İstanbul havalimanına, bir de vatandaş gözü ile bakalım
Reklam
Dr. Ahmet H. Kepekçi

Dr. Ahmet H. Kepekçi

İstanbul havalimanına, bir de vatandaş gözü ile bakalım

20 Mayıs 2019 - 11:04

Dünyanın en büyük havalimanı iddiası ile yap-işlet-devret modeli ile inşa edilen İstanbul havalimanı ister istemez vatandaş için tam bir çile oldu.

Havalimanından beklenti nedir, elbette ulaşımın rahat ve ekonomik olması mıdır?

Havalimanı İstanbul'un kuzeyine kurulmuş. Saatler öncesinden yola çıkmanız gerekiyor. Toplu taşıma oldukça pahalı ve mesafe oldukça uzak. Kendi vasıtanız ile gitmeye kalkarsanız yakıt parası, otoyol geçiş ücretleri, otopark ciddi rakamlara ulaşıyor.

Havalimanına geldiniz, uçağa kısa sürede ulaşabiliyor musunuz?

Maalesef hayır, yürümek ve de yürümek zorundasınız sadece yürümek mi, hatta koşmak zorundasınız. Hele çocuklu aile, yaşlı veya hasta iseniz yandınız. Havalimanı adeta AVM olarak inşa edilmiş. Lütfen pist eklenmiş görüntüsü var.

Dünyanın en büyük havalimanı olarak takdim edilen bu alanda uçak rötarları azaldı mı, piste inen uçaktan hemen inebiliyor musunuz?

Maalesef hayır. Şimdilerde uçarken de indiğinizde de gecikmeler yoğun olarak yaşanıyor.

Bu konuda yazılacak çok şey var. İstanbul havalimanının yerinin yanlışlığından bahsetmiyorum bile. Mayıs ayında havada yaşanan türbülanstan dolayı uçaklar alana inemeyince, Atatürk havalimanının kullanıl

ması bir ihtiyacı göstermiş oldu. Sanırım yeniden bir planlama yapmanın zarureti görülmüştür. Kışın gününde sisten dolayı havalimanının olduğu bölge olan Arnavutköy'de yollarını kaybettiklerini söyleyen taksi esnafının bu iddiaları, kış günlerinde Atatürk havalimanına daha çok ihtiyaç duyulacağını gösteriyor.

Yap-işlet-devret kavramı ile gündeme gelen işletmeler tam bir fecaat.

Güya devletin dış borçlarını arttırmamak adına bu yola başvuruluyor. Güya kamusal yatırım için kaynak üretiliyor. Oysa pratikte hiç de öyle olmuyor. Yatırımı yapan özel şirketlere, söz verilen hasılat sağlanamazsa ödeme devlet bütçesinden yapılıyor. Bu yolla yapılan yap işlet devret kamusal yatırımları sadece devletin değil, milletin de sırtına kambur olarak yüklenmiştir.

Örnek mi istiyorsunuz…

Devlet tarafından Osmangazi Köprüsünden, günlük 40 bin araç geçişi, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve otoyolundan günlük 135 bin geçiş, Avrasya Tünelinden günlük 68 bin 500 geçişi, sözleşme ile garanti edilmişti. Bir taraftan sözleşme ile garanti edilmiş araç geçişi söz konusu olmadığı gibi diğer taraftan artan döviz fiyatları ve geçişlerindeki zamlar ile köprüden ve tünelden geçen araç sayısı gittikçe daha da azalmaktadır. Söz verilen rakamlara ulaşılamadığı için devlet sürekli tazminat ödemektedir.

Peki, bile bile bu yanlış niçin yapılır, borç alınan yatırımcı firma ile bir irtibat mı vardır, elde etekte bir sermaye olmadığı halde millete algı yönetimi yapılmak mı istenmektedir?

Söz konusu işletmelerin beklenen seviyede talep edilmemesi zaten bir şeylerin yanlış gittiğini göstermektedir. Bir tarafta dolar bazlı fiyatlamanın yüksekliği, diğer tarafta ise, geçen araç sayısının beklenenden daha az kalacağı en başından belliydi.

Yapılan yanlış icraatlerle bağımsızlığımız da tehlikeye girmektedir. Borç alan buyruk alır kuralı gereğince artan borç boynumuza takılan kementleri de arttırmaktadır.

19 Mayısı da anmadan geçmek istemiyorum. Türkiye Cumhuriyeti devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk 'ün Samsun'a ayak bastığı gün olan, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun. Milletin bağrındaki bağımsızlık duygusunun ateşlendiği günün yıldönümünü kutladık. Ulu Önder Atatürk'ü layıkıyla tanıdığımız zaman, milli egemenlik, kalkınma ve beka için muhtaç olduğumuz fikir, gönül ve aksiyonun yol haritalarına da sahip olacağız. Bu anlamda sahasında eşsiz olan Hoş Geldin Atatürk eserini kazandıran Prof. Dr. Haydar Baş beye de selam olsun. 

Bu yazı 1653 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar