BİR ZAMANLAR KİLİS' TE KAÇAKÇILIK / YOLCULUK BAŞLASIN! -1
Aysel Masmanacı Beşoğlu

Aysel Masmanacı Beşoğlu

BİR ZAMANLAR KİLİS' TE KAÇAKÇILIK / YOLCULUK BAŞLASIN! -1

05 Kasım 2020 - 09:26

İlk tayin yerim Ayvalı Köyü' ne giderken otobüste yaşadığım bir kaçakçılık olayını anlatacağım.

Aslında Kilisli vatandaşlarımızın İstanbul' a gidiş ve dönüş parasını ve de cebinde birkaç kuruş kalacak oranda bu para kazanma olayına bence " KAÇAKÇILIK" demek pek te doğru olmasa gerek.

Neden mi? Kilis'te Suriye' den gelen mallar, pasajlarda halka açık olarak satılıyor. Şehrin içinde alıp vermek serbest oluyor da Kilis' i daha on Km. geçtikten sonra mı kaçak mal oluyor?

Büyüklerimizin anlattığına göre Kilis ' te " DELİ BEKİR" adında meşhur bir kaçakçı varmış. Adam at sırtında Suriye' den kaçak malları kelle koltukta mayınlardan geçerek Kilis' e taşımış. Hem de ne mallar... Hem de ne paralar kazanırmış. O kaçakçılığı yanında bu olay kaçakçılık bire sayılmaz bana kalırsa. Tabi bu benim düşüncem. Gerisi teferruat…

Eşyam oldukça çoktu. Bir valiz, iki yiyecek dolu iki ağır çanta ve bir de el bagajım.  Çantanın içine annem neler koydu bilmiyorum. Salçalar, nar ekşisi, lahmacunlar, turşular, et kavurması, kurabiyeler... yeter dedikçe doldurmuştu. Babam da dükkândan. Çeşitli meyveler, ıspanak vs.

 “- Sanki dağ başına mı gidiyoruz? “Dedim.

Sonra tabi ki dağ başına gidiyorsun kızım! Dedim kendi kendime ve kendi sözlerime kendim güldüm. Kardan yollar kapandığında sadece patates, makarna ve bulgura talim etmedin mi? Eh! Artık zahmetine katlanacaktım.

Terminalde Hano Abi karşıladı bizi yine!  O ağır çantaları kucaklarken, espri yapmadan da duramıyordu.

- Cemo! (Abime Cemal yerine bazen Cemo derlerdi) Gelirken iki bavuldan geldiniz, giderken bavullar mı doğurdu ha ...ha… haaaa...

 -Hano densizlik etme de şu valizi de koy bagaja. 

- Abicim sen benimle niye Antep’e geleceksin ki? Gel, git bir sürü yorgunluk ve zaman kaybı şimdi! Git sen işlerini hallet! Hano Abi beni otobüsüne bindirir nasılsa.

- He ya! Sen nedicin (Ne yapacaksın)

-Gelicin? Ben eşyalarını kaldırır otobosa koyarım. Kız doğru söylor... Yeri get (hadi git) sen!

-Hadi Abi sen git! Artık kocaman kız oldum ya... çocuk değilim! Bak Öğretmenim artık!

- Peki Hoca Hanım…heh heh! İyi bakalım öyle olsun... Birbirimize sarıldık.

 Nihayet otobüsteyim... Artık özgürlüğüme gidiyorum! Ohhh... kurtuldum artık yangınlardan, görücülerden. Ooh beee! Yaz tatiline kadar gelmem artık Kilis’e… 

Minibüs Antep’e yol almaya başladı. O zamanlar Kilis Gaziantep’in ilçesiydi. Minibüste birkaç Antepli arkaya oturmuşlar, Kilislilerle sohbet ediyorlardı Hano Abi de ücretleri topluyordu. Bütün koltuklar yolcu dolmuştu. Şöför her köyden yolcu alarak gidiyordu.

Öyle ki, araya küçük sandalyeler koymuşlar, köyden Antep’e giden yolcuları araya sıkıştırıyorlardı. Yanımda oldukça şişman bir kadın oturuyordu. Anez köyüne gelince Minibüs durdu. Yolcu bininceye kadar köy girişindeki kırmızı çatısı olan ilkokul u ve etrafını çepeçevreleyen çam ağaçlarına bakarken mezun oluşumuza yakın bu köyde stajyerliğimi yaptığım günler geldi aklıma!

Okul binasının içinde ders verirken okul Müdürümüz Osman Bey’in ve Eğitim psikolojisi Öğretmenimiz Üner Aşkar Hanımın ve köyün Müdürünün eleştirilerine , tenkitlerine veya beğenilerine maruz kalarak; “ Acaba verdiğim dersi hocalar beğenecek mi  ? Uygulama dersinden geçebilecek miyim?” Diye az heyecanlanmamıştık! Çam ağaçlarının altında Öğretmen önlüğümüzle (staj önlüğü) sınıf arkadaşlarımla Necla ve Tülay’la kol kola, boyun boyuna az fotoğraf çekilmemiştik! Dalıp gitmiştim.

Şoförün sesi ile anılarımdan birdenbire sıyrıldım!

 -Hadi kardaşım çabuk ol!

Hano Abi : Abi bu son sandalye ! Dedi şoföre…

- Olsun bir şey olmaz! Genç geldi Hano Abi’nin gösterdiği yere, yanımdaki teyze ile yaşlı bir adamın arasındaki küçük tahta sandalyeye oturdu. Yanımda oturan teyze sanki kendini yılan sokmuş gibi bağırmaya başladı:

- Be ‘ kele babam !   Bu zom (babayiğit) kimi herifi niye benim yanıma oturttunuz . Heç sizing ( sizing ananız bacıgız yok mu ? Öte get babam, öte get... Gel bari kucağıma otur ! Şöföööörrrr... şöfööörr  durdur şu otobosu . !

- Niye bacı? Derding ne ? Noldu?

- Nolması var mı ?   Hecil heremil adamık şükür ! Namehremik!  Hecce boşuna mı gettik ? Kaldır şu  dana kimi herifi yanımdan !

Hano sokula  sokula oturan yolcuların arasından yanımıza geldi , şöyle bir baktı kadına, sonra da delikanlıya !

-Sen ne don deyza ! Senin torunun yaşında bir genç daha şu oğlan ! Teeee‘ seni nedici ? Sen de!  Senseni fasuluya ( fasulye ) kimi neğmetten mi ( nimetten mi ) bellong ! (sanıyorsun) Bir de leh leh ! ( kahkahayla ) gülmez mi ?

 Kadın : Durdurun şu arabayı ben enicim.

 - Kele bacım! Bire anam! Nedicing dağın başında... hös ( sus ) te otur yeringe!

 - Moroz gele yüzüngüze ! ( dert gelsin yüzüne )  Bir daha  otobosunuza binersem iki olsun !

Gel bacım gel! Kalk sen arkadan kürsüye sen otur şu deyzanın yanına!

- Uşşş.. bak helen deyza  dor ! Deyza sening anana  deller!

-La helvelavela  kuvvete ! İlla billa aleyuül azim !  Arkadaki Antepliler Hano’nun  laflarını  alay edercesine tekrarlıyorlar  ve gülüyorlardı .

- Kak dorum! Gidorum.

Kilislilerde: Gidiym , geliym seni evde  bulamym… Ne kaba gonişiysiz !

- Amma siz de yarım ağızla gonişiysingiz ...  

 -Yılanı torbaya koymuşlar : “Amannıg   Kilisli beni sokiy" demiş !

-Yok o öyle  değil !    Yılan “Antepli beni Sokoorr.” demiş !

Minibüste yolculuk kahkahalarla    geçiyordu...Biraz ileride polis arabası göründü.

-Gene çevirme var ha! Kimde kaçak eşya varsa zulaya koysun. Hepimize ceza yazar valla… (Devam edecek)

AYSEL MASMANACI

Eğitimci şair ve yazar

Bu yazı 518 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar