Ayıp’ı Geç Günah’a Bak


Toplum psikolojisi her zaman dikkatimi çekmiştir. Çünkü toplum psikolojisi, içinde bulunduğu toplumun, inanış, kültür, teknoloji ve ekonomisini yansıtır. Böylelikle o toplumda var olan bireylerin herhangi bir olay ya da düşünce karşısında kişisel olarak verecekleri tepkiyi tahmin etmeniz çok kolay olur.
Bazı bölgelerde çok normal karşılanan durumlar, bazı bölgelerde çok büyük tepkilere yol açabilir.

Mesela birçok ülkelerde gülümsemek, güven, içtenlik ve samimiyet olarak algılanırken, Japonya da ciddiyetsizlik ve ukalalık olarak algılanır. Bu sebeple Japonya da güler yüzlü insanlar esnaflık yapamazlar. Çünkü gülen esnafların müşterileri olmaz.

Mesela Güney Kore de misafire çay ikram etmek çok büyük bir anlam taşır. Bu ülkede birine çay ikram etmek o kişinin özel olduğunun belirtisidir. Oysaki Türkiye de çay sosyal hayatta sürekli var olan ve ikramı gayet normal karşılanan alışılagelmiş bir içecektir.

Başka bir örnek verecek olursak, Çin de böcek yemek gayet normaldir. Hatta misafirlere kavrulmuş hamam böceği ya da ızgara akrep ikram etmek gayet normal karşılanırken bu durumu kendi ülkemizde yaptığımızı düşünelim! Düşünmesi bile insana “olur mu öyle şey?” dedirtiyor.
İşte bunun sebebi kültür inanış ve hayat tarzındaki farklılıklardan kaynaklanmaktadır.

Bu farklılık aynı ülkedeki toplumun bölgelerinde bile değişiklik gösterebilir. Bu konuya da yine kendi ülkemizden örnek verecek olursak, bazı bölgelerde yabancı bir kadına “yenge” ya da “abla” diye hitap etmek o kişinin o kadına olan saygısını yansıtırken, bazı bölgelerde bu hitap çok ayıplanmaktadır.

Bu farklılıklar hayatının tamamını içine alır. Özellikle, ölüm, doğum, evlilik eğitim merasimleri, bayramlar gibi birçok alanda boy gösteren bu olgunun adı kültürdür.
Fakat kültür aslında en çok, inançtan etkilenmektedir. İşte bu sebeple kültürün yaptırımı olan “ayıplar” aslında inancın yaptırımı olan “günahlar” la örtüşmektedir.

Ama bu durum her zaman böyle olmamaktadır. Bazen ayıplarla günahlar çelişip zıtlaşabilmektedir.
Mesela tokalaşmak…

Bir bayanın bir erkekle tokalaşması dinimizce günahtır. “sizden birinizin başına demirden bir iğne batırılması, kendisine helal olmayan (yabancı) bir kadına dokunmasından daha hayırlıdır.” (Taberani –Beyhaki; Elbani, Sahihu’l Cami; Hadis no: 5045)

Fakat bazı yerlerde ve bazı durumlar da tokalaşmamak çok büyük bir saygısızlık olarak karşılanmaktadır.

Bu durum bazen tam tersi de olabiliyor. Mesela dinimizin müsaade ettiği birçok fiilde sırf ayıp diye geride de kalabiliyoruz. Hemen buna da örnek vermek isterim. Mesela “vatan sevgisi imandandır” hadisine dayanarak cinsiyet fark etmeksizin bir Müslümanın vatanını savunması sünnetir, hatta emirdir. Fakat bazı yörelerde, öyle bir olguyla dayatılan kültür var ki; kadının politika ya da gündemle alakalı tespitler sunması ayıplanıyor.

İşte bu sebeple hayatımızda bazen ayıplanabiliriz. Ama bizim ölçümüz günahlardan kaçınmak olursa, ayıplanmanın önemini çürütür, doğrunun ayıpla değil de günahla şekilleneceğini tespit ve ispat etmiş oluruz.

Behiye Alioğlu