Reklam
  • Reklam
AVRUPA BİRLİĞİ KONUSUNDA PROF.DR.HAYDAR BAŞ’IN ÖNGÖRÜLERİ
Reklam
Dr. Ahmet H. Kepekçi

Dr. Ahmet H. Kepekçi

AVRUPA BİRLİĞİ KONUSUNDA PROF.DR.HAYDAR BAŞ’IN ÖNGÖRÜLERİ

12 Temmuz 2016 - 10:05

Bu konuyu 3 başlık altında ele alabiliriz.

• Avrupa açısından değerlendirdiğimizde, AB’nin dağılmaya mahkum olduğunu ifade etmişlerdi.

• Türkiye açısından bakarsak, AB’ye (bugünkü ismiyle) Türkiye’yi almazlar tespitini yapmış ve bu süreçte ülkemizin çok kayıplar vereceğini her fırsatta gündem etmişlerdir.

• AB sonrası projeksiyon yapılırsa, AB sisteminin yıkılacağını gelecek çözümün kendisine ait olan Milli Ekonomi Modeli ile olacağını ifade etmişlerdir.

...

Sayın Prof. Dr. Haydar Baş, 1987'de Berlin'de yaptığı dünya kamuoyuna dönük konuşmasında, ülkemizi Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET)'ye almayacaklarını geniş geniş anlatmıştı.  Günümüzde lider sorunu yaşanmaktadır bu tespit (2016-1987= 29 yıl) tam 29 yıl önce yapılmış olan bir tespittir.

Ama bizi idare eden siyasiler, gözlerinin önünü görmekten ve anlamaktan aciz bir şekilde AB kapısında taviz vermeye devam ediyorlar.

...

Haydar hoca 2005 yılındaki konuşmasında AB'ye ömür biçti ve 10 - 15 yıl sonra AB dağılacak dedi.

Bu tespitini her fırsatta tekrarladı. Geçen yıllar onu hep haklı çıkardı. Süreç esnasında Avrupa Birliği ülkelerinin patır patır çökmeye başladığını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, “kaynakları tükenen, nüfusu yaşlanan ve para basamayan Avrupa Birliği dağılacak. Bu dağılma AB için bir kaderdir” demiştir.

...

Çözülme süreci son yıllarda artarak devam etti. AB’nin arka bahçesi sayılan İtalya, Yunanistan, İspanya, Portekiz, İrlanda, Romanya ve Macaristan gibi devletlerde mali kriz derinleşmiştir. Sonun başlangıcı ise Brexit: (Britain, Exit)  referandumu ile ilan edilmiştir. İngiltere’nin referandum kararı şok etkisi oluşturmuştur. Hollande (Fransa) : ‘Çok Acı Bir Karar Çok Üzgünüm’. Merkel (Almanya): Avrupa için bir kırılma. Başbakan Valls (Fransa): “Bu bir elektro şok”.  şeklinde açıklama yapmıştır.

Bu konuşmalar, AB'nin gövde devleti olan Almanya ve Fransa'nın bile gelişmeleri okuyamadığının ispatıdır.

Prof. Dr. Haydar Baş’a ait MEM ile ilgili yapılan uluslarası sempozyumlarda konuşan yabancı ilim insanları bakınız ne demişlerdi.

Prof. Dr. Patrick Boulogne, Paris Üniversitesi-FRANSA

“Prof. Dr. Haydar Baş'ın ‘Sosyal Devlet, Milli Devlet’ tezi uluslar için bir can simididir ve insanlık tarihi açısından önemli bir aşamadır. Küreselleşme döneminde 'Milli Devlet'e vurgu yapılması hayati derecede önemlidir.”

Prof. Dr. Ernst Zurek, Bonn Üniversitesi - Almanya

“MEM tarımı stratejik alan olarak değerlendirmekte ve yerli tarımın devlet tarafından desteklenmesi gerektiğini ifade eder. Gıda maddeleri için başka ülkelere serbestiyeti tavsiye eden AB ve ABD’nin kendi tarımlarının korunması hususunda en büyük koruyucu olmaları ilginçtir.”

Prof. Dr. Ahad Rahmanzadeh, Bonn Üniversitesi - Almanya

“Batı artık yönünü doğuya doğru çevirmeye başlamıştır”

Prof. Dr. Cornelia Versteegh: Amsterdam Üniversitesi - Hollanda

“Avrupa Birliği şayet yaşamak istiyorsa, Prof. Dr. Baş’ın Sosyal Devlet anlayışına dönmek zorunda... Model’in AB öngörüsü beni çarptı.” şeklinde ifade etmişlerdir.

...

Avrupa Birliği’ne üye ülkeleri iflas noktasına getiren nedenleri her fırsatta sıralayan Prof. Dr. Haydar Baş, meselenin ülkemiz açısından görüntüsünü de ortaya koymuştur.

«AKP hükümeti Türkiye’yi, çöküşe mahkûm Avrupa Birliği’nin elinde oyuncak etti»

«Avrupa Birliği dağılıyor. Bizim iktidarlarımız ise Avrupa Birliği’nden gelen talimatlara göre ülkeyi idare ediyorlar. Ekonomi kurallarını ortaya koyuyorlar, sosyal projeleri kanun olarak, hüküm olarak takdim ediyorlar»

«Şimdi siz Avrupa’yı düşüneceğinize kendinizi düşünün» demişlerdir.

...

Ülkemiz bu süreçte çok kayıplar vermiştir. Sayın Prof. Dr. Haydar Baş hocamız hep ikaz etti:

Millet olma vasfı ciddi anlamda zarar görmüştür.

Ulusal bütünlüğümüz, güvenliğimiz, bağımsız duruşumuz yaralanmıştır.

Ekonomi alanında ciddi kayıplar söz konusudur.

Dini sahada verilen tavizler milletin kimyasını bozdu.

Sosyal ve kültürel kayıplar, insan malzememizi bozmuştur.

I. Dünya savaşı ve AB süreci sonuçları itibarıyla paralel süreçlerdir. Birinci dünya savaşı Osmanlının idam fermanı anlamına geliyordu. Milletimiz tarafından tam da bilinmeyen Budapeşte Türk Şehitliği hakkında bilgi vereyim. I. Dünya Savaşı sırasında Galiçya cephesinde 1916-1917 yıllarında Alman Güney Ordusu’na bağlı olarak görev yapan 15. Türk Kolordusu çok sayıda şehit verir. Budapeşte Türk Şehitliği’nde on biri meçhul asker olmak üzere 480 mezar var.

...

Bizzat kendi kaleminden Prof. Dr. Haydar Baş beyin "Zaman bizi haklı çıkardı: AB dağılıyor" makalesi çok anlamlıdır "Bizler, 2000 senesinde Avrupa Birliği'nin 15 sene içinde dağılacağı öngörüsünde bulunduğumuzda bırakınız halkımızı, akademisyen ve siyasi arenadan da hiç destek görmemiştik. Üstelik dağılacak öngörümüz, AB'nin ortak para birimi Euro'ya geçtiği bir dönemde; ortak para, ortak ordu, tek bayrak anlayışını hayata geçirdiği ve Birleşik Avrupa'ya adım adım ilerlediği bir süreçte gelmiştir. 24 saat sonrasını dahi göremeyen siyasiler, ferasetten uzak akademisyenler AB içinde mutlak yer almalıyız derken biz, zaten alınmamıza imkân olmayan birliğin 15 sene içinde dağılacağını dillendiriyorduk ve zaman bizi haklı çıkardı.

AB ile ilgili üç öngörüde bulunmuştuk. 

Birincisi, AB bir inanç birliğidir, Hıristiyan kulübüdür, devlet adamları tarafından defaten altı çizilmiştir. İnanç temelli bu birliğin, Haçlı seferlerini gerçekleştirdiği Müslüman Türk'e sınırlarını açmasına imkân bulunmamaktadır.

Nitekim 50 yılı aşkın üyelik müzakereleri neticesinde halen kapıda bekletilmekteyiz.

İkinci öngörümüz, AB'nin 15 sene içinde dağılacağı idi ve bugün İngiltere'nin ayrılma kararı bunu doğrulamaktadır. İngiltere'den cesaret alan Fransa, Yunanistan, İtalya, Çekya, Avusturya, Hollanda, Danimarka, Finlandiya, Slovakya ve Portekiz de referanduma gitmeyi konuşuyor.

2000 senesinde nüfusu yaşlanmış, kaynakları tükenmiş AB'nin Euro ile sonunu hazırladığını ifade etmiştik. 

Euro'ya geçişin ilk gününde Berlin’de "AB devletlerinin Euro'ya geçişleriyle beraber senyoraj hakları ortadan kalkmaktadır. Her ülke ihtiyacı olan parayı basmak yerine Avrupa Merkez Bankası'nın kendisine vereceği ile yetinecektir ki bu piyasalarda para darlığı demektir. Borçlanmaya giden ülkeler Birliğin ekonomik olarak çöküşüne neden olacaktır. Çünkü her ülke kazancını gerçek rakamı ile göstermeyecek ve merkezden kendisine verilen destek farklı olacaktır. Ve bu durum ülkeler arasında korkunç bir adaletsizlik oluşturacaktır ki bu birliği dağıtacaktır."

İzahımız ile Euro'ya geçişin Birliğin sonu olacağını anlatmıştık.

Ve üçüncü öngörümüz, AB'nin Türkiye Cumhuriyeti devleti için masa başında işgal projesi haline dönmesi idi.

İktidarlar için vazgeçilmez ilke haline gelen AB'ye üyelik uğruna istenen her taviz yerine getirilmiş ve fatura çok acı olmuştur. (http://www.yenimesaj.com.tr/zaman-bizi-hakli-cikardi-ab-dagiliyor-makale,12017448.html).”

...

AB’nin yıkılması sonrası sığınılacak liman, Milli Ekonomi Modelidir.

Gelecek Milli Ekonomi Modeli ile şekillenecektir.

Bu yazı 368 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar