SORUNLARIN GÖLGESİNDE TIP BAYRAMI


Bugün 14 Mart 2006. 87 yıldır bugün ülkemizde Tıp Bayramı olarak kutlanır.  Ben de bu yazımızda 2006 yılında ülkemiz koşullarını ve tıbbiyelilerinin durumuna bir göz atalım dedik.

AKP iktidarı döneminde devletimiz tarihinde görülmedik bir borç batağı içine düşürülmüş; artik alınan iç ve diş borçların faizleri bile ödenemez hale gelmiştir. Bu mağduriyet toplumun her kesimini etkilemiştir.  

AKP Hükümeti’nin politikasının iflasını ifade eden 2006 yılı bütçe tartışmaları sürecinde “ tahsil edilmeyecek alacaklar” başlıklı 31. maddeye eklenen bir hükümle, sosyal güvenlik kurumlarının kamu sağlık kuruluşlarına olan 2005 yılı borçları silinmiştir. Devletten alacakları silinen devlet hastaneleri icralarla karşı karşıya kalmışlardır.  İlaç depoları iflasın eşiğine gelmişlerdir. "Artık ilaç yok" demektedirler.

Kamu hastanelerinden alacaklarını tahsil edemediği için artık kamuya ilaç vermekten çekinen ilaç depolarını bekleyen bir tehlike de piyasaya çok uluslu şirketlerin girmesi ile hakimiyetin onlara geçme tehlikesidir. Ve bu şirketlerin gündeme gelmesi ile ilaç fiatlarındaki artış oranları da fazlalaşacaktır.

Bazı çevrelerce yapılan bu dönüşüm programı özel hastanelerinin işine yaramıştır yorumu da yanlıştır. Özel sektörün de işi uzun vadede çok zordur. SSK'lı ve 657’ye tabi devlet memuru hastalardan dolayı devletten alacakların tahsilatının gecikmesi birçok özel hastaneyi zor durumda bırakmıştır. 6-7 aylık gecikmeli ödemelere özel hastanelerin dayanması kolay değildir.

Türkiye'de bugün eczacısından, hastasına, doktorundan, özel hastane işletmecisine kadar sağlık alanındaki yaşanan sorunları daha içinden çıkılmaz yapan etken; AKP'nin henüz tamamı Meclis'ten geçmeyen Sağlıkta Dönüşüm Programı'dır. Proje her ne kadar iyi niyetli gibi görünse de gerekli finansman alt yapısı sağlanmadığı için daha başlamadan çökmeye mahkûm hala gelmiştir.

Ve yine koruyucu sağlık hizmetlerinin toplam sağlık harcamaları içindeki payı son beş yılda %5 ‘den %2.6 ya düşürülmüştür. Bu da geçmişte belediyelere ihale edile kolera skandalına kuş gribi trajedisini eklemiştir. Geleceğimiz olan bebeklerin de aşılanma oranı da ne yazık ki,  2002-2004 yılları arasında AKP iktidarı döneminde gerilemiştir.

Kronik hale gelen bu sorunların çözümü ancak güçlü devlet, güçlü millet projesi ile devleti küçültme bahanesi ile terk edilen eğitim, sağlık, sosyal güvenliğe gereken parayı ayırmakla mümkün olacaktır.

Ne yazık ki ülkemizde, kart uygulamaları üzerinden sağlık hizmeti siyasi bir yatırım alanı görülmekte ve adam kayırma esasına göre çalışmaktadır. Böylece birçok hak sahibi mağdur edilmektedir.

Bir an evvel bu kart uygulaması kaldırılmalı, T.C. vatandaşı olan herkes tedavi imkânlarından insan onuruna yakışır bir şekilde istifade edebilmelidir.

2006 yılında kutladığımız Tıp Bayramı’nın özünde de Yeniden Kuva-yı Milliye ruhu vardır. Dün olduğu gibi bugün de ülkemiz içerden ve dışardan küresel bir çökertme planı ile karşı karşıyadır. Türkiye’mizin yeniden bir milli duruşa, yeniden bir Kuva-ı Milliye’ye ihtiyacı vardır. Bağımsız, demokratik, laik, sosyal bir Türkiye özlemi ancak;bu manada bu söylemleri dillendiren ve de proje haline getiren Prof.Dr. Haydar Baş beyin milli ekonomik modeli ve Sosyal Devlet Projesi ile temin edilecektir.