Gerçekle sahtenin seçimi


Türk siyasetinde yıllardır uygulanan seçim sistemi; hem etik olarak, hem temsil olarak, hem vicdani olarak gerçeklere uygun değil. Sistemin kendisi yanlış üzerine bina edildiği için bu sahada yalan hâkim vaziyete geçmiştir. Sistem yalan ve yanlış olunca sistemin aktörleri de plan ve projelerini yalan ve yanlış üzerine bina ettiler. Bu yolla, bu sistemle halkın iradesinin sandığa yansıması asla söz konusu olamaz. Çünkü halkın iradesi gerçek olandır ama sistemin kendisi yalan ve yanlıştır.

Hemen her seçimde yaşananlara baktığımız zaman; Seçim sandığı halkın önüne konmadan yalanlar meydanda cirit atmaya başlar. Seçilecek olan nasıl bir yalan uydursam da seçilsem; seçecek olan ise nasıl bir yalan uydursam da seçsem telaşına düşer. Ortak payda yalan ve menfaattir.

Sözüm ona yaşanan problemlerin çözümü için seçim yapılır ama değişen hiçbir şey olmaz. Problem olduğu yerde durur, değişen aktörlerdir. Bu seçim maratonu, her seçimde tekrarlanır.

Bu süreç, Prof. Dr. Haydar Baş’ın siyaset sahnesinde görünmesine kadar böyle devam etti. Hayatını “önce insan” tezi ekseninde sürdüren ve sosyal hayatın bütün şubelerinde sunduğu çözümlerle insanla gerçeği tanıştıran Prof. Dr. Haydar Baş, siyasette de insanı yalan döngüsünden kurtarmak için Bağımsız Türkiye Partisi’ni (BTP) kurdu ve burada da çözümler üretti.

Siyasetteki çözüm önerilerini öncelikle dünya ilim adamlarının takdirine sundu. Dünyanın farklı ülkelerinde uluslararası kongrelerle O’nun çözüm önerileri enine boyuna tartışıldı ve gerçekliğine karar verildi.

Bu çözüm önerilerini öncelikle Türk Milleti için uygulamak istemesine rağmen, milletin hep önü kesildi. Sürekli karartma uygulandı. Neticede mahrum kalan hep Türk milleti oldu. Ancak güneş balçıkla sıvanmaz. Rusya başta olmak üzere dünyada yüzü aşkın devlet, O’nun tezinden parçalar almaya ve uygulamaya başladılar. Böylelikle Prof. Dr. Haydar Baş’ın gerçekleri dünyaya mal oldu.

Şimdi yine bir seçim atmosferine girdik ve yine sandık halkımızın önüne kondu. Yine diğer siyasiler tarafından vaadler ortaya atılmaktadır, üstelik bu vaadler Prof. Dr. Haydar Baş Hocamıza ait olan Milli Ekonomi Modeli’nden (MEM) alınmaktadır. Mevcut sistemde yapmaları mümkün olmayan bu projelerin halli için dünya ilim adamları tarafından da kabul gören MEM in uygulanması şarttır.

7 Haziran seçimleri sahte ile gerçeğin seçimi olacaktır. Halkımız tercihini gerçekten yana kullanıp bu güne kadar devam eden yalan ve yanlışlar zincirini kırmalı ve kurtulmalıdır.

 Uğur Kepekçi / 27.04.2015