Talan Edilen Sadece Madenlerimiz Değil…
Reklam

Talan Edilen Sadece Madenlerimiz Değil…

Yabancı maden şirketleri, siyasilerimizin açtığı kapıdan girerek Türk milletine ait olan madenleri tır tır, tanker tanker götürürken, yolsuzluğun ve hırsızlığın en büyüğü burada yapılırken, bizler arkeolojik keşiflerle kendimizi avutmaya çalışıyoruz.

23 Ağustos 2019 - 11:39 - Güncelleme: 24 Ağustos 2019 - 16:38

Daha geçtiğimiz haftalarda Kanadalı şirketin CEO'sunun Bloomberg TV'de yayınlanan görüntüleri büyük yankı bulmuştu. Programda konuşan CEO, Türkiye'nin Kaz Dağları'nda 100 milyon dolarlık mütevazı bir yatırımla 4,2 milyar dolar değerinde 3 milyon ons altın elde edeceklerini, ağzının suyu aka aka, ballandıra ballandıra anlatıyordu.

Türk milletinin taş taşımadaki, diğer bir ifadeyle hamallıktaki ustalığının da hakkını(!) veriyordu, Kanadalı CEO, dünyada en iyi taş taşıyanlar Türkler, diyerek…

Tabi, siyasilerimizin 2003 yılında maden yasasını çıkartmasıyla başlayan maden talanında, tek maden altın değil, tek yağmalanan yer de Kaz Dağları değil…

Sadece altın madeni konusunda en az 1000 adet maden ruhsatı verildi. Kanadalı şirketin gündemde olan Kaz Dağları madeni bu ruhsatlardan sadece biri…

Daha altın gibi 50'yi aşkın madenimizin her birinin binlerce maden ruhsatı var.

Batan geminin malları gibi yağmalanmaya tabi tutulmuş madenlerimiz…

"Lozan'a göre 2023 yılına kadar madenlerimizi çıkartamayız" yalanını da bir örtü olarak kullanarak…

Milletimiz de hiç sormuyor, böyle bir gizli madde varsa Lozan'da bu maden talanı nedir diye…

Ev sahipleri böyle olunca, hırsızlara da fazla iş düşmüyor şüphesiz…

3 katrilyon dolar değerindeki madenlerimiz dört bir yandan talana tabi tutulmuşken, işin garip tarafı bize de, "siz bu ülkenin, bu toprakların sahibi değilsiniz" iddialarını ispatlarcasına işler yaptırıyorlar.

Arkeolojik çalışmalarla bu topraklara sahip aramalar bir tarafa, Müslüman mahallelerindeki kiliseler devlet eliyle restore edilerek, Müslüman Türk milletinin nesilleri dönüştürülmek isteniyor.

Horasan erenlerinden Hacı Bektaş Veli, Anadolu'da bulunan 72 milleti Ehl-i Beyt nefesiyle Müslüman yapıp Türkleştirdi; bugün ise kiliseler restore edilerek, yenileri inşa edilerek bu millet Hıristiyanlaştırılmak ve ardından da 72 parçaya bölünmek isteniyor anlaşılan…

Hem de arkeolojik çalışmalarla bu toprakların sahipleri 3-5 bin önce falancalardı denilerek…

 

Önceki gün basın organlarında bir haber vardı, "Çanakkale'de büyük yankı uyandıracak keşif" başlığıyla…

Düşündüm ki, herhalde yeni bir maden daha bulundu, ilgimi çekti okuyayım dedim. Bir de baktım ki, arkeolojik keşif haberi… 10 katmandan oluşan Troya'nın (Truva) 0 katmanı bulunmuş ve bu keşif Troya'nın kuruluşunu 600 yıl geri götürmüş.

Adamlar arazilerimizi, dağlarımızı, ormanlarımızı parsel parsel işgal edip, madenlerimizi ham halde kendi ülkelerine götürüyorlar, bizler Troya'nın kuruluşunu 600 yıl geriye götürüyoruz. Bu arkeolojik çalışmalar 156 yıldır da devam ediyormuş.

156 yıl ülkemizdeki madenlerin ne olduğunu gerçekten araştırsaydık, 3 katrilyon dolar değil, belki 10 katrilyon dolarlık madene sahip olduğumuz gerçeğiyle bizzat karşılaşacaktık.

Şimdi bizim elimizde Çanakkale'nin Troya'ya ait olduğunu gösteren tarihi kalıntılar, yabancıların elinde ise bizim altınlarımız var.

Kilise restorasyonlarından bahsetmişken, son 17 yılda Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilen kilise sayısı 12, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edilen kilise sayısı ise 70…

Müslüman Türk milletinin vergileriyle, Müslüman Türk milletinin mahallelerinde…

En son restore edilme kararı alınan Surp Kevork Ermeni Kilisesi Sivas'ın merkezinde…

Benim de askerlik yaptığım 5. Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı sınırları içinde…

Bu bölgede onlarca cami var, halkı da Müslüman…

Müslüman mahallesindeki kiliseyi restore ediyorsun, hem de vatandaşın hizmetine yetişmeyen yamalı, dikiş tutmayan Hazine bütçesinden harcayarak…

Açılan bu kiliselerde misyonerlik faaliyetlerinin yapılacağını, bu şekilde Müslüman Türk gençlerinin Hıristiyanlaştırmaya çalışılacağını bilmiyor muyuz?

Bir taraftan ülkemizi dinlerarası diyalog faaliyetlerini getirerek, 15 Temmuz gibi bir hadiseyi yaşatan FETÖ'ye terörist diyoruz, diğer taraftan FETÖ'nün temelini attığı, başarmak istediği faaliyetlerin devamına imza atıyoruz.

Dikkat ederseniz, bu mantıkla hem madenlerimizi kaybediyoruz, hem vatanımızı hem de gelecek nesillerimizi… Kendi ayağına bu kadar kurşun sıkan başka bir millet var mıdır dünyada?

Bu yanlışları düzeltmek ancak Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet Milli Devlet tezi ile mümkündür.

Milli Ekonomi Modeli ile madenlerimizi, topraklarımızı yeniden kazanırken, Sosyal Devlet Millet anlayışıyla da başta gençlerimiz olmak üzere tüm insanlarımızı yeniden kazanacağız.

Türkiye Cumhuriyet Devleti'nin dünyanın en güçlü devleti olduğunu ve Anadolu coğrafyasının tek sahibinin de Türk milleti olduğunu yeniden göstereceğiz.

Ama bunun için bizi biz yapan "kaybolan değerlerimiz"le yeniden buluşmalıyız ve bizi bu değerlerle yeniden buluşturan Prof. Dr. Haydar Baş'ı baş tacı etmeliyiz.

Murat Çabas

Yeni Mesaj Gazetesi

(Kilis Postası Haber Merkezi)

Bu haber 257 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
Reklam
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Jandarma Kaçakçılara Geçit Vermiyor
Jandarma Kaçakçılara Geçit Vermiyor
İcmal Gençlik Derneğinden Önemli Bir Panel
İcmal Gençlik Derneğinden Önemli Bir Panel