Kurban Bayramı


 

Ben, insanları ve cinleri, ancak bana ibadet/kulluk etsinler diye yarattım. (zâriyât -56) hitabını duyan insanoğlunun dünyadaki bütün işleri Allahın rızasını kazanmak içindir.

Onun namazı orucu haccı zekâtı hulasa bütün iyi ibadetleri Allaha kulluğunun bir gereği ve ispatıdır bu bağlamda kurban kesme ibadetlide insanları cenabı Allaha yaklaştıran bir ibadettir.

Bu konuda Kur’ân-ı Kerim’de şöyle ifade buyrulmaktadır: “Biz her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanların üzerine Allah’ın adını ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık İlahınız tek bir Allah’tır. Şu halde yalnız O’na teslim olun.” [Hac 22-34]

Kurban bayramı bayram namazından evvel camilerde vaazların baş konusu hazreti İbrahim peygamberin oğlu Hz. İsmail as Allah’a kurban olarak adaması kıssasıdır. 

Hz. İbrahim, bir oğlu olursa, Allah yolunda onu kurban edeceğini adamıştı. Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra oğulları olmuş, fakat o, adağını unutmuştu rüyada kendisini, oğlu İsmail’i kurban ediyor görünce, adağını hatırlamıştı.

Konuyu oğlu İsmail’e açmış, oğlu da bu emre büyük bir teslimiyet göstermişti Allah cc. onların bu büyük teslimiyeti karşısında Cebrail as vasıtasıyla İsmail as yerine bir koç göndermiş ve onu kurban kesmiştir

Cenabı Allah Kura’n-ı Kerim’de bu kıssayı şöyle anlatıyor: 

“İbrahim ‘Ey Rabbim, bana iyilerden (bir oğul) ihsan et’ dedi. Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik. Oğlu yanında koşacak çağa gelince, ‘Ey oğlum, ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin ?’ dedi. (İsmail) Babacığım, sana ne emrolunuyorsa yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.’ dedi. Her ikisi de Allah’a teslim oldular (Allah’ın emrine boyun eğdiler). İbrahim, oğlunu şakağı üzerine yatırdı. Biz de ona şöyle seslendik: ‘Ey İbrahim, rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı.’ Dedik ve ona (İsmail’e karşılık) büyük bir kurbanlık fidye verdik. Kendisine sonradan gelenler için de iyi bir nam bıraktık. Selam olsun İbrahim’e. İşte biz iyilik yapanları böyle ödüllendiririz. Çünkü 0, bizim mümin kullarımızdandır.” (Saffet 100-111)                       

 

Peygamberimiz hadislerinde kurban kesmeyi teşvik etmiş ve kurban kesenlere büyük müjdeler vermiştir.

 

Kurban bayramında yapılan amellerden Allah’ü Teâlâ katında kurban kesmekten daha kıymetlisi yoktur. Daha kanı yere düşmeden Allah’u Teâlâ, onu muhafaza eder. Onunla nefsinizi tezkiye edin, onu seve seve kesin! (Tirmizi)

 

“İnsanoğlu Kurban Bayramında Allah’a kan akıtmaktan daha sevimli hiçbir amel yapamaz. Kurbanlık hayvan kıyamet gününde boynuzları, tüyleri ve tırnakları ile (Allah’ın huzuruna) gelir. Kurban kesilirken kan yere düşmeden Allah katında yüksek bir mevki ye çıkar. Öyle ise kurbanı gönül hoşluğu ile kesiniz.” (İbn Mac)

 

Kurbanın derisindeki her tüy sayısınca size sevap vardır. Kanının her damlası kadar mükâfat vardır. O sizin mizanınıza konacaktır. Müjdeler olsun! [İbni Mace]

 

Ya Fatıma, kurbanının yanına git! Kesilirken orada bulun! Kurbanının yere akacak ilk kandamlasıyla, geçmiş günahların affedilir. [İ. Hibban]

 

Nisap miktarına malik olan her Müslüman kurban kesmekle yükümlüdür maddi durumu iyi olduğu halde kurban kesmeyenleri bakın dinimiz nasıl korku ile uyarıyor hadis-i şerifte peygamberimiz ne buyuruyor;

“Hâli vakti yerinde olup da kurban kesmeyen, namaz kıldığımız yere gelmesin!” (Hâkim)

 

Kurban bayramını bir tatil günü veya bir et bayramı olarak telakki edilmemeli çünkü “Allah katında günlerin en büyüğü Kurban günüdür.” (Gunyet’üt Talibin) diyor peygamberimiz Kurbanda niyet Allaha yakınlaşmak Resulullahın sünnetini yerine getirmek Allahın rızasını kazanmak olmalıdır.

 

Bakınız, bu konuda Kura’n-ı Kerim’de şöyle buyruluyor:

 

“Onların (kurbanların) ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır.” Esasen Allah Teâlâ ancak takva sahiplerinin yapmış oldukları ibadetleri kabul eder.

 

Hz. Ali (ra) Hz. Peygamber’in (as) şöyle buyurduğu rivayet etti:

“Ey insanlar! Kurban kesiniz, kanlarıyla Allah’tan sevap isteyip umunuz. Çünkü kurbanın kanı her ne kadar yere düşse de hakikatte Allah’ın himayesindedir

 

Gücümüz yettiğince kurbanlarımızı hasta ve zayıf olanlardan değil göze hoş görünen güzel semiz hayvanlardan seçmeliyiz bu konuda peygamberimiz şöyle buyuruyor.

 

Kurbanlarınız semiz olsun. Onlar Sıratta bineklerinizdir. [Zâd-ül mukvin]

 

(Kurbanların en hayırlısı boynuzlu koçtur.) [İbni Mace]

 

Bir rivayette Rasulullah (sav,) iki güzel (kusursuz ve semiz) koç kurban etmiş ve onları kendi elleriyle keserek: “Bismillah’i Allah’u Ekber! Bunlar, benim ve kurban kesemeyen ümmetim içindir” buyurmuştur. (Muttefekun aleyh)

 

Ayrıca kurban, fakir, yetim, yoksul ve kimsesizleri sevindirmek suretiyle toplumda sevgi, birlik ve dayanışma duygularının gelişmesine, insanların birbirleriyle kucaklaşmasına vesile olur kesilen kurban etinin üçte birini yoksullara üçte birini misafirlere üçte birini ise aile efradımıza bırakmak dinimizce uygun görülmüştür kur an kerimde Allah cc şöyle buyuruyor:

“Onlardan yiyin ve eli dar olana ve yoksullara yedirin.” (Hac Suresi ayet: 28);

“Etinden yiyin ve ondan dilenen ve dilenmeyen yoksullara yedirin.” (Hac Suresi ayet: 36)

Peygamberimiz (sav), Hz Aişe’ye: “Kurban etini ne yaptınız?” diye sorduğunda Hz. Ayşe (ra) validemiz: 2Ya Rasulallah! Hepsini dağıttık sadece ön ayakları kaldı” cevabını vermişler. Bunun üzerine Peygamberimiz efendimiz (sav): “Bilakis ey Aişe! Hepsi kalmış ön ayakları hariç buyurmuşlar.”

Rabbim bayramımızı ve kurbanımızı bu şuur içerisinde yaşamamızı nasip eylesin.