Ölüm korkusunu nasıl yeneriz?

Ölüm korkusunu nasıl yeneriz?

Muhterem Hocam! Bizi kulluk noktasında Allah sevgisine ulaştıracak önemli görevler nelerdir? Neler yapmalıyız ki biz Cenab-ı Hakk'ın muhabbetine vasıl olalım?

21 Ocak 2021 - 11:21

"Evvela yapmamız gereken; itikadımızı sağlam bir itikat haline getirmektir. İnanç çok mühim. İnancında bozukluk olursa işler sarpa sarar. Bakınız Allah Kuran'ında imandan bahisle hep gayb olan hususlardan bahsediyor. " Gayba inananlar." ( Bakara; 213).

İnsana, gördüğü bir şeye iman et, demeye gerek yok. Görmediği bir şeye inanç teklifi yapılıyor. Allah'ı görüyor musun?  Yok.  Ahireti görüyor mu sun? Yok. Cenneti görüyor musun? Yok. Cehennemi görüyor musun? Cinleri, melekleri görüyor musun? Hiçbirini görmüyorsun. Sana göre gaip olanlara iman edeceksin. Bu inancın sağlam olması lazım. Bunu te'vil etmeyeceksin. Saf, tertemiz bir inanç, itikat...

Niyet

Bunun ardından ne geliyor? Çok güzel bir niyet.  Bu niyet ne içindir? Taatiniz, ibadetiniz içindir. İbadet yapmanız içindir. Salih amel işlemeniz içindir. Yaptığınız iş güzel olur, fakat niyetiniz olmaz. Onun için önce niyet, dedik.  Seni görenler, "Ne kadar güzel iş yapıyor" derler, ama senin niyetin çok farklıdır. Onu, Allah için yapmıyorsun. Bir başka menfaat kapısını açmak için yapıyorsun. Canını verecek derecede amelin güzel görünse ve fakat niyetin halis, güzel olmazsa o amelin de, ibadetin de sana hiçbir faydası olmaz. Onun için niyet çok mühimdir. Ardından, niyetle birlikte ibadetimiz geliyor. Salih ibadet, salih taat.. .

Ondan sonra kendimizi çok yoklamalıyız. "Acaba biz, Allah'a kavuşmayı arzu ediyor muyuz, etmiyor muyuz?"

Allah'a kavuşmayı çok istemeliyiz. Ölüm korkusunu yenmenin en güzel anahtarı, Allah'a kavuşmayı arzu etmektir. Çünkü can bedende oldukça Allah'la beraber olmak mümkün değil.  Bu tenden, bu can çıkacak ki O'nunla olasın…

Ayetle sabit, Hz. Yusuf (as), kadınlar topluluğuna girdiği zaman, onun güzelliğini, onun cemalini gören kadınlar, ellerindeki meyveyi keserken parmaklarını kesiyorlar, farkında bile olmuyorlar. Acıyı duymuyorlar. (Yusuf; 12/3l).

Buradan şunu anlatmak istiyorum: Sen, o güzel olan Rabb'ına kavuşmayı murat ederken, bir yandan da, "işte şimdi ben öleceğim, hayatım sona erecek vs." gibi şeyleri hesap edemezsin. Senin gözün, gönlün O'na takıldı ya, artık O'na gitmek istersin. İşte işi bu boyutta anlamak ve ele almak lazım.

Her hastanın eczacılık fakültesini bitirmesi mi gerekir?

Bunun için de ne gerekiyor? Allah'ı çok zikretmek gerekiyor. O'nu istemen için bir yolun olması lazım. Zikir ile ilgili yazılmış bütün eserlerde Cenab-ı Hakk'ın, kulun kalbine tecellisinden bahsedilir. Sevgi, sevda o tecellidedir. Muhabbet oradadır. Zikrullah ile birlikte kulun kalp alemi fetholunur. Allah'ın muhabbeti o kulun kalbine iner. Cenab- ı Hakk' ın sevgisi sende hakim olursa Allah'ın emrettiği hususlara itaatsizlik söz konusu olur mu hiç?

Bütün emirlerine itaat gelişir.  Emirlerine itaat geliştiği için dediklerini öğrenmek istersin. " Acaba ne buyurdu benim Rabbim?"  O zaman Kur' anı okumayı seversin. Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın beyanları var. Anlattıkları var. "

Ama Hocam, ben bunun manasını bilmiyorum ki. Okumamın faydası olur mu?

Olur, hem de yüzde beş yüz olur. Doktora gidersin. Doktor sana bir reçete takdim eder. İlacın, ne oluşumundan haberin var, ne kendisinden haberin var. Doktora teslim olursun. İlaçları kullanırsın, sapasağlam olursun. Bu, ilacı nasıl oluşturulduğunu bildiğin için mi olmuştur? Doktorun dediğine teslim olduğun için mi olmuştur? "İlle de oluşumunu bilerek bu ilacı uygu­ lamamız lazım" dersen o zaman her hastanın eczacılık fakültesini bitirmesi gerekir.

Bunu şunun için söylüyorum. Bu ara bazı arkadaşlarımız, 'okunan Kur'an'ın manasını bilmeden ibadet olur mu', diyorlar. Evet, manasını bilmeden de okunan Kur'an, ibadet olur.

İçinde bir sürü yanan lamba yanan bir mağaza düşünün. Hepsinin açma-kapama düğmeleri ayrı ayrı da olsa, sen bilerek şarteli açtın mı bir de baktın ki devre tamamlandı, lambalar yanıyor. Bilmeyerek de kapatsan lamba söner. Düğmeye basma misalidir bu. Anlayarak da okusan, anlamayarak da okusa, o ayetler, o lamba gibi senin gönül dünyanı aydınlatır.

Ayet-i kerimeler, Hak ile senin aranda bir şifredir. Bir düğmedir. Okumaya başladığın an O'nunla sohbet ediyorsun. Manasını ister anla, ister anlama. Halin değişiyor. Kuş gibi hafif oluyorsun.

İbrahim Hakkı Hazretleri gibi: "Hoştur bana Senden gelen, Ya hil'atu yahut kefen, ya gonca gül yahut diken, lütfun da hoş kahrın da hoş" demeye başlıyorsun. Bunu deyince de, manasını bilmediğin ayetlere baktığın, okunduğu zaman onu adeta hisseder gibi oluyorsun." (devam edecek) Prof. Dr. Haydar Baş, hikmetin sırları eseri 1. Sohbet

Hazırlayan: AknAydın

(Kilis Postası Haber Merkezi)

Bu haber 766 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
Reklam
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Jandarmadan Kadınlara Karanfil
Jandarmadan Kadınlara Karanfil
Aysel Masmanacı Beşoğlu:
Aysel Masmanacı Beşoğlu: "Kilis Yeşil ve Siyahtır"