HASTALARIMIZI ZİYARET EDELİM


Beşeri bir hayat yaşayan insanoğlu için hastalanmak kaçınılmaz bir olaydır dünyaya imtihan için gelen insan varlık ve sıhhat ile imtihan edildiği gibi yokluk ve hastalıklarla imtihan edilebilir.

 

Hasta olanın imtihanı hastalığa sabretmek dostlarının imtihanı ise ona maddi manevi destek olmaktır.

Hastalık insanı hassaslaştırır hasta insan hastalığın şiddetine göre acı ve ızdırap çekiyordur moralsizdir bu durumda hasta kendisinin acısını paylaşacak ona moral verecek dostlarını arar.

Hasta ziyareti yapmak dinimizce sünnettir ve Müslüman’ın Müslüman üzerindeki haklarından bir tanesidir.

 

Bir hadis-i şerifte, Rasûlüllah, Müslümanlara yedi şeyi yapmalarını emretmiş Yapılmasını istediği şeyler şunlardır: Cenazenin arkasından gitmek, hastaları ziyaret etmek, davete icabet etmek, mazluma yardım etmek, verilen sözü, yapılan yemini yerine getirmek, verilen selamı almak, aksırana dua etmek (Buharî, Cenaiz, 2; Müslim, Selâm, 4-6).

İnsani ilişkilere önem veren dinimiz hastalarımızı ziyaret etmemizi tavsiye etmiştir ve bu konuda hassasiyet gösterenlere büyük müjdeler vermiştir.

Hz. Ali, Rasûlüllah (s.a.s.)’ı şöyle buyururken işittim demiştir: “Bir Müslüman, hasta olan bir Müslüman kardeşini sabahleyin ziyarete giderse, yetmiş bin melek akşama kadar ona rahmet diler. Eğer akşamleyin ziyaret ederse, yetmiş bin melek onun için sabaha kadar istiğfar eder ve o kişi için cennette toplanmış meyveler vardır.” (Tirmizî, Cenâiz, 2 )

 

Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

 

“ Allah Teâlâ kıyâmet gününde şöyle buyurur:

 

-“Ey âdemoğlu! Hastalandım, beni ziyaret etmedin”  Âdemoğlu:

 

-Sen âlemlerin Rabbi iken ben seni nasıl ziyaret edebilirdim? der  Allah Teâlâ:

 

- “Falan kulum hastalandı, ziyaretine gitmedin. Onu ziyaret etseydin, beni onun yanında bulurdun. Bunu bilmiyor musun? Ey Âdemoğlu! Beni doyurmanı istedim, doyurmadın” buyurur Âdemoğlu:

 

-Sen âlemlerin Rabbi iken ben seni nasıl doyurabilirdim? Der. Allah Teâlâ:

 

- “Falan kulum senden yiyecek istedi, vermedin  Eğer ona yiyecek verseydin, verdiğini benim katımda mutlaka bulacağını bilmez misin? Ey Âdemoğlu! Senden su istedim, vermedin” buyurur  Âdemoğlu:

 

- Ey Rabbim! Sen âlemlerin Rabbi iken ben sana nasıl su verebilirdim? der  Allah Teâlâ:

 

-“Falan kulum senden su istedi, vermedin Eğer ona istediğini verseydin, verdiğinin sevabını katımda bulurdun. Bunu bilmez misin?” buyurur (Müslim) 

 

Nevevi (ra) hasta ziyaret edilmesinin umumi olduğunu böylece her hastanın ziyaret edilmesi gerektiğini söylemiştir imam es subki ise Müslüman olmayan kimseyi Müslüman olmasını umarak yakını ve komşusu olması şartıyla ziyaret etmeyi caiz görmüştür nitekim Yahudilerden bir genç hastalandı resulullah sav onun ziyaretine gitti ve başucuna oturarak ona Müslüman ol dedi genç babasına baktı babası ebul kasımın dediğini yap dedi ve çocuk Müslüman oldu bunun üzerine resulullah sav Allaha hamd olsun ki beni sebep kılarak seni ateşten kurtardı buyurdu (buhari)

 

Diğer taraftan hastaları ziyaret ettiğimizde onlardan dua istemek müstehaptır. Bu konuda resulullah (sav) hastayı ziyaret edin onlardan size dua etmesini isteyin çünkü onların duaları kabul edilmiştir günahları affedilmiştir tabareni müminler arasında dua karşılıklıdır hasta kardeşimizin duasını aldığımız gibi bizde iyileşmesi ve tekrar eski sağlığına kavuşması için ona dua etmeliyiz.

 

Abdullah b. Ömer (r.a)'in rivayetine göre Rasûlüllah; "Sizden biri hasta ziyaretine gittiği zaman; Allah'ım, bu kuluna şifa ver" diye dua etsin" buyurmuştur.

 Hz. Âişe de: "Rasûlüllah (s.a.s) bir hastayı ziyarete gittiği zaman, "bismillah" diyerek, elini hastanın ağrıyan yerine' kor ve "Geçmiş olsun" buyururdu" demiştir. Hz. Selman (r.a) "Peygamber (s.a.s) ben hasta iken ziyaretime gelmişti. Çıkarken şöyle buyurdu: "Selman! Allah şifalar versin. Günahını affetsin. Ölünceye kadar bedenine sıhhat, dinine kuvvet versin" demiştir (Y. Kandehlevî, Hadislerle Müslümanlık, III, 1114) 

 

Neticede hastalık kula Allah tarafından imtihan gereği verilen bir çile ve meşakkattir kula düşen bu çileye sabretmek ve şikâyetçi olmamaktır.

Bu konuda Peygamber efendimiz, şöyle buyurmuştur.

(Sadakayı gizli veren, musibetini gizleyen, halini Allah’a arz eden için, Allahü Teâlâ buyurur ki: Kulum verdiğim belaya sabretti. Ziyaretçilere beni şikâyet etmedi. Ben de onun vücudunu daha sıhhatli kılarım. Günahsız olarak iyileşir. Ölürse rahmetime kavuşur) buyuruyor. (Taberani )

 

 Alaiddin ÖZKAR 

 15.12.2009