Geleceğimize Ne kadar Yatırım Yapıyoruz?
Reklam
Dr. Öğr. Üyesi Ali Bestami Kepekçi

Dr. Öğr. Üyesi Ali Bestami Kepekçi

Geleceğimize Ne kadar Yatırım Yapıyoruz?

16 Şubat 2020 - 01:13

Türkiye’de programcılık adına birçok konuda öncülük etmiş olan Meltem TV ekranlarında yayımlanan “Konuşuyorum” programını izlerken bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Bu programda kendileri genç ama sözleri ve fikirleri köklü gençlerin seçilen konu hakkındaki görüş ve konuşmaları yayınlanıyor. Gençler o kadar dolu ki; programa bir yakalanıvermeyin; ekranın karşısından ayrılmanız ne mümkün! Hepsinin de Ehl-i Beyt ışığında yetiştiği o kadar açık ki. Benim diyen akademisyenlere taş çıkartan cinstenler. Ha burada, sevindirici olan, bir kısmı halen üniversite öğrencisi iken; bir kısmı da akademisyenlikte emin adımlarla yürümeye başlamışlar bile.  

Öncelikle gençlere bu imkanı veren Meltem TV yöneticilerine ve Prof. Dr. Haydar Baş Hocamıza teşekkür etmek istiyorum.

Evet gelelim konumuza.

Gençlik aksiyondur, gençlik hareket demektir; gençlik bir ülkenin geleceğidir.

Gençlik bir insanın hayatındaki belki de en önemli dönemdir. Gençlik bir milletin geleceğidir, gücüdür, kuvvetidir, gençlik büyük bir nimettir.

Acaba bu kadar önemli olan gençliğe, ülke olarak gereken önem verilmekte midir?

Gençlik, geleceğin sorunlarını kucaklayacak bir şekilde yetiştirilmekte midir?

Gençliğin ilim ve kültür seviyesi gelecekte karşılaşılacak sorunları çözecek seviyede midir?

En önemlisi gençlik gelecekten ümitli midir?

 

Biraz bu sorulara beraber cevap bulmaya çalışalım isterseniz.

Mustafa Kemal Atatürk; "Çocuklar geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimizdir. Bugünün çocuğunu, yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir." diyerek bu noktanın altını çizmiştir.

Yine Mustafa Kemal Atatürk bir sözünde:

"Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz." demiştir.

Mustafa Kemal Atatürk, bununla da kalmamış, geleceğin teminatı olan gençlerin yetiştirilmesinde hangi noktalara dikkat edilmesi hususuna da değinmiştir:  "Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, her şeyden evvel Türkiye'nin istiklaline, temeli benliğine, milli geleneklerine düşman olan unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir."

Ve Mustafa Kemal Atatürk; Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda dönüm noktası tarihlerinden birisi, hatta en önemlisi olan 19 Mayıs tarihini; 20 Mayıs 1938 tarihli kanunla beraber 19 Mayıs, Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmaya başlanmasına öncülük etmiştir.

Gençlik geleceğimizin teminatı olduğuna göre, bir ülkenin geleceğini ön görmek istiyorsanız; bu günün gençlerini iyi analiz etmeniz gerekir.

Acaba gençliğimiz gelecek hakkında ne düşünüyor?

2020 Ocak ayında yayımlanan bir gençlik araştırmasının bazı verilerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Eğitim ve istihdam durumlarına göre sınıflandırılan, 18-30 yaş aralığındaki gençlerle; üç odak grup görüşmesine dayanan bir araştırma yapılmış. Araştırmaya göre, gençler ilk fırsatta daha iyi çalışma koşulları ve hayat standartlarının hüküm sürdüğü ülkelerde yaşamak istediklerini söylüyorlar. Gençlerin büyük bir çoğunluğu ülkenin geleceğine dair duydukları umutsuzluk ve belirsizlik halinden çıkışın tek yolunu ülkeyi terk etmek olarak görüyorlar. Ülkemizde daha iyi çalışma ve yaşam koşullarının oluşabileceğine dair pek ümitleri yok. Sorunların kaynağı olarak da siyasetçileri görüyorlar. Mevcut popüler siyasetçilere güven duymadıklarını ve geleceğe dair belirsizliğin kaygılarını artırdığını belirtiyorlar. Özellikle ekonomik kaygıların ağırlıkta olduğunu belirten gençler, ülkenin her gün daha da kötüye gittiğini düşünüyorlar.

İki yıl aralıkla iki kez yapılan başka bir çalışmaya göre de; gençliğin gelecekle ilgili ümidinin her gün daha da kırılmakta olduğu görülmekte.

Gençler arasında;  yaşamdan memnun olduğunu belirtenlerin oranı 2017’de yüzde 71 iken, 2019’da yüzde 60’a düşmüş.

Gençlerin gelecekten umudunda da benzer bir şekilde düşüş görülüyor. 2017’de umutlu olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 67 iken, 2019’da ise bu oran yüzde 55.

Yine aynı çalışmaya göre; gençlerin Yüzde 85’i “Ekonomi Kötüye Gidiyor’ diyor.

 

Peki bu sonuçlar sürpriz mi?

Elbette, değil.  

Geleceğin teminatı gençlere ne kadar yatırım yapıyoruz?

 

İlköğretimde sağlam temellere oturmayan eğitim yüzünden, liseye gelen gençler daha hırçın, daha sorumsuz bir şekilde yetişmekte, alkol ve uyuşturucu bağımlılığıyla karşı karşıya kalmakta, eğitime harcaması gereken zamanlarını boşa harcaması sağlanmaktadır.

 

Hemen arkasından üniversite sınavı denen saçma ve bir o kadar da tuzaklarla dolu bir sistem, gençliğin karşısına çıkmaktadır.  Gençlik daha ilköğretim döneminden başlayarak nerede ise yaşam boyu bir sınav maratonuna tabii tutulmaktadır. Sınavdan sınava koşan gençlik, ülke geleceği için esas alması gereken eğitimleri, bilgi ve becerileri alamamaktadır. Ömür boyu girdiği test sınavlarla, sözüm ona hep önüne konulanlardan birini tercih etmek zorunda olan bir homosapiyen olarak yetiştirilmektedir.

 

Gençlik hiçbir sorununu halledememiş bir hâldeyken, bu gençlik geleceği kucaklayacak, devlet millet meselelerine çözüm bulacak ilim, zeka ve kültür seviyesine nasıl ulaşsın? Bırakın etrafına faydalı olmayı, kendine bile faydası dokunamamaktadır.

 

İşte bu kadar olumsuz tabloya rağmen; gençliğe gelecek ve umut gözü ile bakan Prof. Dr. Haydar Baş; gençliğin geleceği için ümit ışığı olmuştur.

Haydar Baş Hocamız, kaleme aldığı Milli Ekonomi Modeli’ndeki sosyal devlet projeleri arasında gençliğe de büyük yer ayırmıştır.

 

"Bir milletin geleceği gençlerini toplumun yararına kazanmasına bağlıdır. Gençlerini toplumun yararına, milletin yararına kazanamayan devletlerin ve milletlerin geleceği tehlikededir. Onun için bizim geleceğimiz sizlersiniz." demektedir.

Bakınız Milli Ekonomi Modelinin gençlikle ilgili açılımlarından birkaçını burada sıralayalım:

 

"1- Liseyi bitiren her gencimiz istediği takdirde sınavsız olarak üniversiteye girecektir.

2- Üniversite eğitimini bitiren her kardeşimize mutlaka iş verilecektir.

3- 30 ve üzeri yaşta olan 1 milyona yakın eğitimde kardeşimiz var. Bunları hızlandırılmış eğitime tabi tutarak mezun edeceğiz ve onlara da iş verilecektir.

4- Uzun vadeli faizsiz kredilerle bu kardeşlerimize evlenme kredisi verilerek, yuva kurmaları ve aile sahibi olmaları sağlanacaktır.

5- Yuvasını kuran insanlara uzun vadeli faizsiz kredi konut sahibi olma imkanı sağlanacaktır.

Bu projelerle, gençliğin geleceği adeta devlet baba tarafından güvence altına alınmaktadır. Böylece gençliğin gelecek kaygısı sona erecektir. Gelecek kaygısı sona eren gençlik de kendini, ilme, irfana, ülkenin geleceğini inşa etmeye ayıracaktır.

  

Haydar Baş Hocamızın ortaya koyduğu modellerle ve yetiştirdiği gençler örnek alınarak; milli ve dini hassasiyeti olan, doğru ve sağlam fikirlerle bezenmiş, geçmişini, tarihini, kültürünü, atasını, dedesini en güzel bir şekilde öğrenmiş bir gençlik, ancak geleceği kucaklayacak niteliğe bürünebilir.

İşte bu gençlik hakkında destanlar yazılır, umutlar bağlanır.

İşte bu gençliktir, büyük nimet olan.

Son sözler Haydar Baş Hocamızın kaleme aldığı Gençliğe Mesaj şiirinden bir bölüm olsun:

 

Gel ey zamandan üstün makamları aşan genç;

Cennet senin mekânın, Hak yolunda koşan genç.

Büyük tarih dirilsin senin varlık ülkende,

Kaybolsun gitsin zaman ebediyyen gölgende.

Zaman, mekân seninle hakikate gömülsün,

Tarihine sahip çık, ağlayan yüzler gülsün.                                

 

Dr. Öğr. Üyesi Ali Bestami Kepekçi

 

 

Bu yazı 4835 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar