İmam Kazım'a sorulan sorular ve cevapları -1- (Osman Baş)


Bu yazımda İmam Kazım'ın (a.s) meşhur öğrencilerinden Hz. Hişam'ın sorduğu soruları ve İmam Hazretlerinin cevaplarını aktaracağım ki, bu cevaplar hem bireysel ve hem de toplumsal gerçeklerimiz ve de bu gerçeklerin nasıl hayra yönlendirilebileceğinin formülleridir.

"Hişam der ki: İmam'a (a.s.) sordum: 'Eğer hikmeti isteyen bir adam bulsam ve bu adamın aklı, anlatacaklarımı kavrayacak genişlikte değilse ne yapayım?'

Buyurdu ki: Ona nasihat ederek nazik davran. Eğer kalbi daralırsa, nefsini fitneye maruz bırakma. Kibirlilerin cevabından, tepkisinden sakın. Çünkü ilim, gafletten uyanmayanlara anlatıldığı zaman insanı alçaltır.

Dedim ki: 'İlim hakkında soru sormayı akleden birini bulamazsam, ne yapmam gerekir?'

Buyurdu ki: Onun soru sormayı bilmemesini fırsat bil. Böylece söz fitnesinden kurtulmuş olursun. Çünkü fitnelerin en büyüğü tepkidir, reddir.

Bil ki Allah, tevazu gösterenleri tevazularına göre değil, kendisinin azametine ve ululuğuna göre yüceltir. Korkanları, korkularına göre değil, keremine ve cömertliğine göre emin kılar.

Üzülenleri üzüntülerine göre değil, şefkatine ve rahmetine göre sevindirir. Velilerine eziyet edenleri bile rahmetinin kapsamına alan çok şefkatli ve merhametli Allah'ı ne sanıyorsun?

Kendisi uğruna eziyet çekenlere mi merhamet etmeyecek? Kendisine düşmanlık edenlerin bile tövbesini kabul eden, Tevvab ve Rahîm Allah'ı ne sanıyorsun?

Kendisinin rızasını kazanmak için çabalayan ve uğrunda kulların düşmanlığını tercih eden kimselere mi merhamet etmeyecek?

Ey Hişam! Kim dünyayı severse, âhiret korkusu onun kalbinden çıkar. Bir kula ilim verilmişse ve bu ilim, onun dünyaya yönelik sevgisini arttırmışsa, kesinlikle Allah'tan uzaklığı, dolayısıyla Allah'ın ona yönelik gazabı da artar.

Ey Hişam! Temiz akla sahip, gücünün yetmediği şeyleri bırakan kimsedir. Doğruluğun çoğu, hevaya muhalefettedir. Kimin dünyevî arzuları uzarsa, ameli de kötü olur.

Ey Hişam! Eğer ecelin gelişini görsen, bu seni uzayıp giden arzuların peşine düşmekten alıkoyar.

Ey Hişam! Hırstan, tamahkârlıktan sakın. İnsanların sahip oldukları şeylerden ümidini kes. Kullardan bir şeyler bekleme duygusunu öldür.

Çünkü tamahkârlık ve hırs zillettir, aklın çürütülmesidir, kişiliğin bozulmasıdır, ırzın lekelenmesidir, ilmin unutulmasının sebebidir.

Rabbine sarıl ve sadece O'na tevekkül et. Hevasının peşinden koşmaktan vazgeçirmek için nefsinle cihat et. Bu düşmanla cihat etmen gibi senin için bir yükümlülüktür.

Hişam der ki: İmam'a (a.s.) sordum: 'Hangi düşmanla cihat etmek daha önceliklidir?'

Buyurdu ki: 'Senin en yakınında olan, sana düşmanlığı en fazla olan, sana en zararlı olan, sana en büyük düşmanlığı besleyen, sana yakın olmasına rağmen senden gizli olan ve düşmanlarını sana karşı kışkırtan düşmanla savaşman daha önceliklidir. O da İblis'tir.

Onun görevi kalplere vesvese vermektir. Senin, ona karşı düşmanlığın da şiddetli olmalıdır. Ona karşı savaş açmaktan geri durma. Geri durman onun, seni helâk etmesine sebep olur. Ama o, gücüne dayanma bakımından senden daha zayıftır.

Şerrinin çokluğuna rağmen zarar bakımından senden daha azdır. Sen Allah'a sarıldığın zaman, doğru yolu bulmuşsundur."  (yarın devam edelim)…

Osman Baş

Kaynak: Yeni Mesaj Gazetesi