RESİM
KİTABI


Genelde küçük yaşta, okuma yazmayı bilmeyen veya yeni söken çocukların en zevk aldıkları uğraşlar arasındadır, resim kitaplarına bakmak. Yazı falan içermediği için çocuklar bunlara bakmaktan veya boyamaktan büyük zevk alırlar.

Günümüz Türkiye’sinde olup bitenler, tarihi olaylar karşısında suskunluklarını koruyanlar, aynı resim kitabına bakan çocuklar misali, bir resim kitabına bakıp oyalananlar gibiler adeta. Tek yaptıkları haber kanallarında dönen haberlere bakmak ve sonra bir kenara bırakmak.

Olup biten bundan ibaret…

 

Oysa gerçekleşmekte olan olaylar, yapılan açıklamalar, yazılan yazılar insanı hayrete düşürecek derecede ilginç ve ülkemizi ilgilendiren ciddi meseleler. En başta “Kürt açılımı” geliyor. Yaşanan ekonomik sıkıntılar, çiftçilerin ürünlerine verilen komik, komik olduğu kadar da üzüntü verici fiyatlar, memura işçiye reva görülen maaş artırımları ve daha nice gelişmeler. Ülkemizin geleceği ile doğrudan orantılı bu tür meseleler insanımızın gündemine pek de girmiş değil!

 

Vatandaşın tepkisiz kalmasına gösterilen en büyük sebeplerden bir tanesi de yaşadıkları ekonomik sıkıntılar. Halk geçimi ile o kadar meşgul ki, çevresinde meydana gelen olayları ya görmezden geliyor ya da görüyor ama bir şey yapmıyor. Oysa vatandaş olarak üzerimize düşen birçok vazife ve sorumluluk var. Ülkemizin geleceğini belirleyen kişileri iş başına getirmek gibi hayati bir görevi üstlenen vatandaşlarımız ne yazık ki, yeterli bilinç ve sorumluluktan uzak bir görüntü vermekteler.

 

Burada demek istediğimiz yanlış anlaşılmasın. Biz kimseye demiyoruz ki, kazan kaldırın, sokaklara dökülün, vurun, kırın. Bu demokratik Türkiye’mizin daha kötü bir kaosa sürüklenmesi demektir ve çözüm bu değildir.

 

Öncelikle bu ülke sınırları içerisinde yaşayanların, yaptıkları ve yapmadıklarının ne gibi sonuçlar doğurduğunun farkına bir an önce varması gerekir. “Ayıkmak” burada anlaşılması gereken en önemli kelimedir.

 

Yıllar yılı kendini tekrarlayan, sorunlar karşısında kısır ve anlamsız politikalar üreten siyaset ve siyasetçilerden bir türlü kurtulamayışımızın belki de en büyük nedeni “ayıkmak” sözcüğünün hakkını vermeyişimizdir. Bu nedenledir ki, günden güne daha fazla eksiliyor, sıkıntılarımız katlanarak artıyor. Şu an ki halimizin sürmesi durumunda da gelecek için bir umut beslemek beyhude bir aldanıştan başka bir şey olmayacaktır kanımca.

 

Zor günler geçirdiğimiz muhakkak, ancak bu zorluklar bizim olaylar karşısında alacağımız tavrı asla sindirmemelidir. Aksine daha fazla düşünmeli, daha fazla okumalı, daha fazla araştırmalı ve makûs kaderimize bir son vermeliyiz. Bu da gerçek manada “ayıkmamızdan” geçiyor.

 

Selim Baytürkmen