Her Şey Senin Bakışlarınla Senle Şekillenir


Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Görünen şey görenin bakışı ile şekil alır. Yani ne gördüğünden ziyade asıl olan şey senin neyi nasıl gördüğündür. Hz. Peygamber (sav) Efendimiz bir gün sahabeleri ile bir yerden bir yere giderken yol kenarında bir köpek leşine denk gelirler. Sahabe efendilerimizin leşten gelen kokudan rahatsız olup, kendi aralarında konuşurlarken, sahabe içindeki rahatsızlığı anlayan iki cihan serveri efendimiz Muhammed Mustafa (sav), “Şu dişlere bakın hele ne güzel inci gibi” der. Herkesin gördüğü bir leşte bile güzellik göre bilen peygambere binlerce salât-u selam olsun. Onun ümmeti olarak belki bire bir aynı şuurla bakamayız; lakin onun yerde yatan bir köpek leşinde gördüğü güzelliği en azından bir birimize bakarken görsek ne hoş olur. Yine günlerden bir gün bir Allah dostu arkadaşları veya talebeleri ile giderken karşılarına bir köpek çıkar, köpek sadece o, Allah dostuna bakarak havlamaya başlar. Etrafındaki talebeleri merak ve hayret içinde o veli kula sorarlar; “Efendim bu hal nedir, bu hayvan neden sadece size havlıyor?” derler. O veli kul tam da kendine yakışır bir cevap verir: “Evlatlarım biz bir aynayız. Her kim bize baksa bizde kendini görür. Bu hayvanda bizde kendini gördü de kendine havlıyor” der. Bunu şu şekilde naçizane açabiliriz. Sayın Haydar BAŞ hocamdan öğrendiğim kadarıyla. İnsan eğer nefsini terbiye eder ve nefsini kendine hizmetkâr eder ise o vakit saflaşan kalp ve tövbe ile günah yükünden temizlenen ruh dış görüntü yani bedeni de etkiler, yani ilahi nur huzur etmeye başlar. Netice de bakan, düşünen, hisseden önce kendinde olanı görür, söyler, duyar da farkında olmaz. İşin bir başka boyutu da hepimiz maya olarak aynı topraktan ve aynı ilahi nurdan yani Allah-u Teâlâ Zülcelâl-i vel İkram Hazretlerinden bir parçadan “nefha-i ilahi” yaratılmış olmamızdır. Yani özümüz mayamız birdir. Benim sende beni, senin bende seni görmen bundandır. Tam bu konuyu yazarken sohbet arası sevdiğim bir ağabeyim Süleyman hocam. “Etrafına dikkat et hac dönüşü insanlar çok şey anlatırlar. Her ne hikmetse içlerinden pek azları yaşadığı manevi havayı feyzi ve muhabbeti anlatır. Gelenlerin çoğu çekilen sıkıntıları, gördüğü kötü muameleyi, pislikleri… Anlatır durur. Ben bunu söyle yorumluyorum. Herkes farkında olmadan kendi ruh halini yansıtıyor. Yani kendini anlatıyor.” Dedi. Bu konuya daha birçok örnek verile bilir, ben maksadın hâsıl olduğunu düşünüyor ve yazımı şu güzel veciz söz ile bitiriyorum. “Görenedir görene, köre nedir, köre ne”