İnsan Neden Korkar?


Birçok başarı yarada başarısızlığın sebebi korkulardır. Korkular insanların hayatlarında var olan ve insanların hayatlarını yönlendiren olgudur.
Bazı durumlarda başarı, korkularını yenmeye bağlıdır, bazı durumlarda ise korkusuz olmak kaybetmeye neden olabilir.
Bu sebeple neden korktuğun çok önemlidir. Mesela Allah korkusu var olması gerek bir korku, kaybetme zafiyeti de aşılması gereken bir korkudur.

Peki, insanlar nelerden korkarlar?

1- İnsanların büyük bir çoğunluğu, varlıklarını kaybetmekten korkar. Makam, mevki, rütbe, para, mal, mülk… Bu tür korkuları olan insanlar, bu varlıkları kaybetmemek için hırslanırlar. Bu hırs kontrolden çıkarsa ve bu korku yenilmezse sonuç hezimet olur.

2- Bazı insanlar sevgilerini kaybetmekten korkarlar. Sevdiği ya da sevildiği kişiyi kaybetmemek için kendilerinden ödün verirler. Anne, baba, eş ya da bir dost- arkadaş… Eğer ki; bu sevgi ölçüsü doğru kullanılırsa ve kaybetmek istemediğiniz kişiler, aynı gönle vakıfsa, bu korku daha çok sevilip-sevmenize sebep olur. Ama bu sevgi sizin zaafınız olursa ve takıntı haline dönüşürse, aşağılanıp, küçümsenmenize, sebep olur.

3- Bazı insanlar egolarını kaybetmekten korkarlar. Yani gerek duygusal, gerekse sosyal rahatlıkları onlar için önemlidir. Birilerinin övgüleri, toplum tarafından alkışlanmak, belirli bir hayran kitleye hakim olma isteği, bu insanlar için haz ve doygunluk verir. Bu durumdaki insanların ruhsal bunalımla karşılaşmaması mümkün değildir. Birçoğunun da aşağılık kompleksi vardır.

4- Bazı insanlarda özgürlüklerini kaybetmekten korkarlar. Onlara sunulan fırsat ya da seçenekler karşısında alacağı sorumluluğun onun özgürlüğünü kısıtlayacağını düşünerek, belki de farkında olmadan bundan kaçarlar. Bu tür insanlar genellikle bencil insanlardır.

5- Bazı insanlar ise korkularıyla yüzleşmekten korkar. Bu tür insanlar eleştiriye kapalıdır. Kendini kusursuz görür, birilerinin onu eleştirmesinden çok etkilenir ve asla kabullenmez. Hayatları boyunca da sığ kalırlar, kendilerini geliştiremezler.

6- Bazı insanlarında gelecek korkusu vardır. Sağlam bir iş, doğru bir eş, güzel bir hayatları olsun isterler. Bu istek yerinde ve doğru bir istek olmasına rağmen, kontrol edilmezse, insanı bencilleştirip, gayesiz bir insan kalıbına dönüştürür.

Korkuların birçoğu, bu şekildedir. Fakat bazı korkular vardır ki, insanı daha çok güçlendirip, doğru şekillendirir. Mesela, yanlış yapma ve yanlış düşünme korkusu. Söylediğiniz düşünce ya da yaptığınız fiiller de bu tür korkularınız varsa, yaptığınız her eylemi ya da düşüncenizi sağlam temeller üzerine oturtmak istersiniz. Kendi fikirlerinizi dahi beyan ederken, kanıtlayarak örnek göstererek, ispatlama gereksinimi duyarsızınız. Bu da sizi geliştirip, güvenilir olmanızı sağlar.

Ya da inancınızdan ödün vermekten korkarsınız. Farkında olmadan dahi, gönlünüze yanlış şeylerin girmemesi için, gönlünüzü çelik bir zırh gibi her şeyden korumak isterseniz. Bu durumu geçiştirmelik hale dönüştürüp, kafanızda ki soruların üstünü örtmeye kalkışırsanız, daha büyük endişelerle karşılaşıp, gönlünüze daha çok zarar verirsiniz. Her sorunun cevabını araştırıp gönlünüzü tatmin ederek, inancınızı şeffaflaştırabilirsiniz. Bu nedenle de sormaktan çekinmemek en büyük etkendir. Araştırmak ve doğruya ulaşmak için çabalamak gerekir. Çünkü cevapsız soru yok, cevap veremeyen muhatap vardır.

Her insan korkar. “ben korkusuzum” diyen insanlar dahi, korkak olarak görünmekten korktuğu için bu cümleyi söyler.

Korkularımızla yüzleşelim. Yüzleşelim ki, hangi korkuların bizi nereye götürecegini bilelim. Bilelim ki, yenmemiz gerek korkuları yenip, edinmemiz gereken korkulara sahip olalım.

Behiye Alioğlu