaldırımlarda başı ucunda köpeklerle uyuyan insanlar, çamaşırlarını cami ağaçlarına ve merdivenlerine asanlar, banyo yapamadığından dolayı sineklerin konduğu el ve yüzler…

 

Kilis’teki camilerin hepsi mültecilerle dolu, sokaklarda kaldırımlarda yatan bu insanlar nereye kadar bu şekilde yaşayabilirler. Şu anda kış mevsiminin gelmesi onları yeterince rahatsız etmektedir. Bu rahatsızlıktan dolayı maalesef Kilis’te daha önce hiç görülmeyen olaylar vuku bulmaktadır. Tecavüz, cinayet, hırsızlık, gasp…

 

Yaklaşık 4 ay önce, kilisin en işlek caddesi olan Ayşecik parkı önünde, tüyler ürpertici bir trafik kazası yaşandı ve daha 17’sinde bir gencimiz hayata veda etti. Fakat ne acı ki; faili meçhul hala bulunamadı. Çünkü kazaya sebep olan araç, Suriye plakalı ve şoförü de Suriye’den gelen mültecilerden biri.

 

Bir olayda Karataş mahallesinde yaşandı. Evini Suriyelilere kiralayan bir mülk sahibi, 5 aylık kiranın ödenmemesi üzerine evden çıkmasını istediği, Suriyeli kiracısı tarafından bıçaklı saldırıya uğradı. Fakat o kişilerde ne yazık ki hiçbir cezaya uğramadılar.

 

Bir söz vardır “kim kime, dum duma” kilisin şu an ki durumu aynen böyledir. Sınır kapısı evinizin herhangi bir kapısı gibi olmuş, giriş ve çıkışlar serbest. Şehrimize kimin girdiği belli değil. Suçu işleyen, bir iki gün sınır ötesine geçiyor, daha sonra yine sınır içindeler. Onların tabiriyle,“ikinci Halep, Kilis” olacakmış. Yani Kilis’i bu kadar sahiplendiler.

 

 Ben Kilisliyim ve Kilis’teyim. Yaşanan olayları yakından gördüğüm için rahatlıkla söyleyebilirim ki, Kilis tarih olmak üzere!

 

Behiye inekçioğlu