BAYRAM ALIŞVERİŞİNİZİ YAPTINIZ MI?


Mübarek Ramazan Ayının son günlerini yaşıyoruz artık. Bir yandan Ramazan-ı Şerifin bizi terk etmesinin hüznü varken bir yandan da bayrama ulaşmanın heyecanı sardı bizleri. Vatandaşlarımız yoğun bir şekilde bayram hazırlıkları yapıyor, alışverişler yapılıyor.
Bayram alışverişi için pazara çıkan vatandaş ekonominin gerçek yüzünün, hiç de hükümetin açıkladığı rakamlardaki gibi olmadığını görüyor. Son bir haftada sebze ve meyve fiyatlarında gerçekleşen yüzde yüze varan artış, bayram alışverişini çileye dönüştürüyor
Bayram telaşı arz–talep dengesini tüketici lehine bozunca, bayram hazırlıkları için çarşı pazara çıkan halk yüksek fiyat sürprizi ile karşılaşıyor.
Ülkemizde tarım sektörü çok zor günler geçiriyor. Üretim miktarı geçen yıllara göre düşüyor. Bu da arz-talep dengesini talep lehine bozuyor. Durum böyle olunca fiyatlar da artıyor. Zannetmeyin ki vatandaşın parasının olduğundan, talep artıyor. Üreticiler normal zamanda vatandaşın alım gücü olmadığı için mallarını satacak kişi bulamıyorlar, çoğu kez zararına satış yapıyorlar. Bayram alışverişi gibi, özel durumlarda milletimiz farklı harcamalarından daha da kısıp, pazarlara koşuyor. Bu da bitmek üzere olan tarım sektöründe yoğun talebe göre ürün azlığından dolayı fiyatları yükseltiyor. Serbest piyasa ekonomisi gereği, fiyatlara da herhangi bir devlet kuruluşu karışamayınca, olan tüketiciye oluyor.
Ekonomide sürekli büyüme için arzında talebinde sürekli olması gerekir. Arz veya talepteki kesinti, ekonomiyi sekteye uğratır. Bu ekonomide olmazsa olmaz bir kuraldır. Ama ne var ki; şu an uygulanan IMF modelleriyle bu dengenin sağlanması hiçbir zaman mümkün değildir. Çünkü IMF’nin örnek aldığı ekonomi modellerine göre her arz kendi talebini oluşturur ya da serbest piyasa koşullarında arz talebe eşit olur. Ama gerçek hiç de böyle değildir. Gerçek böyle olsa idi; bayram alışverişleri ile artan talep artışı nasıl açıklanacak.
Pek yakında dünya çapında bilim adamlarının katılımıyla yapılacak Uluslararası Ekonomi Kongresiyle kamuoyuna sunulacak Prof. Dr. Haydar Baş Bey’in ortay koyduğu Milli Ekonomi Modelinde talep arzdan eksiktir. Talebin arzdan eksik oluşu hem ilahi bir kural hem de bir ekonomi gerçeğidir. İşte bu noktada devlet iradesi devreye girmeli, arzdan eksik olan talebi artırmalı, arz-talep dengesini sağlamalıdır. Bunun da en kestirme yolu, tüketici kesimden alınan vergilerin minimaliz edilmesi, ya da sıfırlanmasıdır. İsterseniz bu noktadan sonra Milli ekonomi Modelinin sahibine kulak verelim:
“Milli modelde, üretici ve tüketici olarak iki sınıf mevcuttur. Üreterek, mal ve hizmet satarak servet sahibi olan kesim üreten kesimdir. Üretime emeğiyle ortak olan ancak sabit gelire sahip bulunan memur, işçi, emekli, çiftçi gibi gruplar tüketiciyi oluşturur.
Üreten sınıfın ürettiği mal ve hizmetine müşteri bulabilmesi tüketen kesimin satın alma gücüne bağlıdır. Ekonominin çarklarının dönmesi için öncelikle tüketim gücünün yerinde olması gerekir.
Ekonomide tüketicinin talebinin üreticinin arzından eksik olduğu bir iktisadi kural olduğuna göre, vergi ve sıfır faizli kredi politikalarıyla bu durum dengelenir. Mevcut bütçe gelirlerinde tüketim gruplarından alınan vergiler zaten 10 katrilyonu aşmamaktadır. Bu miktarın vergi gelirleri içindeki payı 20 gibi çok düşük bir rakamdır. Tüketiciden bu para alınmayarak, bunun yanında sıfır faizli tüketici kredileriyle piyasanın iki aktöründen bir olan talep tahrik edilmelidir.
Talebin yükselmesi üreticiyi de tahrik edecek o da arzı artıracaktır. Arz kesiminin sıfır faizli kredilerle üretim imkânları desteklenmeli ve ihraç etmesi teşvik edilmelidir. Tüketim kesiminin satın alma gücündeki artış oranı talebine yansıyacağından daha önce 100 milyarlık satış yapan üretici 800 milyarlık belki de daha fazla ciro elde edecek ve devlete verdiği vergi de aynı oranda artacaktır. Görüldüğü gibi Milli Ekonomi Modeli'nde hem üreten hem tüketen aktif haldedir ve devlet de kazançlıdır. Bu sistemde durağanlık dönemi yaşanmaz ve ekonomide sürekli büyüme dönemi başlar. Bu amaç doğrultusunda Milli Ekonomi Modeli günümüz iktisadi görüşlerini rafa kaldıran yegâne modeldir./Prof. Dr. Haydar BAŞ”

Dr.Ali Bestami