DİŞ HEDİĞİ -2-
Aysel Masmanacı Beşoğlu

Aysel Masmanacı Beşoğlu

DİŞ HEDİĞİ -2-

26 Eylül 2020 - 11:14

Küçük kızın annesine sorduğu sorunun cevabını  yanında oturan bir teyze verdi.

“ - Yavrım eğer bebek o halbırın içindeki sındıyı  eline alırsa  böyüdüğünden  terzi olucu.

Pıçağı eline alırsa kasap olucu.

Eyneği alırsa berber, daşı eline alırsa mehendiz,  gözlüğü alırsa toktur, soğanı alırsa çiftçi olucu demek.  Belledin mi?

Kız başını sallayarak he deyza belledim dedi. Nazmiye Ablayla kız kardeşleri mutfağa girdiler, servis tabaklarını hazırlamaya başladılar.  Orta büyüklükteki servis tabaklarının bir kenarına hedik koydular. Üzerini kıyılmış ceviz, pembeli, yeşilli fasulye şeklindeki şekerlerle süslediler. Tabağın bir kenarına iki tane içli köfte, yanına da birer dilim künefe koydular.

Yanında bir bardak çayla misafirlere ikram ettiler. 

-  “Peh kele hedik ne güzel bişmiş ! Yapışmamış buğdalar birbirine  tene tene. Ne zamandan belli hedik yimordum, yeğin göresmişim”. Bıldır(geçen yıl)  Fate  bişirmiş, Karada’şa getirmişti.  Orda yidim.  Onun yanındaki kadın:

-  Bes (yalnız) kıymalı küftening cevizini az komuşlar, kıyması da az. Acı zukkum kimi. Nence biber komuşlar!

- Kele hös de yi! Eyip! Şimdi duyarlar!

- Amma künefiye heç değecek yok!

Pendiri bol, şirini yerinde ! Elleem künefeci Mıstafa bişirmiş!

Tövbe yarabbim tövbe....

Hem yiyorlar, hem dedikodu ediyorlar diye düşündüm.

Boşalan  tabakları toplayan Nazmiye ablaya silip süpürdükleri boş tabakları uzatırlarken  de :

-  Amaaannn ! Alayı da yeğin gözeldi. Elingize, kolunuza sağlık ! Ziyada ola !

- Afiyet, bal, şeker olsun Fate Deyza dedi Nazmiye abla.

Herkes tabağını verdikten, çayını içtikten sonra paketler halindeki hediyelerini  halbırın içine koydular.

Ben de elimdeki boş tabağı mutfağa götürüp tezgahın üstüne koydum.  Nazmiye abla sırtı dönük tezgahtan bulaşıkları suyun altına tutuyorken birden bire dönünce kaynamasının elindeki tabağa çarptı. Tabaktaki bütün hedikler, künefe ve içli köfteler kırılan tabakla birlikte yere saçıldı.

- Körrolll !  Gözüge boz mu düştü ! Gözünün önüne baksene kele! Şura bak!  Dünyalar hedik, dıbık (şerbet) oldu!

- E ! Ben neblim arkamda durduğungu !

Mehsim kızıng beli kırıldı barlı evingi arıdanaca!  Evinge pislikten girilor mu ki !

Anca akşamaca ayağı  boklu  tavık  kimi  gezong ! 

O arada içeri Nazmiye Ablanın görümcesi girdi. Baktı ki bunlar ağızlaşıyor:

- Kez ane, yenge, nolor kele size? Ta sesingiz  içeri gelor ! Döğüşmenin sırası mı şimdik ? Mısafırlar getsing de nedorsagız eding ıstıfıl olung  !Hösüng !Eyip taman ele güne karşı !

Baktık kine Nazmiye abla mutfaktan çıktı, misafirlerin yanına, salona gitti.

Sinirlenince her zamanki gibi saçını arkaya attı.  Gitti odasından dabrukayı ve tefi getirdi. Dabrukayı ortanca kız kardeşinin kucağına, tefi de genç, güzel bir kızın dizine koydu.

- Çalıng bakalım !  Kaynanayı çalıng ! Vur dürbekiyi kez İclâl !

Herkes çibik çalmaya başladı. Güzel kadındı Nazmiye Abla. Ortaca boylu, ince belli, sarı saçları bukle bukle omuzlarına dökülür, elâ iri gözleri ile biraz Gülşen Bubikoğlu  ‘nu andırırdı. Ortaya girdi .  Kaynanayı çalıng ! Dedi.

ALA SENGE HEDİK KAYNANA

DİŞLERİ GEDİK KAYNANA...

OĞLUNG ŞEKER GETİRMİŞ

SENSİZ. YİDİK KAYNANA...

Nazmiye Abla hem söylüyor hem de öyle güzel oynuyordu ki! 

Bir zılgıt tufanı koptu !

- Sizing asma, bizim asmaaa, Ammanegi !  Oynayan da ne yosma... dos.. dos.. eheyyyy..  li... li... li...

De söyleyin diyor türküyü söyleyip oynuyordu...

KAYNANAYI NETMELİ

KAYNAR. SUYA ATMALI

AMAN YANDIM DEDİKÇE

ALTINA ODUN ÇATMALI

ALA SENGE HEDİK KAYNANA...

.....,......

Sonra gitti genç bir kadını elinden tuttu , oynadığı yere çekti. 

- Gel kız Fatoş…

- Aman ben bilmem vallah !

- De hös oyna! Sanki bilmoruk!

Eynen Nesrin Topkapı kimi oynadığıngı!

- Be’ Nesrin Topkapı ?

- Çal şuna Ezize’yi...

- Kez anam bilmorum dorum taman senge  ! Heber anlamong  mu?

- Deee oyna ! İş başına geçting sende!

- Kele eleme rezil mi olak!

- Biliyyyy.. rezil  olucumuş ! Niye rezil olucung  bacım ! De oynaaa ülümsitir ede seni ! Nence nazlanog !

Dabruka ve tef çalan kadınlar Azize’yi çalmaya başlayınca kadın öyle bir kıvırmaya başladı ki. O bilmem diyen kadının bel kırıp ahenkli oynayışı herkesi hayran bırakmıştı!  Kaynananın da suratı sanki sirke satıyordu.

Sonra diyer kadınlar da kalkıp oynadılar. Zılgıtlarla mahallemiz çınlamıştı. Zılgıt sesleri ta... Masmananın önüne gidiyordu...

Böylece Diş Hediği şarkılarla, türkülerle, oyunlarla son bulmuştu.

AYSEL MASMANACI BEŞOĞLU.

Bu yazı 451 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar