'Prof. Dr. Baş' ve 'MEM' demek bu kadar mı zor? (Murat Çabas)


Merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın BRICS devletlerini dünyanın zirvesine çıkartan Milli Ekonomi Modeli'nin (MEM) projeleri, bir taraftan siyasiler tarafından kopya çekilirken, diğer taraftan da sivil toplum örgütü temsilcileri tarafından isim verilmeden, kendi projeleriymiş gibi öneriliyor.

Halbuki yıllardır ifade ediyoruz, MEM'in göz kamaştıran, cezbedici, devrim niteliğindeki projeleri, Model tümüyle uygulandığında bir netice verir; Model başından sonuna bütüncüldür.

Vatandaşlık Maaşı ancak MEM'le verilebilir; Milli Paralarla Ticaret ancak MEM uygulanırsa yapılabilir; asgari ücret gerçek seviyesine ancak MEM'le gelebilir; diğer bütün projeler de aynıdır.

Önemli olan proje üretmek değil, bu projelerin hangi kaynakla hayata geçirileceğidir. MEM, proje ortaya koyarken, kaynağını da bilimsel olarak sunmaktadır. Prof. Dr. Baş'ın en büyük özelliklerinden birisi, projeyi açıklamadan önce kaynağını mutlaka ortaya koymasıdır.

Özellikle Prof. Dr. Baş'ın 14 Nisan'da Hakk'a vuslat etmesinin ardından O'nun projelerini kopya çekme faaliyetleri ciddi bir artış gösterdi. Dikkat ederseniz, sık sık yazılarımızda bu konudaki güncel gelişmeleri örnekleriyle aktarıyoruz.

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Başkanı Bendevi Palandöken, MEM'in projelerini kendi görüşüymüş gibi tavsiyede bulunmaya devam ediyor.

Önce evlenecek olan gençlere sıfır faizli evlilik kredisi verilmesini tavsiye etti; ardından da önceki gün tarım arazilerinin bedelsiz vatandaşa tahsis edilmesini önerdi.

Bu projelerin ikisi de birebir MEM projesi... Biz de diyoruz ki, Sayın Palandöken, Prof. Dr. Haydar Baş demek, MEM'i uygulayalım demek bu kadar mı zor?

Sizler ülkemizdeki yüzbinlerce esnaf ve sanatkarın temsilcisisiniz.

Eğer bugüne kadar projeleri cımbızla ayıklayarak tavsiye edeceğinize, bu projelerin Sahibi'ni ve içinde yer aldığı Modeli önermiş olsaydınız, insanlar bu Modelin uygulanmasını talep eder ve çözüm hızlı bir şekilde ülkemize gelirdi.

Ülkemizde yıllarca arayışın önü kesildiği için gerçek çözümle buluşulamadı.

Arayışı olan BRICS devletleri ise binlerce kilometreden gelerek Prof. Dr. Baş'ın kapısında çözüme kavuştular.

Palandöken'in tavsiyelerinin biraz detaylarına girelim.

Sıfır faizli evlilik kredisi ile ilgili şunları söyledi:

"Korona virüs nedeniyle işsiz kalan ve evlilik hazırlıklarını düğün masraflarını karşılayamayacakları için bir başka bahara erteleyen çok sayıda genç çiftimiz var. Yuva kurmak isteyen çiftlerin hayallerinin gerçekleşmesi, önlerindeki engellerin kalkması ve ekonominin duran çarklarının dönmesi için yeni evlenecek çiftlere sıfır faizli, 6 ay geri ödemesiz ve en az 30 bin TL'den başlayan yuva kurma kredisi verilmeli."

 

Bu proje MEM'de 211'inci sayfada şöyle belirtilmektedir: "Gençlere faizsiz uzun vadeli evlenme kredisi verilecektir."

MEM bu ve benzeri sosyal devlet projelerinin kaynağını "emek ve üretimin karşılığı paranın devreye konulması, senyoraj geliri" olarak ifade etmektedir.

MEM'in kaynaklarıyla bu proje rahatlıkla hayata geçirilebilir ama mevcut kapitalist şartlarda, ülke ekonomisinin faizli borçla döndürülmeye çalışıldığı ama bunun dahi başarılamadığı bir atmosferde söyler misiniz sıfır faizli krediyi nasıl vereceksiniz?

Diyelim ki verdiniz, açlık sınırının altında maaş alan bu gençler bu borcu nasıl ödeyecek? Siz daha gençler evlenirken boşanma gerekçesini de oluşturmuş oluyorsunuz.

MEM uygulanmadan bu proje asla uygulanamaz.

Gelelim Palandöken'in tarım konusundaki ikinci önerisine... Şunları söylüyor:

"Pandemi sürecinin ilk dönemlerinde yalnızca ilk öncelik olan gıda alışverişlerinde patlama yaşandı. Yani gıda ürünlerinin, sebze ve meyvenin önemi daha çok anlaşıldı. Bu nedenle üretimi artırmak, tarımı güçlendirmek için köye geri dönüş projelerinde destekler kriter aranmaksızın verilmeli. Köyde evi veya arazisi olmayanlara bedelsiz fakat satmamak koşulu ile arazi tahsis edilmeli."

Palandöken aynı açıklamanın devamında tarım arazilerimizin yüzde 17 daraldığından bahsediyor. Yani toprağı olan tarım köylüsü toprağını bırakıyor, üretimden vazgeçiyor.

Üretim şartlarının olumsuzluğu sebebiyle üretimden kopuşların yaşandığı, tarım arazilerinin atıl duruma düştüğü bir tabloda, şartlar iyileştirilmeden toprağı olmayana tarım arazisi vermek sizce bir sonuç verir mi? Toprağı olana ürettiremiyorsun ki bir sonuç çıksın.

Palandöken yine MEM'in bir projesini isim vermeden öneriyor.

Öneriyor önermesine ama bu proje de diğerleri gibi MEM'in sağladığı ekonomik koşullarda uygulanabilir, kapitalist ekonomi şartlarında asla uygulanamaz, uygulanmaya kalkışılsa bile hiçbir fayda elde edilemez.

MEM kitabının 259'uncu sayfasında "Milli Ekonomi Modeli'nde Tarım" başlığı altında şu denilmektedir: "Toprağı olmayan köylüye, üretim yapılması şartıyla toprak verilerek üretime katılması sağlanacak."

Ama bu sadece tarım projelerinden birisi… Çiftçiye ürün bedelinin yarısını, daha tohumunu tarlaya atmadan avans verme projesi var; ürün alım garantisi var; çiftçinin, tarlasının ve ürününün devlet eliyle sigortalanması var; 5 yıl boyunca çiftçiye mazotun, tohumun, gübrenin, ilacın bedava verilmesi var ve daha birçok proje var.

Her şeyden önemlisi, emek ve üretim karşılığı devreye konulan senyoraj geliriyle bütün bu aşamaların finanse edilmesi var, yani kaynak var.

Bunlar sağlanmadan sadece köylüye toprak vermenin hiçbir anlamı yoktur.

Onlar kopya çekmeye devam edecekler, bizler de MEM olmadan bunların asla olmayacağını anlatmaya devam edeceğiz.

Halbuki onlar MEM'in projelerini kendilerina mal ederek önereceklerine, MEM'i tavsiye etselerdi ve bu milleti, Modeli hayata geçirecek olan tek kadro Bağımsız Türkiye Partisi'ne (BTP) yönlendirmiş olsalardı, bu projeleri konuşuyor değil, yaşıyor olacaktık.

Prof. Dr. Baş fırsatını kaçırdık, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş fırsatını kaçırmayalım ve artık "çözüm" diyelim.

Murat Çabas