Eğitimde Milli Ekonomi Modeli’ne olan ihtiyaç


Eğitim, bir insanın hayatı boyunca devam ede gelen ve yaşamın her sahnesinde rol alan süreçtir. Toplum, aile ve sosyal ilişkilerimizde edinmemiz gereken davranışların ve kurallar bütünüdür.

Öğretim ise, bilim, sanat ve el becerileri gibi konularda, bilen birinden öğrenilen bir olgudur.
Sıkça kullandığımız “ eğitim ve öğretim “ aslında insanın kişiliğini ve geleceğini önemli ölçüde etkileyen bir faktördür.

O halde eğitim-öğretim sistemi, aslında toplumun geleceğini hazırlayan birimdir. Bu birimi yöneten kişiler, geleceğe ışık tutan gençlerin, beceri, beklenti ve ihtiyaçlarını tespit edip, çözümler üretmelidir. Ancak bu şekilde toplum, hem sosyal hem de ekonomik refaha erişir.
Maalesef ki, Türkiye de eğitim ve öğretim den sorumlu olan MEB’ lığı, çalışmalarında bu gerçekleri göz ardı etmektedir.

ÖSYM, “2010-2011 Yükseköğretim istatistikleri” kitabında çeşitli bölüm ve fakültelerden mezun olan öğrenci sayısını 3.817.086 olarak açıkladı.

Peki, bu öğrencilerin;
1- Mezun olduktan sonra kaç tanesi iş bulabildi?
2- İş bulan yüzdeliğin ne kadarı kendi bölümünde hizmet verebilmekte?
3- Farklı bölümlerden mezun olan, bu öğrencilerin kaç tanesi, bitirdiği bölümü severek okudu?

Bu soruların cevapları aslında halk arasında söylenen, “simit satan diplomalı” ifadesiyle cevabını bulmaktadır.

Bu gençlik hayattan ümidini kesmiş, üretkenliği bastırılmış, mekanik bir nesil olarak yetişiyor. 4 yıl lisans programından mezun olmuş, atanamadığı için, yüksek lisans yapmaya çalışıyor, yetmiyor, kpss engeline takılıyor. Birçok öğrenci bölüm bitirdikten sonra, onca para harcayarak formasyon almasına rağmen, ilerde iş bulamama endişesinde.

Ve bu bölümleri okumayı işkence gibi gören gençlerimizin, birçoğu, aslında iş bulma ve para kazanma beklentisiyle okumaktadır.

İstemediği halde, sırf o bölüm popüler diye okuyan ve mezun olan gençler, ilerde iş hayatlarında ne kadar verimli olabilir?

Peki, ne olacak halimiz?

Aslında çözüm gün gibi aşikâr. Eğitim de fırsat eşitliğini sağlayan, becerilerine göre bölüm seçmeye olanak sunan, mesleki alanda istihdam önerileriyle hazır olan, plan ve projeleriyle çağ’a çığır açan “MİLLİ EKONOMİ MODELİ” çözümün tek adresidir.
Biz gençler, sınavlarla engellenen, ekonomik harcamalarla zorlaşan ve iş bulamama korkusuyla mezun olan nesiller olmak istemiyoruz.

Bize “sınavsız üniversite müjdesini veren, her bölümde gelecek garantisi sunan ve eğitim harcamalarından arınmış “MEM”nin uygulanmasını istiyoruz. Ve bu modeli bizlere sunan Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızı destekliyoruz.
Çünkü bizler artık çözümün bu modelle ve bu liderle sağlanacağına inanıyoruz.

Behiye inekçioğlu