ULUSAL SERVETİN PAYLAŞIMI


Ulusal Servetin Paylaşımı

Batı dünyasında feodalizmin çöküşünden bu yana egemen olan ekonomik sistem kapitalizmdir. Liberal sistem, serbest ticaret, karma ekonomi deyimleri de kapitalizmi belirtir. Kapitalist ekonominin temel özelliği üretim araçlarının büyük çoğunluğunun özel ellerde bulunması ve üretimle gelir paylaşımına önemli ölçüde piyasaların işleyişinin yön vermesidir.

Kapitalizmin kurucularından Smith’ e göre Ulusal servet toplumun üç ana sınıfını oluşturan işçiler, toprak sahipleri ve sanayiciler arasında gene ortak yararı en yüksek düzeye çıkarılacak biçiminde ücret rant ve kâr olarak bölüşülür. Dolayısıyla kendi kendine işleyen ve kendini sürekli olarak düzelten piyasa mekanizması devlet müdahalesi olmadan toplumsal düzenliliği sağlar. Kapitalizmin insana öngördüğü biricik amaç maddi zenginliğe ulaşmak ve bunu dilediğince tüketmektir. Fırsatçılık ve acımasızlık ise onun ahlâk kurallarıdır. Hep daha çok kâr yapmaya yönelttiği insanlar tutkuları yönünde hiçbir engelle karşılaşmamalıdır. Bireye tanıdığı sınırsız özgürlük ve kabul ettiği "bırakınız yapsınlar" kuralı doğal olarak en çok sermaye sahiplerinin işine yaradığı için büyük kitlelerin yoksullaşmasına, sömürülmesine yol açmıştır. Kapitalistin doymak bilmeyen mülkiyet tutkusu kapitalizmi, sınırlarını aşarak dünya ölçüsünde yayılmaya ve özellikle yoksul ülkelerin doğal kaynaklarını yağmalamaya götürmüştür.

 

Kapitalizmin hakim olduğu bir dünyada Kapitalizmin şu an merkezi diyebileceğimiz ABD’ den bir konuk vardı ülkemizde: ABD Illionis Üniversitesi’nden Prof. Dr. Muhammed Al Faruque.

Farugue kısaca “Para her kesimin hakkı” diyerek katıldığı Uluslar arası Milli Ekonomi Modeli Kongresi İstanbul’05’ de yaptığı konuşmasında Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli için: 

”Milli Ekonomi Modeli, kendi ayakları üzerinde durabilen ve daha iyi bir gelecek inşa etme gücüne sahip bir modeldir”.

 “Model, bunun yanında, devleti ve parayı hedeflenen ekonomik çözümlerin elde edilmesinde önemli bir güç olarak kullanmayı amaçlamakta, para ve kaynakların dar bir kesimin elinde tekelleşmesini önlemeyi de garanti etmektedir”

 “Sizler çok şanslı insanlarsınız. Çünkü sizin aranızda bir dâhi var. Öyle bir dâhi ki sadece Türkiye’ye değil bütün insanlığa sahip çıkıyor”.

“ Bu modele nüfusunun %18’i aç ve evsiz olan ABD’nin de ihtiyacı vardır” diyerek adeta son noktayı koyuyordu.  

İsterseniz son sözü Modele bırakalım. Ve Milli Ekonomi Modelinden 1-2 alıntı cümleyle yazımızı nihayete erdirelim:
”Kapitalist anlayışlarda kapitali elinde tutan birkaç kişi toplumun gelirlerini kendisine transfer ederken, sosyalist modelde de proletarya milli gelire hükmetmektedir. Her halükarda çalışan kesim ne emeğinin hakkını almakta, ne de milli gelirden olması gerektiği oranlarda istifade etmektedir.
Oysa Milli Ekonomi Modeli'nde işveren ile işçi birbirini tamamlayan bir bünyenin iki parçası olarak görülmekte, toplumun tamamının refah düzeyini yükseltecek büyüme ekonomik büyüme olarak kabul edilmektedir.
”

 “Devlet, piyasaları düzenleyen bir hakem gibi hareket etmeli, piyasaların küresel güçlerin eline geçmesini önlemelidir. Serbest piyasa ekonomisini reddeden anlayışımızla, piyasaların belli güç odaklarının eline geçmesini engelliyoruz. Böylece hem kaynakları, hem de parayı serbest hale getirerek bireylere fırsat eşitliği de sağlamış oluyoruz.”


Dr. Ali Bestami- 05.12.2005