Türkiye’nin çizgisi kalmadı


Köklü tarihe sahip kadim devletlerin dış siyasette bir çizgisi olur. Hangi fikirde hükümet göreve gelirse gelsin; devletin bir politikası, yönetim şekli, kırmızıçizgileri olur. Asırladır süre gelen dostları, düşmanları olur. Bu politikalardan asla taviz verilmez, hatta bu konuda bir değişiklik kimsenin aklından bile geçmez.

Kadim devletler, var olan çizgilerin ve politikaların tarihte yaşanan olaylardan; ilim, kültür, inanç ve geleneklerinden oluşan bir birikim olduğunun bilincinde olan siyasiler tarafından yönetilir.

Bizim ülkemizde, özellikle AKP iktidarlarıyla başlayan süreçte, devletin var olan kırmızıçizgileri sürekli silindi. Tarihten gelen dostluklar düşmanlığa, düşmanlıklar dostluğa dönüştü. Kadim devletlerarasında yer almamıza, asırlarla ölçülen medeniyetimize rağmen; milli güvenliğimizi ilgilendiren konular dâhil, temel öğelerimiz, eğitim ve hukuk sistemimiz, yazboz tahtasına döndü. Anayasamız dahi sürekli tartışma konusu yapıldı. Devletin kurum ve kuruluşları arasında kavgalar oluşturuldu.

Dış siyasette “dün kara denenlere, bugün ak denme modası” başladı. Eskiden alay konusu yapılan eski Cumhurbaşkanı rahmetli Demirel’in “dün dündür” sözüne taş çıkaracak işler yaptılar. Devletin hiçbir dönemde, politika olarak böylesine dönekliği olmadı. Çizgiler; kırmızı, siyah, beyaz derken bırakın renk değiştirmesini, çizginin adı bile kalmadı. Onun için açıkça “Türkiye’nin çizgisi kalmadı” diyebiliyoruz.

Milli görüş geleneğiyle siyasi malzeme yapılan İsrail ve Amerika karşıtlığı; Erbakan ve Erdoğan’ın lideri olduğu hareketleri iktidara taşıdı. Mitinglerinde, salon toplantılarında “katil İsrail” “Büyük şeytan Amerika” “kahrolsun Amerika, kahrolsun İsrail” sloganları hala kulaklarımızda. Merak eden okurlarımız internette söz konusu konuşmaların videolarını izleyebilirler.

Ama gerek Erbakan, gerek Erdoğan iktidarlarında, İsrail ve Amerika ile hiçbir iktidar döneminde olmadığı kadar dostluklar kuruldu. (Yapılan anlaşmalara da kolaylıkla ulaşabilirsiniz.)

Son olarak İsrail ile Roma da varılan anlaşma sayesinde, yıllardır oynanan “oneminut” tiyatrosu sona erdi. Varılan anlaşmayla, kamuoyunu aldatmaya yönelik bazı açıklamalar yapılamasına rağmen, İsrail’in çıkarlarına hizmet edilmiştir. ABD ve İsrail’den gelen açıklamalar memnuniyettir. Anlaşmanın hemen arkasından “kahrolsun” nidaları, yerini “yaşasın” nidalarına bıraktı. İktidar tarafından “İsrail devleti ve İsrail milleti bizim dostumuzdur” açıklamaları geldi.

Önümüzdeki günlerde gelişecek olaylarla gerçekler açıkça meydana çıktığı zaman, kim kimle ne kadar dost imiş göreceğiz. Aklını kaybeden insana deli denir; aklını, hafızasını, çizgisini kaybeden devlete ne denir bir isim bulamadım. Allah sonumuzu hayreyleye…

Uğur Kepekçi / 30.06.2016