Reklam
  • Reklam
Hz. Hüseyin’e ağlamak
Reklam
Behiye  Alioğlu

Behiye Alioğlu

Hz. Hüseyin’e ağlamak

14 Kasım 2013 - 01:35

Şehitlerin efendisi, Hz. Hüseyin’e ağlamanın çok büyük faziletleri vardır. O Yüce İnsan için, gözyaşı döken Resulullah (sav) Efendimiz, bize bu konuda en büyük örnektir.

Hakim nişaburi, haris’in kızı ümm’ül-fazl’dan şöyle rivayet ediyor:
“…Bir gün Hüseyin (as)’ı Hz. Resulullah (sav)’in yanına götürüp onu peygamber’in kucağına verdiğimde, hazretin yüzünü diğer tarafa çevirerek ağladığını gördüm. Bunun üzerine, ya Resulullah! Anam babam sana feda olsun, size ne oldu (niçin ağlıyorsunuz?) diye sorduğumda şöyle buyurdular:

Cebrail şimdi yanıma gelerek, ümmetimin bu çocuğumu öldüreceğini bana haber verdi… Daha sonra Cebrail Hüseyin’in katligahından kan renkli olan bir avuç toprak bana getirdi.”

Ahmet ibn-i Hanbel, kendi müsnedinde c.2, s.60-61’de Abdullah b. Neci’den o da babasından şöyle naklediyor:

“Hz. Ali (as) ile sıffın savaşına hareket ediyorduk. Neyneva denen yere vardığımızda, Hz. Ali şöyle seslendi: Ey Eba Abdillah! (imam Hüseyin’in künyesi) Fırat nehri kenarında sabırlı ol! Ey Eba Abdillah, sabırlı ol!
Neci diyorki: meselenin ne olduğunu sorduğumda, Hz. Ali (as) şöyle buyurdu: bir gün Resulullah (sav)’in yanına vardığımda Onun ağladığını gördüm ve Ey Allah’ın Resulü, “sizi birisi sinirlendirdiğinden dolayımı ağlıyorsunuz?” Diye sorduğumda şöyle buyurdular: hayır! Cebrail sen gelmeden biraz önce gitti ve Hüseyin’in Fırat nehrinin yanında şehit olacağı haberini bana verdi. Cebrail bana, O’nun (Hüseyin’in) türbesini görmek ister misin? Dediğinde, evet dedim. O da elini uzattı ve bana bir avuç toprak verdi. İşte bu yüzden ağladım.”

İmam sadık (as) şöyle buyurmuşlardır.
“Ali B. Hüseyin (as), yirmi (başka bir hadise göre kırk) yıl boyunca babasına ağladı. Önüne ne zaman yemek bırakılsaydı ağlardı. Bir defasında İmam’ın hizmetçisi şöyle dedi: Ey Resulullah’ın oğlu, canım sana feda olsun ben helak olmanızdan korkuyorum. İmam (as) şöyle buyurdular: Ben üzüntü ve kederimi Allah’a açıyorum, ben Fatıma (as)’ın evlatlarının katligahını hatırladığımda, üzüntü nefsimi tıkıyor.”
Başka bir rivayette de kölenin, imam Zeynel Abidin (as)’a şöyle dediği nakledilmiştir. Ey Mevlam! Üzüntünüzün son bulma zamanı ulaşmamış mıdır? İmam (as) onun bu sözüne karşılık şöyle buyurmuşlardır:

Vay senin haline! Yakup b. İshak (as) Peygamber oğlu bir Peygamber idi, onun on iki oğlu vardı, Allah Teala onlardan birini gaybete çekince, ağlamaktan gözlerine ak indi, gamdan beli büküldü; oysa oğlu dünyada yaşıyordu. Ama ben babam, kardeşim, amcam ve ailemden olan on yedi kişinin etrafımda katledilmiş naaşlarını gördüm. O halde gam ve hüznüm nasıl son bulabilir!”

Bu hadislerden elde edilen netice şudur ki; insanın kendisinin, yakınlarının veya herhangi bir Müslüman ve müminin başına gelen musibetlere ağlaması, hüzünlenmesi, caiz hatta birçok yerlerde müstehap ve nebevi sünnettir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur; insan karşılaştığı hiçbir musibette ve zorlukta Allah’a rıza ve teslimiyet ruhunu kaybetmemesi, Onun razı olduğu şeylere razı olmasıdır. Yoksa ağlamak hüzünlenmek tabii ve fıtri bir şeydir ve Allah’ın insanlara verdiği bir nimettir. Hz. Hüseyin’e ağlamak ise büyük bir nasiptir.

“Kıyamet günü bütün gözler ağlayacak, Hüseyin’e ağlayan göz hariç. Onlar gülümseyerek müjdelenecekler ( bihar-ul Envar c. 44, s. 293)” hadisi bunun delilidir.

Hz. Hüseyin’in şahadetine ağlamanın, yas tutmanın ve kerbelayı unutmamaya çalışmanın, ilahi bir emir olduğunu, defalarca tekrarlanarak nebevi bir sünnet haline geldiğini ve de aynı sünnetin Ehl-i Beyt tarafından da takip edildiğini görüyoruz.

Hz. Hüseyin şahadet makamına erişmeden bu kadar üzülen sevgili Peygamberimiz, acaba o musibetleri gözleriyle görselerdi ne derece gözyaşı döker ve üzülürlerdi. Bunun tasavvuru bile insana oldukça güç gelir.
Şefaatlerine nail olma ümidiyle…

BEHİYE İNEKÇİOĞLU

Bu yazı 448 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar