Asker Mevsimi


Geçen gün gittiğim şehirlerarası otogarda karşılaştığım manzara beni çok etkiledi. Önce davul ve zurna sesleri, daha sonrasında ise arkadaşının omzuna binmiş, sırtına Türk bayrağını sarmış, 20’lik gençler.

“En büyük asker bizim asker!” diye uğurlanıp, gözyaşı ve gururla arabaya binen bu gençlerin hallerini görünce duygulanmamak elde değil.
Her peronda Mehmetçiğim diye, yavrusuna sarılan analar var.
O anda düşünmeden edemiyorsunuz; “ey vatan ne mukaddessin!”
Yavrusunu, düğün yaparcasına senin için gönderen anneler var. En güzel dönemlerinde sana hizmeti borç bilen gençler var. Mukaddesliğin karşısında birleşen, farklı anlayışlar ve toplumlar var.

Evet, farklı anlayış ve toplumlar… Çünkü gördüğüm bir manzara bana bunu ispatladı.
Askerinin omzuna elini atmış, başına lila renk fular sarmış bir anne ve arkasında 70 kişilik bir halay ekibiyle otogara giren bir gurup dikkatimi çekti. Urfalı olduklarını söyleyen bu gurup, dışarıdan bakıldığında önyargı oluşturmaya müsait bir guruptu.

Benim anlamadığım bir dilde annesi bir şeyler söyleyip ağlamaktaydı. Oğlu arabaya bineceği sırada, zılgıt eşliğinde dualarla “ vatan sana oğlum feda” diyen bu annenin hali beni çok gururlandırdı.

Ayrıştırma politikası güdüp, bu insanları ötekileştirenlerin, o anki tabloyu görmesini öylesine istedim ki…
Bu tablo aramızda hiçbir ayrı-gayrının olmadığını ispatlıyordu.
Bu tablo da “biz biriz” sesleri yükseliyordu. Bu tablo da “mevzu bahis vatansa, gerisi teferruattır” inancı hissediliyordu.
Bu tablo da, siz bizi bölemezsiniz, bizler, Müslüman Türk’üz haykırışları vardı.

72 millet bir çatı altında birleşerek, önce vatan edasıyla, yavrusunu askere uğurluyor. Hem de büyük bir gururla.
Şimdi siz bu anlayışı federal sistemle yıkacağınızı mı zannediyorsunuz?

Yani sen şu etnik gurupsun, ben bu etnik gurubum diye ayrıştıracak mısınız?
Sizler bunu ancak rüyanızda görürsünüz!

Bu topraklarda yaşayan her soydan insanın, peygamber ocağı diye nitelendirerek, uğurladığı Mehmetçikleri varken, bu emellerinize ulaşamazsınız!
“Vatan sevgisi imandandır” hadisine inanan Türk halkının, en zor şartlarda bile, vatanına canı pahasına sahip çıkacağını sizde biliyorsunuz.
Çanakkale bunun ispatıdır.

Hasta adam diye nitelendirilen bir devletten, M. Kemal Önderliğinde, Kuvay-i Milliye çatısı altında, 72 milletin bir olmasıyla şaha kalkan, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varoluşu bunun ispatıdır.

Ve son olarak; Urfalı o annenin, mukaddes gördüğü uğruna oğlunu gönderdiği ve bundan gurur duyduğu bu inanç, bunun ispatıdır.
Şimdi siz ne yaparsanız yapın, bu halkı ayıramazsınız. Ve bu halk, Müslüman olduğu sürece, Türklük şemsiyesi altında BİR olacaktır…

Behiye Alioğlu