KİLİS’İN SÜTÇÜ İMAMI SAKIP BEY


Yaklaşık on yıl kadar önce kaleme aldığımız bu yazımız dostlardan, küçük büyük birçok hemşerimizden ilgi ve takdir gördü. Hatta zaman zaman başka illerdeki sağduyulu dostlarında teveccühünü celbetti. Bu sebeple Kilis’imizin düşman işgalinden kurtuluş yıl dönümünde bu yazımızı sizlerle yeniden paylaşmak istedik.

Yıl 1920. Gâvur Fransız Kilis’te. Milletin dini, imanı, canı, onuru ve namusu ayaklar altına alınıyor. Şehir içinde ve özellikle cephede Kilisli vatansever mücahitler namuslarını çiğnetmemek, Belde-i Gülizar Kilis’i teslim etmemek için Fransız’a karşı tüm gayretleriyle ve kanlarının son damlasına kadar direniyorlar.

O günlerde henüz Kuvvay-ı Milliye hareketine fiilen katılmayan, şehir içinde halkı milli mücadeleye katılmak için teşvik çalışmaları yapan Sakıp Bey; şehir merkezinde adi bir Fransız askerinin Kilisli bir kadının peçesini açmak için uğraşırken görür ve hiç tereddüt etmeden o Fransız askeri ile beraber dört Fransız askerinin daha leşini oracıkta yere serer.

Çünkü silahında beş tane kurşunu vardır. Bu olay üzerine Sakıp Bey hemen evine döner mavzerini ve fişeklerini kuşanır anasına durumu anlatır ve “Anacığım memleket yangın yeri iken bize burada durmak haramdır. Hakkını helal et anam.”der. Sınır boyunda verilen Milli Mücadeleye, Kuvvay-ı Milliye hareketine bir fiil iştirak eder.

 25.Mart.1920 günü seher vakti Suriye sınırındaki Bek ovasında çetin bir mücadele başlar. Kuvvay-ı Milliyeciler, Fransızların zırhlı ve uçak desteğine rağmen düşmanı perişan ederler. Fakat Sakıp Bey ortalıkta yoktur. İslam Bey telaş içinde dostunu aramaya başlar. İslam Bey bir tepe üzerinde yüzükoyun kanlar içinde ve titreyerek yatar halde Sakıp Bey’i bulur. İslam Bey henüz canını teslim etmeyen Sakıp Bey’i çevirir ve aralarında şu konuşma geçer:

 İslam Bey: “Hemen sargı bezi, su getirin. Koşun Sakıp vurulmuş, Sakıp vurulmuş.” Sakıp Bey: “Kardeşim yorulma çocukları da yorma vakit  tamamdır. Ben bu tepede inşallah şehit olacağım. Sana vasiyetimdir göğsümde bir bayrak var. Ben onu sizlerle beraber hükümet konağına çekmeye arzuluyordum; fakat bunu göremeyeceğim. Bana söz ver benim yarım kalan işimi sen tamamla” der. Şahadet getirir ve hayata gözlerini yumar. Sakıp Bey artık Şehit Sakıp Bey olmuştur. Şehit Sakıp’ın kanı ile daha da kızaran al bayrağı alan İslam Bey: Sakıp benim, ben Sakıp’ım sözümü tutacağım diyerek gözyaşları içinde haykırır. Şehit Sakıp Bey’in şahadetinden 252 gün sonra Fransızlar arkalarına bakmadan gizlice kaçarlar. 7 Aralık 1921 günü Şehit Sakıp’ın bayrağı vasiyeti üzerine İslam Bey tarafından kalabalık bir topluluk eşliğinde hükümet konağı bayrak direğine çekilir.

Şehit Sakıp Beyin şahadet haberini alan annesi Belkıs Hanım:”Söyleyin bakalım kurşunu sırtından mı göğsünden mi yemiş?” diye sorar. İslam Bey:”Belkıs ana, Belkıs ana tam kalbinin üstünden” deyince Belkıs Hanım: “Şükürler olsun Allah’ıma hakkım helal olsun oğluma. Eğer deseydiniz kurşunu sırtından yedi vallahi billahi O’na hakkımı helal etmezdim. Benim Sakıp adında bir oğlum var demezdim. Benim oğlum kaçmaz benim oğlum kaçarken kurşun yiyip ölmez.”der. Bu konuşma  İslam Bey ve diğerlerini gözyaşlarına boğar.

Anlatılanlara göre Şehit Sakıp hiçbir zaman siper almamış daima ayakta, koşarak, göğüs göğüse savaşmış. Onun ve diğer şehitlerimizin ruhları şad, nur-u pak olsun. Allah bu millete bir daha Kurtuluş Savaşı yaşatmasın.

Ahmet  BENLİOĞLU

 Kaynakça: BARUTÇU, Ahmet; Muhteşem Gün Der. Kent Gazetesi Yay. Kilis, Ekim 1996 Rahmetli Ali Uzun Beyefendinin Şifa-i Notları.