Ekonomide zifiri karanlık "Slumpflasyon" dönemine girildi
Dr. Ahmet H. Kepekçi

Dr. Ahmet H. Kepekçi

Ekonomide zifiri karanlık "Slumpflasyon" dönemine girildi

14 Mart 2019 - 10:48 - Güncelleme: 14 Mart 2019 - 21:13

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK), 2018 yılı Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) açıklaması aslında tam bir S.O.S. Açıklamaya göre Türkiye ekonomisi %3 oranında küçülmüş aynı zamanda enflasyon çapını genişletmiş durumda. Artık mutfaklarımıza da yapıştı enflasyon. Aslında uzun yıllardan beri enflasyonla yaşamaya alışmış olan vatandaşımız ne oldu da, artık bu yükü taşıyamaz hale geldi. Sorunu çok iyi tespit etmek gerekir. Teşhis konamayan hastalıkların tedavisi de mümkün değildir.

 

Evet, enflasyon olsa da milletin cebinde para vardı. Alışveriş yapıyor ve piyasalarda bir hareket vardı. Fakat son yıllarda piyasalar iyiden iyiye durgunlaştı. Ülkedeki büyüme durdu ama enflasyon düşmedi o hala yükselmeye devam etti. Bu bir stagflasyon tablosu idi. İşadamı, toprak sahibi çalıştıkça nakit sıkıntısı arttı ve borca mahkum oldu. Çözüm için mal varlığını satarak borcunu ödeme yoluna gitti. Hükümet dışardan borç alarak piyasalardaki hareketi sürdürme politikasını uyguladı. Ancak bu dışa bağımlılığı arttırdığı gibi alınan paraların borç faizi o kadar arttı ki, devlet gelirleri ile borç faizlerini bile ödeyemez oldu.

 

Sadece devlet mi, vatandaş da nakit ihtiyacını karşılamak için kredi kartlarına yüklendi. Cebinde parası yoktu ama evde çocuk süt bekliyordu, eşi ekmek bekliyordu. Günü gelmesine rağmen kredi kartı borcunu ödeyemedi ve açılan borç faizi mezarlığına o da düşürüldü. Neden mi, ne yapılırsa yapılsın önceden belirlenen kadar kişi ve miktarda borç ödenecek diğerleri ödeyemeyecekti. Sebep çok açık; çünkü piyasalarda dolaşımda olması gereken miktar “emisyon” yani sıcak para yoktu. Gelişmiş ülkelerde %35-50 sevilerinde olan emisyon bizim gibi kontrol altında tutulan faiz baronlarına teslim edilen ülkelerde %2,5 seviyesinde de ondan.

 

Parasını ancak dışardan alınan borç para karşılığı basınca, dışardan sıcak borç para gelmeyince ve işyerleri kapanınca ülkemiz ekonomik olarak esir alınmış oldu. Neticede ekonomisi küçülen ama ortada üretim ve ürün olmadığı bir Türkiye tablosu ortaya çıktı. Maliyet enflasyonuna ek olarak talep enflasyonu da devreye girince ekonomide slumpflasyon tablosuna girildi. Slump, çökme anlamına geliyor, yani çöküş ve pahalılığın piyasalara hakim olmasıdır. Ekonominin çöküşe geçtiği ‘yoğun bakım’ safhasına girildi.

 

Bu günlere gelinmesi sürpriz değil. Yıllardan beri Prof. Dr. Haydar Baş beyefendinin ikaz ettiği günler bu günler. Sorunu gören BTP genel başkanı Haydar Baş hocamız çözüm olarak da Milli Ekonomi Modeli (MEM) ve bu modelden hareketle Sosyal Devlet Milli Devlet projesini göstermişti. Dünyada yaşanan ekonomik krizde Rusya ve Çin başta olmak üzere 4 milyar BRICS ahalisi bu modeli kullanıyor. Haydar hocanın ilk defa tanımını yaptığı ‘milli paralar’ ile ticaret yapıyorlar. Bizim ülkemiz ise sadece dudak tiryakisi durumunda. Ak Partiden TBMM Başkanı seçilen Mustafa Şentop, "Doları basan biz değiliz, fiyatını belirleyen biz değiliz. Dünyanın ekonomik sistemini bu manipülatif ortamdan kurtarmamız lazım, diyor ve çözüm olarak da "Herkes kendi parasıyla alışveriş yapsın" diyor. Güzel de nasıl olacak bu iş. Haydar hocadan alıp da söylemek kolay. Rusya parlamentosu Duma’ya davet edilen Prof. Dr. Haydar Baş hocamız tam 6 saat brifing verdi. Acaba Sayın Şentop MEM’in sahibi Haydar hocayı TBMM’de 6 dakika misafir etti mi, modelini sahibinin dilinden öğrendi mi?

 

Kısacası bu açıklamalar sadece halkın gazını almak için yapılıyor. Ancak gelinen noktada bu da yeterli olmayacaktır. Prof. Dr. Victor Minin’in 2005 yılında söyledikleri yeniden hafızamda canlanıyor. Hocam sürüne sürüne dizinizin dibine gelecekler, sizin modelinize muhtaçlar, demişti.

 

Evet, artık o günler geldi.

Bu yazı 802 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar