Milli eğitim şarttır.


Son yazdığımız makalede “Eğitim ihmale gelmez” dedik. Gerçekten de eğitim bir milletin geleceğini yakından ilgilendiren çok önemli bir unsurdur. İhmali o milletin ve devletin tarih sahnesinden silinmesine sebebiyet verebilir.

Eğitimden nasibi olmayan cahil kalmış toplumlar; ancak ve ancak köle ya da başkalarının işgali altında bir sömürge olarak yaşamak zorunda kalırlar. Tarih bu tespitimizin örnekleriyle doludur.

Eğitimli insanların oluşturduğu toplumların ise başkalarının oyununa gelmesi, yanlışa düşmesi ya da hastalıklı bir yapıya dönüşmesi daha zor belki de imkânsız olur. 

Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk milli bir siyaset, milli bir eğitim, milli bir ekonomi hayal etmiş, hedeflerini de bu yönde belirlemiştir. Ama maalesef daha sonraki siyasiler devletimizin milli hedeflerinden adım adım uzaklaşarak bugünkü gayri milli çizgiye gelmemize sebebiyet vermişlerdir.

Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra siyaset olarak devleti yönetenler, milletimizin yönünü batıya döndürdükten ve AB sevdasına düşürdükten bu yana; ne bir milli ekonomi, ne bir milli siyaset, ne de milli bir eğitim sistemini maalesef oluşturamadık. Özellikle de milli eğitim başlı başına bir sorun olmaktan kurtulamadı.

Değerli okurlarım, elinizi vicdanınıza koyun, aklıselim düşünün. Birkaç senede bir sistem değişikliğine giden bir eğitim yapımız oluştu. Sözüm ona yönünü batıya dönen siyasiler, hangi batılı devletin eğitim sistemine göre eğitim modelini oluşturacağına bile karar veremediler. Eğitim yazboz tahtasına döndü.

Eğitim dönemi başlarken eğitimciler bu dönem hangi kitabı okutacağını, nasıl bir sistem uygulanacağını dahi bilemiyor. Eğitimcilerin hali böyle olursa eğitilecek gençlerin durumu ne olacak?

Gençlik eğitimden gerektiği gibi istifade edip milli bir kimliğe sahip olamadığı için kimlik bunalımına düştü. Gerek inanç, gerek kültür bakımından doğru ölçülere göre eğitilemeyen gençlik; sahte inançlara, sahte fikirlere kapıldı.

Şu anda geldiğimiz noktada dinine, vatanına ihanet edebilecek insanları yetiştirebilen bir hastalıklı yapı oluştu. Türk milleti maalesef bugün dini ve milli bütünlüğünü kaybetme noktasına geldi.

Eğer bugün gençler çeşitli terör örgütlerinin elinde oyuncak, etnik ve dini ayrımcılığa alet oluyorsa; devleti yönetenler, ciddi bir muhasebe yaptıkları takdirde hiç de masum olmadıklarını görecektir.

Yapılacak iş; milli bir eğitim, milli bir siyaset ve milli bir ekonomi modeli olan siyasileri iş başına getirip millet ve devlet olarak bir bilek, bir yürek olmaktır. Bu konuda Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’tan başka biri de görünmüyor. Rabbim milletimize gerçekleri gören bir göz nasip eylesin. Amin.

Uğur Kepekçi