Reklam
  • Reklam
Siz hiç evinizi barkınızı terk etmek zorunda kaldınız mı?
Reklam
Dr. Ahmet H. Kepekçi

Dr. Ahmet H. Kepekçi

Siz hiç evinizi barkınızı terk etmek zorunda kaldınız mı?

16 Mayıs 2016 - 10:30

Dört aydan beri Kilis'e düşen bombaların maksadı acaba nedir?

Hükümetin bu kadar zamandan beri sessiz kalması ve yandaş medyanın Kilis’e atılan bombaları "Kilis’e bomba düştü" diye lanse etmesinin ardındaki gerçek nedir acaba?

Yıllardan beri “Kilis boşaltılacak” deniyor. Hatta Orta Anadolu’da bir il ismi bile dilden dile dolaşıyor. Bütün bunları tesadüfle açıklayabilir miyiz?

Büyük İsrail’in hedef coğrafyası konumundaki bölgemizdeki hiçbir gelişmeyi tesadüflerle açıklama lüksümüz olmadığı, başımıza düşen bombalardan almamız gereken mesajlardan bir tanesidir.

Sorunun cevabını bombalamanın yok açtığı sonuçları ile ölçmek gerekir. En bariz gelişme Kilis’in boşalmasıdır. Daha dünün huzur şehri olan Kilis, bizzat sakinleri tarafından terk ediliyor.

Özellikle roket saldırıların artması sonucu Kilis'teki gerek yerli halkın gerekse Suriyelilerin yoğun olarak şehri terk edişine şahit olduk.

Bazı giden aileler, son günlerde bombaların ara verdiği Kilis’e geri dönse de ilk göç tecrübesi yaşanmış oldu. Dün “Suriye'den gelen mülteciler muhacir, siz ensarsınız” diye gaz verilen Kilisliler, kısa süre içerisinde mülteci konumuna düştüler.

Kilisli vatandaşlarımız seslerini duyurmak için mücadele ediyor. Sosyal medya da aktif olarak kullanılıyor. Bakın yazılanlardan birkaç örnek vereyim.

"* Atılan bombalardan dolayı dükkânda ne iş kaldı ne eleman, kapalıyız. İş olursa arayın bakarız, bomba düşmezse yaparız.

* IŞİD tehlikesi ile Süleyman Şah Türbesi’ni taşıyanlar, Kilis’i nereye taşıyacaksınız?

* IŞİD’e kara yolu ile giden bomba ve roketler, Kilis’e hava yolu ile geliyor.

* İki dağcı dağda mahsur kaldı diye kriz masası kuranlar, “Kilis bombalanıyor”, neredesiniz?

* Ölen ve yaralanan Kilislilerin abdestsiz oldukları düşünülüyor.

* Evimin cephesi kuzeye bakıyor diye sevinmeyin. Damdan giren bombaları çok gördük.

* Burası artık Kilis değil, KİLİSTİN.

* Kilis Belediye Başkanı Nobel Barış ödülü peşinde, Kilis bombalar altında.

* Ey Cumhurbaşkanı! Rabia’ya ağlayan gözlerini neden Kilisli masumların acısına yumdun?”

* * *

Ülkeyi idare edenlerin basiretsiz politikaları sonucunda başımız derde girmiş durumda.

5 Eylül 2012 tarihinde zamanın Başbakanı Erdoğan'ın "Emevi Camisi’nde namaz kılacağız" demesinin üzerinden 4 yıl geçti. Ancak bırakın Suriye’de namaz kılmak, neredeyse Kilis'te camilerde bile namaz kılmak zora girmiş durumda.

Başbakan Davutoğlu “Ortadoğu'da bizden habersiz kuş uçmaz” dediğine göre Kilis’e düşen bombalar acaba kuş cinsinden olmadığı için mi hükümetin eli kolu bağlı?

AKP’li Belediye Başkanı Hasan Kara’nın açıklamaları da hükümete paralel... Kara verdiği mülakatta “İddia ediyorum Kilis bugün Paris’ten de, Londra’dan da daha güvenli” diyebilmiştir. Acaba bunların burunları mı koku almıyor mu, yoksa algı yönetimimi yapıyorlar okuyucu karar versin. Yine Kara açıklamasında “Yanı başımızda insanlar bombanın altında inlerken, kadın çoluk çocuk, masum yaşlı ihtiyar öldürülürken, biz burada hayatımızı normal şekilde, gece 02.00’ye kadar cadde ve sokakta dolaşarak hiçbir güvenlik problemi olmadan yaşıyoruz” da demişti.

Oysa bütün bu yaşananlar tesadüf değildir, hepsi uzun yıllardan beri planlanmış Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında gerçekleştiriliyordu ve işin acı tarafı bu işgal hareketinin eşbaşkanı bizzat Recep Tayip Erdoğan'dı. Ülkemizin en büyük sorunu bizzat genelde de, yerelde de bizi idare edenlerin kendileri. Tabi bu insanları oyları ile başımıza musallat eden halkı da unutmamak gerekir.

* * *

Suriye'nin içi karıştığında mülteciler Kilis’e akın ettiklerinde yöneticiler halka bir havuç uzattılar. Dediler ki, ekonomi canlanacak, Kilisli para kazanacak. Sonuç ne oldu, önce Suriyeliler kendi işyerlerini kurdu, kendi aralarından alışveriş yapmaya başladı. Ardından Kilis’e bombaların atılması ile birlikte Kilis hayalet şehir haline geldi; ekonomi ve ticaret iflas etti. Esnafın ifadesine göre bir daha toparlanması da mümkün görülmüyor. Oysa BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Hoca ilk günden beri Türkiye'nin güvenliğinin Suriye'den başladığını ifade etmişti ayrıca Kilis Belediyesi’nin önemine dikkat çekmiş, “Belediyenin idaresini bize vermezseniz Kilis’i kaybedersiniz” demişti. Sonuçta yine Haydar Baş Hoca haklı çıkmış oldu.

* * *

Son 2-3 günden beri Kilis'e bombalar atılmıyor, ara verdiler. Ancak sakın sorun halloldu diye düşünmeyin. Bu tamamen oyalama taktiğidir. BOP kapsamında Büyük İsrail'i kurmak için topraklarımızdan vazgeçmeyecekler. Kilis dışında yaşayan kişilerle konuştuğumda işin esasından ve vahametinden haberdar olmadıklarını görüyorum. Toplum mühendisleri olan-biteni bir terör hadisesi gibi ifade ediyorlar, duyanlar da “Her yerde terör var, Kilis'te de terör var” diye yaklaşıyor. Asıl anlatmak istediğimiz de tam burası. Kilis'te yaşananlar ülkemize yönelik bir terör değil bir saldırı, bir işgal, bir savaştır. Yandaş medyanın yaşananları küçümsemesi de işin cabası. Bunlar Kilis ve Kilisliden ziyade ülke geneline mesaj vermek üzere konuyu sıradanlaştırmaya çalışıyorlar. Yandaşlarını da piyon olarak tiyatrolarında aktör olarak kullanıyorlar.

* * *

11.11.2010 tarihli konuşmasında “Anadolu üzerinde çok büyük hesaplar var” diyen Prof. Dr. Haydar Baş, “Eğer bu gaflet devam ederse Türkiye’nin yarını Filistin ve Irak gibi olur. Bizi hiç kimse de kurtarmaz” ikazı hala kulaklarımızda. Konuşmasının devamında ise "Şimdi bu ülkenin bir Irak, bir Filistin olmasını istemiyorsak, Bağımsız Türkiye Partisi’ni iktidar etmeye mecburuz arkadaşlar" diyerek çözüm yolunu da göstermiştir.

Yazı dizimizi bitirirken halkımızı bir kez daha gerçeklerle yüzleşmeye davet ediyorum. Hastaya doktor gösterilir, hastane tavsiye edilir; bugün tedavi günüdür. Çözüm adresini göstermek siyasetse elbette siyaset yapacağız. Ancak şu bilinmeli ki, bugünün koşullarında çözüm çabalarına siyaset yapılıyor gözüyle bakmak, ranta esir olmak demektir. Çözüm ise lider ile olur proje ile olur; bu lider Prof. Dr. Haydar Baş ve ona ait olan Milli Ekonomi Modeli’dir.

Karar vatandaşlarımızındır, “gafleti çok olanın devleti yok olur.”

Bu yazı 325 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar