Reklam
  • Reklam
BUGÜN KİLİS ROKET SALDIRILARI ALTINDA, PEKİ YARIN?
Reklam
Dr. Ahmet H. Kepekçi

Dr. Ahmet H. Kepekçi

BUGÜN KİLİS ROKET SALDIRILARI ALTINDA, PEKİ YARIN?

15 Nisan 2016 - 09:49

Bugüne kadar yok kabul edilen Kilis ve yaşanan can sıkıcı hadiseler karşısında vatandaşın sokaklara inerek, hükümet, valilik ve belediyeye dönük protestoları ses getirdi. Savunma bakanı Kilis'te basın toplantısı düzenledi. Işid bize saldırıyor dedi, angajman kurallarını uyguladıklarını hatırlattı. Onlar bize füze mermisi atıyor bizde misliyle mukabele ediyoruz dedi. Bizim attığımız bombalar daha çok insan öldürüyor dedi. Mülteciler adına Avrupa'dan geleceği iddia edilen para ile Kilis’in alt yapısının elden geçirileceğini söyledi. Kilisin, Ensar şehri olduğunu söyledi, nüfusundan daha kalabalık mülteci barındırdığını ifade ederek tebrik etti, Nobel’den daha kıymetli olduklarını söyledi ve gitti. Hükümet her zaman olduğu gibi şimdide tribünlere oynuyor.

Bakan, vatandaşı hayatın doğal akışına nasıl kavuşturacaklarını değil de misilleme olarak daha çok bomba attıklarını daha çok insan öldürdüklerini ifade ederek vatandaşın gazını almaya çalışmaktadırlar. Son günlerde artan sıklıktaki bombalamalar yaralı sayısını arttırdı, can kayıpları artmaya başladı. Önceleri haftada bir olan roket saldırıları artık her gün olmaya başladı. Son günlerde 20’yi aşkın vatandaşımız yaralandı, canını kaybeden hemşerilerimiz var. Angajman kurallarının uygulanması Kilis’e dönük saldırıların sayısını azaltmadı, bilakis daha da arttırdı. Demek ki sadece angajman kurallarının uygulanması çare ve çözüm değil.

Şehir adeta bir takım koşulların olgunlaşması için kendi haline bırakılmış durumdadır.

Savaşın ilk yıllarında sınırın 0 noktasına kurulan mülteci kampı, bugünkü gelinen duruma işaret etmektedir.

Kilis'te istihdam edilen nüfusunun iki katı mülteci şehre ve şehirliye yapılan bir zulümdür.

Kilis’in sosyal yapısı, demografik özellikleri, ekonomik koşulları bu yükü kaldırmaya uygun değildir. Böyle bir mülteci politikası dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir.

Suriye'deki karışıklığın başaktörlerinden olan AKP hükümeti, gelen mültecilere muhacir, Kilis halkına da siz ensarsınız diyerek inanç sömürüsü yapmıştır. İlk günlerde ne olduğunu anlamayan halk artık Suriyeli mülteci istememektedir. Algı yönetimi yapan hükümet imaj sömürüsü de yaparak güya Kilislileri siz Nobelliksiniz diyerek avutmaktadır.

...

Adeta bıktırırcasına Kilis’e atılan bu bombalarla varılmak istenen hedef nedir?

Neden hükümet bu konuya duyarsız davranmaktadır.

Neden uluslararası platformlarda bunu gündem etmemektedir.

Suriye ile 900 kilometrelik sınırlarımızda birçok yerleşim yeri varken neden özellikle Kilis bombalara maruz kalmaktadır.

Sivil toplum örgütleri adeta suspus olmuş durumdadır.

Bu soruların cevabını bulmak için Kilislinin davranış psikolojisine bakmak gerekir. Halk endişe içinde yaşamaktadır. Maddi gücü olan, çevresi olanlar şehri terk etmiştir. Göç akımı artarak devam etmektedir. Buradan anlaşılan birinci gaye, Kilis ve çevresinin mülteci kampı olarak kullanılmak istenmesidir. İkincisi ise Türkiye’nin Ortadoğu bataklığına çekilmesi demektir.

...

Maalesef hükümetin caydırıcılığı kalmadı. Suriye merkezi hükümeti ile bağlantısı kalmayan, Rusya ve İran'la karşı karşıya gelen Türkiye'nin maalesef diplomatik bir gücü kalmadı. Bizzat AKP'li belediye başkanı Kara tarafından medet umulan NATO'nun, bu konuda en küçük bir açıklaması yok. Bilinen bir husus var ki o da NATO askerinin bizim için devreye girmeyeceği. Dikte ettikleri uygulamalarla yalnızlaştırılan ülkemize dönük saldırılara karşı Batılı müttefiklerin bu kadar sessiz durarak verdiği mesaj, sözümden çıkmayacaksın, aksi halde seni kurda kuşa teslim ederiz mesajıdır. Batılı, Türkiye'nin mülteci kampı haline gelmesini istiyor. Türkiye'yi Ortadoğu bataklığına çekmeye çalışıyor.

...

Vatandaş canından bezmiş durumda, her an can korkusu yaşıyor yaşamasına ama perşembenin gelişi çarşambadan belli değil miydi?

Haydar Baş hoca az mı ikaz etti, Türkiye’nin güvenliğinin Suriye’nin toprak bütünlüğüne bağlı olduğunu ilk günden itibaren söyledi durdu.

Rusya ile karşılıklı ortak milli menfaatlerimiz olduğunu sürekli tekrarladı.

Suriye dâhil bölgemizde yaşanan savaşların emperyalist güçlerin işgal hareketi olduğunu haykırdı.

Heyhat ki, insanlar bu tespitleri algılamakta çok geç kaldılar. Geç kaldıkları için de bugün debelenip duruyorlar.

Gelin iş işten geçmeden sorunun bizzat kaynağı olan AKP hükümetinden kurtulalım, çözümün adresi olan proje sahibi Prof. Dr. Haydar Baş beyle birlikte olalım.

Bu yazı 320 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar