KİLİS' TE CEHİZ SERME -7-
Aysel Masmanacı Beşoğlu

Aysel Masmanacı Beşoğlu

KİLİS' TE CEHİZ SERME -7-

23 Ekim 2020 - 04:15

Müstakbel gelinimiz Gülay ve akrabaları çeyiz evinde yaşananlardan sonra eve moralleri bozuk döndüler. Akrabaların bir kısmı evlerine gittiler. Halası ve yengeleri Gülaylara geldiler.  Gülay yolda bir taksiye atlayarak hastaneye koştu. Kuzeninin ayağı incinmiş.

Kırık, çıkık olmadığını   öğrenmiş, rahatlamış ve   eve gelmişti. Mevzu evde de konuşulmaya başlayınca Gülay odasına girdi ve kapıyı kilitledi. Artık bu konuda bir kelime dahi duymak istemiyordu. Kızcağızın ruhunda kim bilir ne fırtınalar kopuyor. Ben de onun biraz yalnız kalmak isteyeceğini düşünerek, bunun O 'na iyi geleceğini düşündüm. Ama bir türlü içim rahat etmedi. Annemler sordukları için onlara kısaca ve detaylara fazla girmeden anlattım. Onlar da üzüldüler.

Akşam ben de odama çekildim. Kendimi bir an Gülay ' ın yerine koydum.  Böyle bir olaya maruz kalsaydım, nasıl davranırdım?  Herhalde ben de Gülay ' ın yaptığı davranışı sergilerdim diye düşündüm. Kim bilir canım arkadaşım nasıl ağlıyordu?  Yok! Mümkün değil o gece sabahı edemeyecektim. O' nu böyle kötü bir gününde yine yalnız bırakmamalıyım.  Hem bu iki saat içinde ağlayıp artık rahatlamıştır.

-Gülayyy... Gülay… uyuyor musun? Açar mısın kapıyı! Hiç ses yok! Annesi, oradan geldikten sonra kendisini odasına kapattığını ve hiç çıkmadığını söyledi. Kapısını bir kaç kez tıkırdattıktan sonra nihayet kapıyı açtı. Gözleri kızarmıştı. Ben içeri girince tekrar kapıyı kapattı. Annesi konuşmak, teskin etmek istiyordu. Buna da izin vermedi. Çünkü bu sorunların sebebi annesiydi. Onun fikrini almadan kayınvalidesi ne, ilk evet sözünü veren annesi olmuştu. Babasını ve  abilerini ikna eden de  kendisiydi. Oysa Gülay ne hayırlı bir evlattı. Baba evinin üst katını kendi maaşıyla yaptırmış, babasının bağkur primlerini ödeyerek  emekli etmiş , maaş almasını sağlamış, abisinin düğün masraflarının büyük bir kısmını karşılayarak evlenmesine destek olmuştu. Sırf köyden kurtulsun diye  onu evlenmeye zorlamakla ne büyük bir kötülük ettiklerinin farkında bile değillerdi.

Üzgün olduğu anlarda müzik açardı hep. Şarkılar en büyük tesellisiydi. Hiç konuşmadan küçük teybinden koyduğu kasetteki şarkılar duygularının tercümanıydı...

Bir süre sonra koridorda kadınlı erkekli konuşmalar duyduk. Gelenler, Kadir, annesi, babası, dayıları ve amcalarıydı. Yedi sülalesini toplayıp Gülay'ın annesine, Babasına minnet etmeye gelmişlerdi. Hepsi de salona oturmuşlar. Gülay bunu duyunca daha da çıldırdı.

-Bırak şunları kovacağım ne yüzden geldi bunlar?  Hiç utanmıyorlar mı? Onu zoraki teskin ettim. Yok! Sen sus ve otur burada, ben durumu gelir sana anlatırım. Kapı yanına bir yerlere iliştim.

Damadın babası oğlunun bir eşeklik ettiğini bir daha böyle bir şey olmayacağını, mobilyaları değiştireceklerini söylediler.

" -Kalk annening, babanıg elini öp bakım" dedi kayınpeder. Damat kalktı ellerini öptü. Daha sonra da kalkıp gittiler.  İçeri girince Gülay’a olanları anlattım.  Öfkesinden deliye döndü.

Ertesi gün duyduk ki Gülay erkenden herkes uyurken evden ayrılmış. Mersin’deki abisinin yanına gitmiş. Orada dört gün kaldı. İki gün sonra da düğünüydü. Düğüne gelmeyecekti.  Üçüncü gün Annesi telefon açmış.   Baban ağır kalp krizi geçirdi. Yoğun bakımda yatıyor, acele gelin diye.  Arabada Kilis' e gelinceye kadar ağlayarak gelmişler. Gelmişler gelmesine ama, Gülay’ın babası turp gibi.

Elinde tesbih: " Ben bir tükürük tükürdüm, Bir daha yutamam! " dedi ve düğün yapıldı. 

~ SON ~

AYSEL   MASMANACI BEŞOĞLU

Eğitimci şair ve yazar

Bu yazı 845 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar