Artık fakirlik kaderimiz olmasın


Dünyaya gelen insanın yaşamı, doğduğu coğrafyanın siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik şartlarına göre şekillenir. Mesela Avrupa, ABD, kanada gibi gelişmiş ülkelerde dünyaya gelen bir insanla; Hindistan, Afrika, güney Amerika gibi geri kalmış veya az gelişmiş ülkelerde dünyaya gelen bir insanın yaşam şartları aynı değildir.

Gelişmiş ülkelerdeki insanların yaşam standartları ile gelişmemiş veya az gelişmiş ülkelerdeki insanların yaşam standartları arasında korkunç uçurumlar vardır.

Mesela Avrupa?nın bazı ülkelerinde kişi başına düşen milli gelir 40?50 bin dolar iken dünyada bir buçuk milyar insan günlük iki doların altında gelirle yaşamaya çalışıyor. Bizim ülkemizde de 625 TL asgari ücretle çalışan dört kişilik bir ailenin yıllık gelirini hesap ettiğimiz zaman 4800 dolar olduğu bunu da dörde böldüğümüzde kişi başına 1200 dolar olduğunu görürüz. 1200 doları da güne çevirdiğimizde günlük 3,28 dolar eder. Yani bizim ülkemizin insanının da yaklaşık %50 si günlük 3 dolarla yaşamaya çalışıyor.

Peki, dünyadaki ve ülkemizdeki gelir dağılımındaki bu korkunç uçurumun nedeni ne olabilir acaba diye hiç düşündük mü?

Eminim düşünenler ve kendince nedenini de bulanlar olmuştur. Genel olarak sebep sonuç ilişkisine baktığımızda bu uçurumun gerçek nedenin ülkemizde ve dünyada uygulanan sömürgeci vahşi kapitalizm olduğunu görürüz.

İşin en ilginç yanı ise bazı çevrelerce dünyadaki ve ülkemizdeki uygulanan bu soygunun, talanın, zulmün ve fakirliğin değişmez bir kadermiş gibi algılanması ve anlatılmasıdır. Dün ?dağlara taşlara, ovalara bayırlara, kuşların kanatlarına hak yol İslam yazacağız? diyenler, bugün tavırlarıyla ve davranışlarıyla hak yol kapitalizm yazıyorlar.

Dünün mücahitleri bu günün müteahhitleri olan bu arkadaşlarla konuştuğumuzda bize; ?ABD?siz ve AB?siz olmaz? diyorlar, Adaletin ve Kalkınmanın yolunun Amerika?dan ve Avrupa?dan geçtiğini söylüyorlar.

Bu ya gaflettir, ya da delalettir. Üçüncü ihtimali düşünemiyorum. Bu zilletten fakirlikten, düşkünlükten, sürünerek yaşamaktan kurtulmak istiyorsak Milli Ekonomi Modeli ile Sosyal Devlet Projesini hayata geçirmekten başka çıkar yol yoktur.

Prof. Dr. Haydar BAŞ İstanbul?da düzenlenen yerli yabancı 300 bilim adamının ve yaklaşık 10 000 kişinin katıldığı uluslar arası kongrede Milli Ekonomi Modelini anlatırken ?Artık fakirlik bu milletin kaderi olmayacaktır. Milli Ekonomi Modeli sadece Türk milletinin değil bütün insanlığın karnının doyurulması sırtının giydirilmesidir, Milli Ekonomi Modeli insanlığın can emniyetini, mal emniyetini, namus emniyetini, din ve vicdan emniyetini doya doya yaşamasıdır? demişti.

Genelde dünyada, özelde ülkemizde, kaderimizmiş gibi gösterilemeye çalışılan fakirliğin değişmesini; can emniyetini, mal emniyetini, namus emniyetini, din ve vicdan emniyetini doya doya yaşamak istiyorsak; Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş?ın Milli Ekonomi Modeli vesilesine sarılıp hayata geçirmek mecburiyetindeyiz. Zira bu bizim üzerimizdeki sorumluluğumuz ve bizden sonraki neslimizin boynumuzdaki vebalidir. Aksi halde biz ve bizden sonraki nesil fakirliği değişmez kader sanıp sömürgeci güçlerin ekmeklerine yağ sürmeye devam edecektir.

Mehmet İNEKÇİOĞLU

minekcioglu@hotmail.com