Bunda da Bir Hayır Var!


?Muhammed Hakk?ı bildi, Hakk?ı kendinde gördü.
Cümle yerde Hak hazır, göz gerektir göresi?

Yunus Emre, ne güzel özetlemiş. Dünyada biz görsek de görmesek de her olayda Allah (c.c.) ?ın bir muradı vardır.

?Hoştur bana senden gelen
Ya gonca gül yahut diken? diyebiliyorsak ne mutlu bize. Eğer bunu diyebiliyorsak, başımıza gelen olayların arkasındaki esası, başka bir ifade ile olaylara ?hikmet ? penceresinden bakmaya başlamışızdır.

Günümüzde belki de insanımızın en kötü hasletlerinden biri de, başından tüm geçen hadiselere materyalist bir mantıkla bakmasıdır. Burada esas olan hikmet nazarıyla bakabilmek, tevekkül ehli olmaktır. Bilmeliyiz ki; her işte bizim idrakimizi aşan hikmetler olabilir. İnsanoğlu aynı zamanda hadiselere hikmet nazarıyla bakmakla, hadiselerin negatif etkisinden kurtulabilir. Tevekkül ehli olup; kendine düşeni yaptıktan sonra Cenab-ı Hakkın takdirini beklemek ne kadar güzeldir. Allah (cc)'ın dur dediği yerde durabilmek, resmin bütününü kavrayamasa da Allah'a (cc) duyduğu güven sebebi ile kendinden istenen o duruşu gerçekleştirmek insanı gerçek mutluluğa, huzura ulaştırır. Zaten kader bir süre sonra resmin bütününe ait ipuçlarını ona göstererek tevekkülünün kendine nasıl bir kazanç sağladığına şahit kılmaktadır.

Söylediklerimizi çok güzel özetleyecek bir hikâyeyi sizlerle paylaşmak isterim.
?Bir zamanlar Afrika?daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü. Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi: ?Bunda da bir hayır var!? Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın başparmağı koptu. Durumu gören arkadaşı her zamanki sözünü söyledi: ?Bunda da bir hayır var!? Kral acı ve öfkeyle bağırdı: ?Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu?? Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı.

Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını fark ettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler. Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı.

?Haklıymışsın!? dedi. ?Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum. Yaptığım çok haksız ve kötü bir şeydi.? ?Hayır? diye karşılık verdi arkadaşı. ?Bunda da bir hayır var.? ?Ne diyorsun Allah aşkına?? diye hayretle bağırdı kral. ?Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir.? ?Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi? ?

O zaman bizim de son sözümüz: ? Bunda da bir hayır var !?
Kalın sağlıcakla?

Dr. Ali Bestami Kepekçi / Kilis Postası Köşe Yazısı 18/10/2011