Susurluk Olayının Sır Perdesi!

Susurluk Olayının Sır Perdesi!

7 Ocak Pazartesi günü Balıkesir Susurluk'ta gerçekleşen, Prof. Dr. Haydar Baş'a yönelik çirkin saldırı Türkiye genelinde büyük tepkiye yol açtı.

14 Ocak 2019 - 09:53

Seçime girmeye hak kazanmış 10 partiden birinin, Bağımsız Türkiye Partisi'nin Genel Başkanı olan;

 

Ömrünü birlik ve beraberliğe, milletin sorunlarının çözümüne adamış bir ilim ve siyaset adamı olan;

 

Bugüne kadar hukukun zerre kadar dışına çıkmamış, çevresindekilere de hep bunu tavsiye etmiş, hatta bir trafik cezası bile almamış bir "hukuk adamı" olan;

 

Yaptığı programlar, çalışmalar, yazdığı eserlerle tüm dünyada takdir edilen, sunduğu Milli Ekonomi Modeli ile 4 milyar nüfusu olan BRICS devletlerini ayağa kaldıran; Rus Parlamentosu Duma'da 4,5 saat Türk milletinin onurunu, şerefini temsil eden, Jirinovskilere bile "Ne mutlu Türküm diyene" dedirten;

 

Fildişi kulelerde yaşamayıp, sürekli halkla iç içe olan, insanları cenazelerinde, düğünlerinde, hastalıklarında, sıkıntılarında asla yalnız bırakmayan;

 

Genelinde neyi söylüyorsa, özelinde de onu söyleyen, evinde anlattığını, ekranlarda, mitinglerde anlatan, yazılarında yazan; içi dışı bir olan, olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan;

 

Hoş Geldin Atatürk eseriyle, Atatürk Vatandır sempozyumlarıyla; ülkemizde "dinsiz Atatürk" iftirası üzerinden milletimizi kutuplaştırmaya çalışanların tüm oyunlarını bozan;

 

"Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt" tezi ve Ehlibeyt Külliyatı ile, Alevi-Sünni çatışması planlayanların heveslerini kursaklarında bırakan…

 

Kısaca her yönüyle mükemmel bir ilim ve siyaset adamından bahsediyoruz.

 

Elbette ki böyle dahi ve örnek bir insana böyle bir iftira ve böyle bir saldırı, kamuoyunda büyük bir tepki oluşturacaktı.

 

Basın ve medya organlarında çıkan ve yetkililerden bu konuda adım atılmasını bekleyen haberler yoğun bir şekilde çıkınca Balıkesir Valiliği bir açıklama yapma gereği duydu. Balıkesir Valiliği Resmi Web sitesinden yayınlanan açıklamada, "Bahse konu asılsız ihbar ile ilgili gerekli tahkikat başlatılmıştır. Kamuoyuna saygı ile duyurulur" denildi.

 

Tabi, valilikten, emniyet müdürlüğünden, cumhuriyet savcılığından ve her şeyden önemlisi İçişleri Bakanlığı'ndan beklenen, sadece böyle bir "asılsız ihbar yapılmış, tahkikat yapılacaktır" açıklaması değil elbette…

 

Prof. Dr. Haydar Baş'ın avukatı Lütfullah Önder'in Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan talepte bulunduğu gibi, kimlikleri belli olan ve görevini hukuksuz bir şekilde kötüye kullanan kişilerin hak ettiği cezayı bulması gerekmektedir.

 

Sadece bu da yeterli değildir. Asılsız ihbarsa, bu ihbarı kim ya da kimler yaptı, acilen açığa çıkarılması ve cezalarının verilmesi gerekmektedir.

 

Tabi böyle bir durumda sadece "asılsız bir ihbar" diye bu vahim olay geçiştirilemez.

 

Edremit'ten Susurluk'a kadar adım adım takip edilen aracın plakası bellidir, bu aracın sahibinin Prof. Dr. Baş'ın oğlu olduğu kayıtlarda bellidir, bu kadar takip edildiğine göre, aracın içinde Prof. Dr. Baş olduğu da belidir. Bütün bunları tespit etmek, emniyet teşkilatı için 1 dakikalık bir olaydır.

 

Yani asılsız ihbarın asılsız olduğu daha ilk dakikalarda öğrenilip, böyle çirkin bir vakaya dönüşmemesi sağlanabilirdi.

 

İçinde Haydar Baş olduğu ifade edildiği halde, hatta Sayın Baş'ı bizzat gördükleri halde çirkin saldırıya devam ettiler, yarım saat sürdü.

 

Uzun namlulu silahlar, Sayın Baş'ın korumalarına silah göstermeler, Sayın Baş'ı işaret ederek "terörist budur" demeler, Sayın Baş'ı korumalarından ve konvoydan ayırıp özel bir mekana almak istemeler ve daha niceleri… Bütün bunlar olayın sadece asılsız bir ihbar olmadığını açıkça gösteriyor.

 

Görünen o ki, bir talimat var ve sonucu ne olursa olsun bu talimatın yerine getirilmesi isteniyor. Ve bu çirkin saldırı talimatla olduğu için, daha geniş bir soruşturma gerektiriyor.

 

Avukat Lütfullah Önder, bu konuda şunları söylemiştir: "Prof. Dr. Haydar Baş'ın içinde olduğu araçta üst düzey bir FETÖ şüphelisi olduğu bilgisi üzerine Balıkesir TEM'den Susurluk İlçe emniyet müdürlüğüne talimatı kendilerinin verdiğini ifade ettiler. Balıkesir TEM'e bu bilgiyi kim verdi? Operasyon emrini kim verdi? Vali mi, İçişleri Bakanı mı, yoksa başka biri mi?"

 

Şu işe bakın, 20 yıl boyunca FETÖ ile mücadele eden tek insan, FETÖ şüphelisi iftirasıyla saldırıya maruz kalıyor. Ve bu saldırıyı yapanlar, talimatı verenler de Sayın Baş'ın bu FETÖ'yle mücadelesini çok iyi biliyor.

 

Kamuoyu, mesele aydınlanana kadar bu olayın sonuna kadar gidecektir. Bu olay, "asılsız ihbar" denilerek üstü örtülemez, geçiştirilemez.

 

Hukuk er ya da geç mutlaka tecelli edecektir.

 

Yazımızı Sinem Baş'ın dünkü yazısında kaleme aldığı şu cümlelerle bitirelim:

 

"Birileri Sayın Baş'ı tanımıyor. Siz bakmayın O'nun hukuka olan saygısından ve adalete olan güveninden, tüm duyumlarına ve yaşadıklarına rağmen, maruz bırakıldığı ceza davası ile ilgili sesinin çıkmadığına…

 

Sayın Baş ne haksızlığa tahammül eder, ne de hak yer. Birileri O'nun önünü kesmeye çalıştıkça O, bilenir ve daha güçlenerek onların karşısına çıkar.

 

Ne demişler, yel kayadan bir şey götüremez…"

(Kilis Postası Haber Merkezi)

Bu haber 1141 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Neşet Efendi Konağı
Neşet Efendi Konağı
Kilis'te Yağış Miktarı
Kilis'te Yağış Miktarı