Aklımızı başımıza getirelim
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi

Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi

Aklımızı başımıza getirelim

18 Ekim 2021 - 09:16

Asgari ücret veya minimum ücret, yasal bakımdan işçilere ödenebilecek en düşük seviye olarak tanımlanabilir. İlk defa Yeni Zelanda’da 1894 yılında yürürlüğe giren asgari ücret uygulaması, ardından sırayla 1896 yılında Avustralya’da ve 1912 yılında İngiltere’de uygulanmaya konulmuştur. Çoğu ülke 20. yüzyılın sonuna doğru asgari ücret mevzuatını uygulamaya başlamıştır.

Asgari ücretin, mevcut piyasa ücret oranının asgari ücretten daha yüksek olduğu işgücü piyasaları üzerinde hiçbir etkisi olmayacağı iddia edilse de; asgari ücret değişiklikleri her zaman hem iktisatçıların hem tüm vatandaşların ilgisini çekmiştir. Asgari ücretin ekonomiye yansımaları her zaman birçok akademik çalışmaya da konu olmuştur.

TÜİK verilerine göre Türkiye’de 2021 yılı Ağustos ayı itibarı ile 13 milyon 732 bin 736 kişi ücretli çalışan var. Belirlenen asgari ücret bu kişileri direkt etkilediği gibi, memur maaşlarına da yön verir. Asgari ücret aslında ekonomik sistemin çarkıdır. Piyasada aktif dolaşan para miktarını direkt etkiler. Dolayısıyla asgari ücret sadece ücretlileri değil, toplumun her kesimini ilgilendirir.

ABD eski başkanı Bush’un da seçim propagandaları sırasında kullandığı gibi ücretiler “hızlı harcayan” kesimdir. 

Ne demek hızlı harcayan?

Kazandığı ancak boğazına yani günlük yaşamına yetenler, yani ne kadar kazanırsa o kadar harcayanlar. Ancak paraları kadar yaşayanlar desek abartmış olmayız.

Başka bir ifade ile Türk-İş verilerine göre açlık sınırının 3.049 TL olduğu düşünülürse; bu gelirin altında geliri oldukları için aç kalanlar.

Ancak bu rakamın üzerinde geliri varsa; giysi alabilen, ulaşım araçlarını, aksi halde bunların hiçbirini aklına bile getiremeyenler. Öyle ya, asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu bir ortamdan başka ne beklenebilir ki!

Yıl sonu yaklaşıyor. Yakında 2022 yılı için asgari ücret görüşmeleri başlayacak. Yani yakında yine gündem asgari ücret olacak. Ama esas bizim bu konuyu gündem etme sebebimiz geçen hafta bu yılki Ekonomi Nobelini kazananlar açıklandı. Bu yıl ödül “asgari ücretin günlük hayata etkisi” üzerine yaptıkları çalışmalardan dolayı David Card, Joshua Angrist ve Guido Imbens isimli 3 ekonomiste verildi. Bu araştırmacıların dedikleri şu, “asgari ücretlere yapılan zamların istihdam üzerine olumsuz etkisi olmaz.”

Ve bu söylem ödül vericiler tarafından "geleneksel akla meydan okumak" olarak tanımlanıyor. Ve bu tezlerini açıklarken "doğal deneylerin" kullanılması konusunda öncülük ettikleri için bu ödüle layık görüldüler. Doğal deneylerde, hükümetlerin aldığı kararların etkisini ölçmek için gerçek hayatta karşılaştığımız durumlar kullanılıyor, irdeleniyor. Yani günlük hayat tüm çıplaklığı ile ortaya konulmaya çalışılıyor.

Özelikle ünlenen araştırmalarında, New Jersey'de asgari ücretin saatte 4,25 dolardan 5,05 dolara yükselmesiyle 410 fast-food restoranının deneyimlerini analiz etmişler. Vardıkları sonucu; “New Jersey eyaletinde bulunan fast-food restoranlarındaki istihdam üzerinde herhangi bir değişime yol açmadığı görülmüştür.” şeklinde belirtmişler.  

Hemen şimdi sizlere sormak isterim.

Asgari ücret deyince Türkiye’de ilk akla gelen isim kimdir?

Birçoğunuzun hemen “İş AŞ Haydar BAŞ” diye mırıldandığını duyar gibiyim. Şu an ki asgari ücretin açlık sınırının altında olduğunu hepimiz biliyoruz. Şimdi hep beraber, biraz geriye gidelim ve düşünelim:

·         Prof. Dr. Haydar Baş, hep parti programlarında asgari ücretin altını çizmese idi;

·         Prof. Dr. Haydar Baş, 2015 seçimlerinde “asgari ücret 5.000 TL olmalı” demese idi;

·         Hemen ardından Onu taklit eden siyasilerin de 2015 seçimlerde asgari ücret vaatlerini arka arkaya sıralamaya başlamaları ile seçimde ana gündem asgari ücret olmasa idi, inan edin bu rakamları bile göremezdik.  

Bakınız, daha önce de Prof. Dr. Haydar Baş’a ait olan Milli Ekonomi Modeli’nde bazı cümleleri dillendirenler Nobel Ödülü vb. birçok ödül aldılar. Bu örnekleri burada sıralamak makalemizi çok uzatacağı için bu detayı başka bir makalemize bırakmak istiyorum.

Şunu çok iyi bilelim, dünya sıra sıra Prof. Dr. Haydar Baş'ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modelinin maddelerini dillendirmeye devam edecek. Modeli kısmi de olsa uygulayan BRICS ülkeleri nasıl ekonomik olarak çok iyi noktalara geldilerse; modele ait cümleleri dillendirenler de ödül alamaya devam edecekler.

Ne yazık değil mi? Ülkemizin, milletimizin bağrından çıkan bir insan bir “sistem” oluşturuyor. Bu sistemin bir cümlesini söylemek bile Nobel ödülü almak için yetiyor. Ama biz hala bu modeli ülkemizde uygulamıyoruz.

Ve yine şunu çok iyi bilin ki; asgari ücret meselesi bu modelin insanlığa sunduğu imkanlardan sadece birisi.

Aklın yolu birdir

Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın ifadesi ile vakit daha da geçmeden “aklımızı başımıza getirelim.” Yoksulluk sınırının üzerinde asgari ücret belirlemeyi esas kabul eden “Milli Ekonomi Modeli”ni ve bu modelin tam olarak uygulanabilmesi için BTP Genel Başkanı Hukukçu Hüseyin Baş ve kadrosunu iktidar edelim. 

Bu yazı 373 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar