ZEYTİN ZAMANI (2.BÖLÜM)
Aysel Masmanacı Beşoğlu

Aysel Masmanacı Beşoğlu

ZEYTİN ZAMANI (2.BÖLÜM)

20 Kasım 2020 - 20:22

At arabasında Kilis' in ıssız ve boş sokaklarında estire estire arabadan sarkıttığımız ayaklarımızı sallayarak ilerliyorduk. Ama ben arabanın  aheste sallanmalarıyla beşikteymişim gibi hâlâ uyuyordum. Arada bir at arabası parkesi sökülmüş bozuk yolda ikide bir zıplarken uyku mahmurluğunda gözlerimi açıyor,  düşmemem için bana belimden  sıkı sıkıya sarılmış Cemal abime iyice sokuluyordum.

- Hadi uyan artık sarı kız! 

 - Yok abicim uyumuyorum.

- Keşke seni Saime Nenem’e bıraksaydım. Bugün orada kalırdın sen!

- Yok abicim. Ben ödevlerim kaldı diye üzülüyorum.

- Tamam hadi üzülme, akşam eve dönünce sana yardım ederim. Birlikte bitiririz ödevlerini.

- Canım abim benim !

Aramızda dört yaş vardı ama onunla arkadaş gibiydik.

- Abi sana bir şey soracağım.

- Sor bakalım ! Yine ne soracaksın ?

Gözlerimi diktiğim atın üzerinden başımı çevirerek:

- Ya abi bu at bu kadar yükü, insanı nasıl çekiyor? Canı acımıyor mu  ? Yazık yaaaa..! 

Daha abim ağzını açmadan arabacı kırbacı ile atın sırtına Şaaaak  ! Diye yapıştırmasıyla at zıplayıp daha  çok koşmaya başladı...

- Ne yapıyorsun beee! Niye ata vuruyorsun?  Zalim adam ! Ne yaptı at sana vuruyorsun?   Durdur şu arabayı!

Bizimkiler gülmeye başladılar. İyice canım sıkılmıştı.

- Ne gülüyorsunuz yaaa... şu adama kızacağınıza bir de gülüyorsunuz !

- Kez hös ! Dedi nenem  .

Erabacınıg işine karışma iki karış boyungdan ! 

- Niye ama nene ? Niye vuruyor zavallı ata ? Hem hepimizi taşıyor, hem eşyalarımızı ! Bir de dayak yiyor !

Abim beni dürttü o anda.

- Sus , sus kız  !  Nenemi kızdırmayalım !

- Hepiniz de çok zalimsiniz !

- Hesan sening bu afat kızdan çekeceğing var oğlum ! Dili  bu yaşta bir kulaç maşallah !

- Yok  nenesi  benim kızım  okuyucu muallim olucu inşallah ! Seni utandırır sebeh !

- Hayır ben Avukat olacağım ! Öğretmen olmak istemiyorum ben !

- Hah !   Daha şimdiden Abukat kimi konuşong  zatı ! Gün şavkından belli  olur ! Dedi yine nenem !

- Hem sen niye sigara içiyorsun ? Kadınlar sigara içer mi hiç ?

- Segene  kırtçalasıca  ? Şimdi gelir seni aşağı atarım o erabadan !

- Kız sussana sen !  Dayak mı istiyorsun ? Sus ! Dedi  ablam .

- iyi be ! Sustuk işte !

Daha yüz verin şuna ! Evin küçüğü deyi

daha depegize çıkarıng genni.

Başımı çevirdiğimde amcam bana kızgın kızgın bakıyordu. Zaten kızların okutulmasına karşı , ileriyi göremeyen bir insandı. Kendi iki kızını da hiç okula göndermemişti.  Bu ikinci karısını çok seviyordu. İlk karısı çok munis bir hanımmış ve çok güzelmiş.  O vefat edince Salabıyan Köyü’nden getirmiş yengemi. 

    Nihayet Zeytinliğin içindeyiz. Herkes eline birer eşya alarak, aldıkları eşyaları iki incir ağacının dibine koydular. Ben doğruca atın yanına gittim. Gözlerine baktım, elimi çenesinde ağzında gezdirdim.  O da bana bakıyordu.

- Özür dilerim canım  benim.. Özür dilerim !

     Abilerim zeytinliğin biraz ilerisinden çalı çırpı toplamaya gitmişlerdi. Amcamda az sonra bir kucak zeytin dalı  getirdi.  Bir kucak da babam getirdi. Çalı çırpı , odun parçalarını ve taze zeytin dallarını üst üste koydular,  nenemden aldıkları Osmanlı çakmağı ile tutuşturdular.  Hava oldukça soğuktu. Hepimiz ateşin başına toplanmış üşüyen ellerimizi ateşe tutarken , alevlerin kızıllığı herkesin yüzünde pembe alevler halinde danseder gibi oynaşıyordu.

Annemle yengem zeytinliğin kenarına yığılmış  karpuz büyüklüğünde üç tane taşı incir ağaçlarının gövdesine yakın yere bıraktılar. Bu taşlarla Ocak yapacaklardı. Biliyordum. Çünkü bağa çıktığımızda da  o üç taşı yarısına kadar toprağın içine gömmüş , üstüne kelle  kazanını  koymuşlardı.  Nenem ablama : - Kez Aytennnn..   şo mavı torbanın içinde  patatalar vardı.. soğan da şo   tellüs torbada olucudu . Getirin de şu ataşın içine atıng bakım ! 

- Bezirgan kebabı mı edicilik  ane  !

- Heee.. kehvaltıda eyyi  olur.

-   Veciheeee... Nar bekmezi vardı kehverengi kannede inşallah  komayı unutmadıng ?

- Yok ane getirdim .

- Neblim, havayısınız zere  !

Annem biraz bozulmuştu ama belli etmiyordu. Henüz 16 yaşında gelin getirmişlerdi  zavallıyı. Okumak istemiş ama onu da okutmamışlar, kendinden 13 yaş büyük  olan  babama vermişler.

Ama babam da çok yakışıklıymış gençliğinde !  Yaprak yeşili gözleri vardı rahmetlinin !  Beyaz kırmızı bir teni vardı . Mahallenin bütün kızları babama aşıkmış !

Bir evin içinde kaynana, kayın baba, kayın, elti, iki tane de bekar görümce, beş kendinin, altı da kaynının; Onbir çocuk içinde... Onların yemeği, bulaşıkları, çamaşırları...  Ömrü çürüyordu zavallının !  Patates ve soğanlar pişe dursun, ablam aliminyum çaydanlığı üç taş ocağın üstüne koymuşlar, amcamın kızı Müzehher Abla ile yer sofrasına kahvaltıyı hazırlamaya başlamışlardı...

Biraz ileride yengemle amcam birbirlerine şakalar yapıyorlardı, yengem amcama şöyle diyordu:

- KARANFİLİM ÜÇ BUDAK

- YARİ ÖPTÜM ŞAPPADAK !  Dedi amcam

-  BİRDAHA ÖPÜM DERKEN   ! dedi yengem

-  GÖRÜM GELDİ  HOPPADAK  !

Dedi amcamda...

Ben de tam o sırada karşılarına çıktım,

- YOK ! BEN GELDİM AMCA !!!! Dedim ve gülüyordum....

Eline aldığı bir  taşı değmeyecek şekilde gülerek attı üstüme..  Beni ağaçların arasında kovalamaya başladı

- Seni  geberticim  Şam şeytanı... !!!

Seni sarı çııyannn... Aha geldim senge...

 Onların bu mani sözlerini ezberlemiştim artık. Söyleye söyleye, ayaklarım yumuşak felhenlere gömüle gömüle amcama yakalanmamak İçin gülerek koşuyordum… (Devam edecek) KİLİS KÜLTÜR DEĞERLERİMİZ KİTABIMDAN)

AYSER MASMANACI BEŞOĞLU

Eğitimci şair ve yazar

AÇIKLAMALAR :

MAVI : Mavi

PATATA : Patates

TELLÜS TORBA : Telis torba

BEZİRGAN KEBABI : Ateşte pişirilen kuru soğanın  ekmeğin arasına konarak üzerine pul biber, nar ekşisi eklenerek yenilen soğan dürümü .

NAR BEKMEZİ : Nar ekşisi

KANNE : Cam şişe

FELHEN : Kırmızı toprak

HAVAYI : Aklı bir karış havada anlamında kullanılan sözcük .

ZERE : Zira

Bu yazı 552 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar