Mücadele Ederken Yılmak Yok


Aynı anda derin bir süt küpüne düşen biri çalışkan, diğeri tembel iki farenin masalını duydunuz mu hiç? Bu hikâye şöyledir:

“Süt dolu bir kabın içine düşün tembel fare debelenir, çırpınır ve düştüğü süt küpünden hiçbir şekilde çıkamayacağına inanır. Derin süt küpüne dalarak intihar eder. Çalışkan fare ise aynı tembel fare gibi debelenip durur. Yukarı doğru kendini iter kurtulamaz, bir şeylere tutunmak ister, yine çaresiz kalır. Ama hiç durmadan çırpınır! Bu çırpınış ve debelenmelerinin sonunda ayaklarında büyük bir yağ tabakası oluşur.(tıpkı yayık yayarken hareket sonucu oluşan yağ gibi) ve çalışkan fare hayatta kalır.”

 Bazen herhangi bir düşünce ya da bir fikri etrafınızdakilere kabullendiremeyebilirsiniz. Sizden,  etkilenebilirler, bu fikir onlara çok mantıklı gelebilir, sorularına cevap olabilir, hatta hoşunuza gidip işine de yarayabilir. Ama her zaman etrafınızda gerek kibri, gerek cehaleti, gerekse inadı yüzünden fikrinizi kabullenemeyenler olacaktır. Bundan dolayı yılmayınız. Mücadelenize devam ediniz. Hatta bu mücadelenin sizi olgunlaştırıp geliştirdiğini düşünerek, kendinizi geliştirmek için bu süreci fırsat biliniz. Çünkü her uğraş ve her çaba bir gerçeğin ortaya konması için sarf edilen bir emektir. Ve unutmayınız hiçbir emek yerde kalmaz! Belki karşılığını hemen almak istersiniz, bazen yorulabilirsinizde. Bu düşünceye teslim olmadığınız sürece, bu gayet normal ve insani bir şeydir.  Sabırla yolunuza devam ediniz.

Bakmak ile görmek arasında ne kadar büyük bir fark var ise, anlamak ile kavramak arasındaki farkta en az onun kadardır. Söylediklerinizi muhatabınıza anlatabilirsiniz ama onun bunu kavraması bazen süreç bazen de yaşanmışlık isteyebilir. Bazen de yukarıda belirttiğim sebeplerden dolayı sindiremez gerçekleri. Burası çok önemli “ her ne kadar sindiremese de kabullenmese de, er ya da geç bu gerçeklere teslim olmak zorunda kalacaktır.” İşte bu sonuç, sizin yılmamanıza ve savunduğunuz fikri anlatırken kendinizi yenileyerek yaptığınız hitaba bağlıdır.

 Yani aynı fikri, farklı sunum, farklı tını ve farklı bir örneklemeyle daha önce kabullendiremediğiniz insanlara, kabullendirmek çok büyük bir olasılıktır.

Alışkanlıklarımız tek düze olursa, düşünmeyi ve araştırmayı frenleyen ve beynimizi tembelleştiren davranışlardır. Tıpkı bir otomasyon gibi.

Şöyle düşünmek lazım, güneş her gün doğuyor ve batıyor. Bu bir otomasyondur. Ve güneşi sürekli gören insanların, güneşe bakışları çok yalın olur. Çünkü her gün, aynı güneş doğuyor ve batıyor yani alışılagelmiş bir durum. Ama birileri güneşin sunduğu ışığı, bu ışıktan elde edilen faydayı, ya da güneşin ona sunduğu enerjiyi ve bu enerjiden elde edilen faydayı örneklemelerle anlatsa, güneşe olan bakış açısı o gün için farklı olacaktır. İnsanlar güneşe bakarken zihinlerinde yorum yapacaktır.

Bu sebeple yılmadan istikrarlı bir şekilde, doğruyu savunurken, kendimizi de yenilemek başarıya ulaşmak için bir iksir olacaktır.