Reklam
  • Reklam
CÜBBELİ AHMET, REDDİYE ADI ALTINDA -YA YALAN SÖYLÜYOR YA DA...
Reklam
Dr. Ahmet H. Kepekçi

Dr. Ahmet H. Kepekçi

CÜBBELİ AHMET, REDDİYE ADI ALTINDA -YA YALAN SÖYLÜYOR YA DA İFTİRADA BULUNUYOR-

12 Temmuz 2016 - 10:03

Öncelikle şunu ifade etmek gerekir. Bu iftiralar Haydar hocanın şahsında onun sevenlerinedir, onun yolundan gidenleredir ve onun gittiği yoladır. Haydar hoca topluma mal olmuş bir şahsiyettir.

Cübbeli Ahmet diye bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün, bir TV’deki sahur konuşmasında Prof. Dr. Haydar Baş hocamız hakkında konuşmalarını hayretler içerisinde dinledim. Çünkü anlattıklarının Haydar Baş hocamızla hiçbir ilgisi yoktur.

Bakın konuşmasından birkaç cümle örnek verelim:

“Elazığ'dan geldiler, Canlı yayında bütün şalvarlı sakallılara ana avrat sövdü. Pis sövdü bize” diyor.

Cübbeliye söylemek gerek, sakal sünnettir. Bizzat Haydar hocanın kendisinin sakalı vardır.

Haydar hoca sakala karşı değildir, sakalın istismarına karşıdır. Haydar hocanın kişilerle işi yoktur. Haydar hocanın mücadelesi batıl olan görüş ve düşüncelerledir. İslami argümanları maske olarak kullanıp da, bizzat İslam’a saldıranları tarih çokça kaydetmiştir. Sıffin savaşı buna önemli bir örnektir. Halife İmam Ali ile savaşan Muaviye bin Ebu Süfyan’ın ordusu savaşı kaybetmek üzeredir. Bunun üzerine Muaviye'nin askerleri mızraklarının ucuna Kur'an'dan sayfalar takarlar ve Kur'an'a karşı savaşılmaz algısını yayarlar. Bu münafık taktik savaşın ve tarihin akışını değiştirmiştir. Dün Kur’an sayfaları üzerinden oynanan oyun bugün sakal, cübbe, şalvar… üzerinden oynanmaktadır.

“Elazığda ne işi var bunun. Bir dernek şiilerle miilerle anlaştı. Sabah namazında geliyor kaçıp gidiyor” diyor cübbeli. Cübbeli de bilsin onun bağlı oldukları da, Haydar hoca bağımsızlık ruhuna sahiptir. Bağımsızlık benim karakterimdir diyen Mustafa Kemal Atatürk'ün duruşunu şiar edinmiştir. İnsan olan her yerde onun işi vardır. Üstelik o Ne Elazığ'a ne başka yere karanlıklarda gidip gelmez. Haydar hocanın bütün yaptıkları hukuk içindedir.

Bizim ondan sürekli duyduğumuz ve okuduğumuz ölçü şudur:

"Hakk’a koşun, Hakk’la olun, haklı ile olun, haklı olun"

Gelelim Şiilik konusuna.

Cübbeli diyor ki, “Her belanın içinde Şiilerin bir tuzları var! Türkiye’de bile karışıklıkların içerisinde bile Şii’ler var”

Şiilik ve sünnilik yüzlerce yıldan beri bir ayrılık sebebi olarak öğretildi. Alevi Şii - Sünni çatışmalarına sahne oldu ülkemiz. Sivas, Maraş, Çorum olayları son dönemde yaşanan acı tablolardan sadece birkaçıdır. Bu ayırım bir mahalle baskısı haline de gelmiştir. Kendi hayatımızda bile bunun örneklerini görebiliriz.

Haydar hoca şiiliğin ve Aleviliğin, Hz. Ali’nin yani Ehl-i Beyt’in yolunda olmak anlamına geldiğini bu millete anlattı. Ehl-i Beyt paydasında biz bir ve beraber olduk.

Cübbeli Ahmet ise her fırsatta ülkemizin bir gerçeği olan Şiiliği ötekileştirmeye çalıştı.

Sonuçları itibarıyla, ülkemizi etkileyen en önemli sorunlardan bir tanesi Suriye meselesidir. Ekonomik, sosyal, siyasi, güvenlik her konuda çok yara aldı ülkemiz. Cübbeli Ahmet’i daha iyi tanımak için  -çözüm ona- fetvalarını okuyalım.

Cübbeli Ahmet "Türkiye şuan Suriye'ye girse, Esad'i yıkmak için savaşsa meşru mudur?" sorusuna, "Bu adamlar Şii'dir. Burada bir zulüm yapılıyor.  Zaten Şiiler devamlı Müslümanlarla savaşır. Hayatta bir gavurla savaştıkları görülmemiştir. Türk ordusunun Suriye'ye girmesini destekliyorum” diye cevap vermiştir.

"ABD ile Türkiye ortak operasyonla Şam'a girse caiz midir?" sorusuna da Cübbeli şu cevabı vermiştir: "Türk devleti yardım etme gücünü kendinde bulamazsa, 'ben buraya girerim çıkamam, benim devlet de zedelenir' diyorsa girmeyebilir. Mesele zulmü durdurmaksa işbirliği yapılabilir. Şia'nın yardımı olmasaydı ABD Irak'a giremezdi. Yavuz olmasa bu iklim Şia olmuştu. Yavuz Selim haklıdır. Ulemadan Şeyh'ül İslamların fetvasıyla amel etmiştir."

Öncelikle Yavuz Selim’in yaptıklarını hatırlayalım. Yavuz 40 bin Türkmen alevinin canına kıymıştı. Cübbeli bunu gündem etmekle yeni bir soykırım için fetva mı veriyor acaba?

İşte bu fikirler bir kara leke olarak dünya durdukça, alnında duracaktır.

Cübbeli Ahmet acaba, bütün bu konuşmaları ile Müslümanların haksız yere öldürülebileceğini hesaba katıyor mu? Belki kendisi bunu hesaba katmayabilir ama Allah (cc) tarafından bunun hesabı sorulacaktır. “Bir Müslüman’ın öldürülmesine yarım kelime katkısı olan kimse, mahşer günü ilahî huzura, alnına “Bu adamın Allah’ın rahmetinden nasibi yoktur” diye yazılı olduğu halde getirilir” (İbn Mace, Sünen, Diyat, 1).

Konunun bütün hassasiyetine rağmen Ahmet Mahmut Ünlü’nün, Şiiler konusundaki olumsuz ve saldırgan tavrının mutlaka dünyevi bir açıklaması olmalıdır.

Cübbeliye buradan soruyorum:

Şiilere niçin karşı çıkıyorsun?

Hz. Ali’den ne zarar gördün?

İmam Ali’nin şiası olan Ebu Eyüp El Ensari Hz.lerinden ne zarar gördün?

Şia, Ehl-i Beyt’in yanında yer alan sahabilere denilir. Şianın İmam Ali’ye bağlı olmasının sebebi, İmam Ali’nin Ehl-i Beyt olması ve Gadir-i Hum hutbesinde Peygamber Efendimizin (s.a.v.) onu nasb etmesidir.

Haydar hocanın çilesi ve gayesi birliği temin etmektir. Onun misyonu, Ayet-i kerime ve hadisi şeriflerde emredilen birliktir. "Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın..." (Al-i İmran Suresi, 103). “Cemaatte rahmet, tefrikada azap vardır” buyurulur (Müsned, IV, 375). Bir hadiste, “Size namaz, oruç ve sadakadan daha faziletlisini haber vereyim mi? Bu, insanların arasını uzlaştırmaktır; çünkü ilişkilerin bozulması tıraşlayıcıdır; saçı tıraş eder demiyorum, fakat dini tıraşlar” buyurulmuştur  (Tirmizî, “Śıfatü’l-ķıyâme”, 56).

Cübbeli Ahmet konuşmasında “Haydar Baş’ın reytingi yok” diyor.

Reyting, izlenme oranı anlamına geliyor. Cübbeli nüfus sahibi olmanın ölçüsü olarak kalabalıklar tarafından izlenme oranını esas alıyor. Cübbeli İslam’ın ölçüsü ile değil, kapitalizmin ölçüsü ile hareket ediyor. Hakkın tebliği ile reyting doğrudan bağlantılı değildir. Peygamber efendimiz başlangıçta tek kişi idi. Efendimize ambargo uyguladılar; onu dinlemeyi yasakladılar, onu yalnızlığa mahkûm etmeye çalıştılar; efendimiz hicret etmek zorunda kaldı. Ama sonuçta kazanan peygamberimiz ve İslam oldu.

Gerek yurt içindeki siyaset, Haydar hocadan çalıntı yapmakta gerekse yurt dışında Milli Ekonomi Modeli devletler çapında uygulanmaktadır. Burada kaybeden Haydar hoca değil onun sözlerinden istifade etmeyenlerdir.

Cübbeli Ahmet ne kadar yalan konuşursa konuşsun, gerçeklerin üzerini örtmeye gücü yetmeyecektir. Şunu unutmamak gerekir ki, hayvan gübresi ağacın gücüne güç katar.

Bu yazı 425 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar