DİŞ HEDİĞİ-1-


Sevgili arkadaşlarım,

Bugün de Kilis’imizin “Diş Hediği” adetimizi kaleme aldım.

Bebeğin ilk süt dişini çıkarmış olması, ailesine ve yakınlarına büyük bir mutluluk verir. İlk dişinin çıkmış olması, bebeğin sağlıklı büyüme ve gelişme olgusudur.

Damaklarıyla ezip yutacağı besinleri artık dişleri ile çiğneyip yutabilecek, midesini yormadan beslenebilecektir. İşte bu olay, bebeğin diş hediği kutlaması ile aile ve yakınları arasında güzel ve mutlu bir beraberliğin oluşmasını sağlar.

Komşumuz Heddüç Deyza torunu Ökkeş’in diş hediğine bizi de davet etti. 

Ökkeş, dört kızın üstüne doğmuş tek erkek uşak! Kızlara diş hediği etmemişlerdi.  Bunda bir hevas... bir hevas… Bes   görücüng! Bir böyük kuzu kazanı nohutlu, mayanalı (anasonlu) buğda hediği bişti erciden (erken vakitte).

Bir gün evvelden mecmeğeler ( tepsiler )dolusu kıymalı küfte( içli köfte)  yapıldı. Mısafırlar ( misafirler) gelmeye yakın  bir eyyi  kavrıldı. ( kızartıldı ) Künefeci Mıstafa ‘ ya ( annemin Dayısı )  iki böyük  sini  pendirli   künefe yaptırıldı .

Heneği uzatmıyak ! Biz anamdan içeri girdiğimizde mısafırlar gelmişler, salonu doldurmuşlardı.  Bösböyük salonda oturacak yer kalmamıştı.

Salona ortada bir soba kurulmuştu.

Koltuklar, halı birbirine uygundu. Duvarlarda iki tane yağlı boya kırmızı güllerden oluşmuş tablo asılıydı.

Heddüç Deyza’dan gelini Nazmıya Abla bizi kapıda karşıladılar. Bizi kürsüye oturttular. Bir baktık kine ortaya bir halbır kodular. 

Halbırın (kalbur) ortasına Ökkeş bebeği oturttular. Maşallah anca güzeldi bebek! Beyaz bulut kimi, pampal (tombul) pissiklere ( kedi )  benzordu eynen .  Mavı boncuk kimi gözleri vardı. Çıt çıt bakıp gülordu  herkeşe. Heddüç Deyza, gelinini yanına çağırdı koluna dürttü!

-Kele Allah gözüngü almıya! Uşağa dakımları geydirip kuşatmışsıng, acı döşüne ( göğsüne)  mavı bir boncuktan, bir parça şeb (şap) den  küçük bir parça iğde dalı koyadıng!  Uşağı nazardan çatladıp öldürücüng mü?  

- Anne koydum, koydum ceketinin cebinde alayı taman !

- Kırk yılda bir oğlan geçti elimize...

O’ nu da kem gözlerden sakınak barilem!  Kapının ağzında oturduğum için alayı henekleri duyordum.  İçimden Heddüç Deyza’ya öfkelenordum ( kızıyordum ) amma ne çare, mısafırdım. Benge henek söylemek düşmezdi böyükler varken. Ailemiz bize bunu belletmişti .

Halbırın içine  Nazmıya Abla getirdi bir sındı(makas), bir  keşefe (tahta) saplı bir pıçak, bir tükenmez kelem , küççük bir el eynesi ( ayna ) bir kuru soğan, küççük bir daş kodular.

-“Deying hediği getiring” dedi kaynana.

Gelinim bacısı  Fethiye  bir tabağa koyduğu hedikden bir pençe aldı  bebeğin başından aşşağı döktü !

Bebek mavı gözlerini açtı, yumdu mehsim (zavallı) ordaki arvatlar bir zılgıt  kopardılar…

- Allah heyirli, oğurlu ede ... dos ... dosss .....eheyyy  li... li... li... liiiiiii...

İnci tenesi dişleri sağlam, ömrü uzun olur inşallah ! Liii... li.... li....

Darısı güveyiliğine de....li... li...liiiii

Kaynana gelinine seslendi:

- Kez Nazmıya getir Ökkeş‘in köyneğini (atlet)  Nazmıya koynuna sakladığı  bebeğin atletini göğsünden çıkardı halbırın içine kodu.

Edetlerimize göre; Bebeğin çıkan dişini ilkin ( önce ) kim görürse, gider çocuğa çarşıdan bir köynek alır. Köyneği ya bebeğe geydirir, ya da halbırın içine koyar. Sonra bebeğin halbırın içinden neyi alacağına pür dikkat ettiler...

Ökkeş bebek önüne konmuş öte berilere elini uzatarak, onları ileri geri ittirip,  oynordu. 

- Be’kele Uşak halbırdan bi şey almor mu ne? Sonunda bebek elini tükenmez keleme uzattı, kelemi aldığı kimi ağzına soktu.  Herkeste bir sevinç ....

 - Bi ‘ maşallah. Uşak okuyucu adam olucu   İşallah !  Baksene, eline kelem aldı.  Nazmıya Abla bir inneeden bir iplik getirdi. Tabaktaki   hedikten yedi tene buğda aldı. Mavı ipliye bu buğda tenelerini sapladı. Sonra da bu ipliği uşağın başına hurdele( kordela ) kimi bağladı. Bu bişmiş buğday teneleri başında kalıcımış eppeyi (bir süre). Çocuğun başında bir kısmetmiş bu. Rızkı bol malı, mülkü bereketli olurmuş. Sonra halbırı Nazmıya ablanın eline verdiler.  Çocuğun başında üç kelle başında çevirdiler. 

 Yanımda oturan bir küçük kız anasına dedikine:

- Anne o halbırın içindekiler neee?

Niye onları halbırın içine komuşlar ? (Devam edecek)

 

AYSEL MASMANACI BEŞOĞLU

Eğitimci şair ve yazar