Reklam
  • Reklam
KİLİS TERÖRLE ANILMAK İSTEMİYOR!
Reklam
İbrahim Beşe

İbrahim Beşe

KİLİS TERÖRLE ANILMAK İSTEMİYOR!

12 Ocak 2015 - 21:53

Terör bir insanlık suçudur. Hangi coğrafya da ve her ne sebeple olursa olsun, insanların inanç, ırk, mezhep, düşünce farklılıkları sebebiyle öldürülmesini, işkence görmesini, göç ettirilmesini, özgürlüklerinin kısıtlanmasını, ötekileştirilmesini lanetliyoruz!

 

Cumhuriyeti’ne ve ilkelerine, milletine, kültürüne sadakatle bağlı, derin bir tarihe sahip, geçmişte yaşanan kaos günlerinde dahi terör eylemlerinin yaşanmadığı Kilis’imizin isminin, bu günlerde “terör” kelimesi ile bir arada anılması çok üzücü ve kaygı vericidir.

 

Geçtiğimiz hafta İstanbul Sultanahmet’teki polis noktasına düzenlenen terör eyleminde bir polisimiz şehit olmuş, bir polisimiz de yaralanmıştı. Terör eylemini gerçekleştiren kadın teröristin kimliği ve bağlı olduğu terör örgütü bilgileri ortaya çıktı.

Gazete haberlerine ve İstihbarat birimlerinin verdiği bilgilere göre, 28 yaşındaki canlı bomba Diana Ramazova'nın, İstanbul'da bir ay kadar kaldıktan sonra iki defa Kilis'e geçtiği belirlenmiş, Kilis'in Elbeyli ilçesinde bir süre araştırma yaptığı, ardından Suriye'ye geçtiği anlaşılmıştır. Canlı bomba Diana Ramazova'nın,”El Kâide” ve “IŞİD” terör örgütleriyle bağlantıları araştırılmaktadır.

 

İstanbul Sultanahmet’teki terör olayı ile iki gün önce Fransa’nın başkenti Paris’te meydana gelen, üç teröristin öldürüldüğü ve onyedi masum insanın hayatını kaybettiği terör eylemleri ile de bağlantılı olduğu gelen haberler arasındadır.

 

Bu olaylar karşısında, geçmişte konu hakkında Kilis Postası Web Sitesinde ve yerel gazetelerde de yayınlanan yazılarımı yeniden hatırlamak ve hatırlatmak zorunda kaldığım için üzgünüm.

Tarih 20 Ağustos 2013, başlık SURİYELİ MÜLTECİLER ve KİLİS’E YANSIYAN OLUMSUZLUKLARI.

“……Bir diğer çok önemli sorun da güvenlik alanında görülmektedir. Kültürlerimizin farklı, dilimizin farklı, özellikle devlet ve demokrasi anlayışımızın farklı olduğu Suriyelilerle, Kilisliler arasında her an büyük sorunlar yaşanabilir.

…….Kilis halkı ile birlikte yaşamak zorunda bırakılmış Suriyelilerin, hiçbir denetime tabii tutulmadan, yasal olmayan yollarla sınırı geçerek Kilis’e yerleşmeleri başlı başına bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Birçoğunun kayıt dışı olması, yaşam koşullarının zorluğu, ülkelerinde yaşanan savaş, bu insanları daha da hırçın, suça meyyal yapacağı halk arasında söylenmekte ve tedirginlik yaratmaktadır.

…….Bütün bu gördüğüm ve fotoğraflarla tespit etmeye çalıştığım ahval karşısında, şehrim adına, hemşerilerim adına, ülkem adına, Suriyeli vatandaşlar adına, insanlık adına derin bir üzüntü içersindeyim.

Özet olarak, Kilis’te sosyal ve sağlık sorunları yaşanmaktadır. Kilis halkı ve Suriyeli mülteciler risk altındadır. Yetkililerin bir an önce bu sorunlara çözüm bulmak mecburiyeti vardır.

…….Kilis’teki siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri, aydınlar, Kilis’te yaşayan, Kilis dışında yaşayan bütün Kilisli hemşerilerim, siyasi partilere, ilgililere, yetkililere, Ankara’ya, hatta bütün dünyaya yardım çağrısı sesinizi duyurun……”

Tarih 22 Şubat 2014, başlık PARALEL TOPLUM (SURİYELİLER).

“Bilindiği gibi güney komşumuz Suriye’de üç yıl önce başlayan kriz ve sonrası yaşanan iç savaş, ülkemize yoğun bir göç dalgasının gelmesine neden olmuş, can pazarının yaşandığı Suriye’den kaçan insanlar çoğunlukla gayri resmi yollardan Türkiye’ye giriş yapmışlardır. Böylece Türkiye’nin hemen her bölgesinde, her şehrinde paralel bir toplum meydana gelmiştir. 

.......Suriyelilerin hiçbir denetime uğramadan, sınırın her yerinden, kafileler halinde, eşyaları ile birlikte geçmeleri, emniyet, asayiş, can güvenliği açısından endişeler yaratmakta, insan kaçırma, fidye isteme, kaçakçılık, suç işleyenlerin iki ülke arasında serbestçe dolaşımı, silah ve patlayıcı madde taşınması vb suçlara ve suçlulara zemin hazırlamaktadır…..

…….Suriye’de birbirleri ile savaşan gurup elemanlarının (El-Kaide ve PYD gibi) zaman zaman Kilis’e gelmeleri, sınırın diğer tarafındaki husumetlerini Kilis’te de göstermeleri endişesini arttırmaktadır…….

……Suriye’den gelenlerin kimlik belgelerinin olmayışı, araçlarının da ruhsat belgelerinin bulunmayışı, az sayıda bulunanların da Arapça yazılı olması sebebiyle, yapılan denetimlerde önemli bir sorun oluşturmakta, güvenlik zafiyeti yaratmaktadır. Suriye plakalı araçların sebep oldukları trafik kazalarında oluşan mal hasarlarında, sigortadan yararlanma imkânını da ortadan kaldırmaktadır. Trafik kurallarına bilmeyen, kurallara uymayan, hiçbir denetime tabi tutulamayan Suriye plakalı araçlar, can ve mal güvenliği için tehdit oluşturmaktadır……….

Suriye sınırı kontrol altına alınmalı, illegal geçişler sonlandırılmalıdır.

Güvenlik denetimleri artırılmalı, kimliksiz kişiler tespit edilmeli, belgesiz araçlar trafikten men edilmelidir……”

Tarih 30 Haziran 2014, başlık SURİYE SINIRINDA ÜÇ TURİST(!)

“………01 Haziran 2014 tarihinde Kilis’in İnanlı köyü yakınlarında, Suriye sınırını geçmek isterken yollarını kaybettiklerini söyleyen üç turist(!), inanlı Hudut Karakol Komutanlığı askerlerince yakalanarak gözaltına alınmışlar. 30 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan ülkemize girdikleri ve  31 Mayıs 2014 tarihinde Kilis’e geldikleri anlaşılan, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı Emekli Albay Richard Douglas Gillem, yine Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı Prof. Dr. Mark Polyak ve Fransız vatandaşı Fabrice Jean Michel Robert Blance, askeri yasak bölgeyi ihlal etmek iddiası ile çıkarıldıkları mahkemece serbest bırakılmışlardır. Bu kişiler yakalandıkları sırada üzerlerinde bulunan fotoğraf makineleri ile birinci derecede sınır hattını fotoğrafladıkları anlaşılmıştır. Söz konusu kişiler sınır dışı edilmiştir.  

Bu haber hem Türk vatandaşı olmamız ve hem de Kilisli olmamız sebebiyle bizleri yakından ilgilendirmektedir. Bu ilgimiz sebebiyle Türk yetkililer tarafından daha detaylı bilgilendirmeyi beklemek hakkımız olsa gerek. Mesela, bu üç turist(!), İstanbul Atatürk Havalimanı’nda kimler tarafından karşılanmıştır? Kimlerle görüşmüştür? Hangi amaçlarla Kilis’e gelmişlerdir? Kilis’te kimlerle temas kurmuşlardır? Daha önce bu tür faaliyetlerde bulunanlar olmuş mudur? Çektikleri fotoğrafların istihbarat değeri nedir? Yüksek teknolojiye sahip ABD ve vatandaşları neden bu teknoloji ile istediği fotoğrafları elde etme imkanı varken bu yola başvurmuştur? Bu üç turist(!) günümüzde herkesin kullanabildiği navigasyon aletini dahi kullanmaktan aciz olup, neden kaybolduklarını iddia etmişlerdir?.......”

Tarih 30 Eylül 2014, başlık KİLİS ZİYARETİNDEN İZLENİMLER.

 “Suriyeliler, Kilis’in sınır köylerinden (fotoğraflarla tespit ettiğim üzere) kafiler halinde, hiçbir denetime tabi tutulmadan sınırı geçip Kilis’e ulaşabiliyorlar. Geçişlere askerin müdahalesi söz konusu değil, ara sıra duyulan bir el silah sesi geçişleri sadece on dakikalığına durdurabiliyor. Türk tarafındaki sınır köylüleri ve Suriyeliler tarafından mayından arındırılmış patika yollardan kafileler halinde insanlar geçiyorlar. Burada bekleyen araçlarla, içersinde ne olduğu bilinmeyen eşyaları ile Kilis’e gönderiliyorlar. Tabii bütün bunlar ücret karşılığı yapılıyor.  Bazen bir minibüs hızla mayınlı sahanın yanına kadar gidip yürümekten bitap düşmüş Suriyelileri ve eşyalarını alıp süratle Türk köyüne getiriyor. Türk topraklarına ayak basan Suriyelilerde sevdiklerini, ülkelerini, evlerini terk etmenin  hüznünü ve canlarını kurtarmanın rahatlığını taşıyan duyguları aynı anda yaşıyorlar. Aralarında yaralıların, kadın, çocuk, yaşlıların bulunduğu kafilelerde uzun saçlı, sakallı erkekler de göze çarpıyor. Bu milliyetleri, niyetleri meçhul kişilerin terör militanları olabileceklerini akla getiriyor. Kilis’te hemen her ülke vatandaşına rastlamak mümkün.

Suriye’den gelen top ve makineli tüfek sesleri, akşam karanlığı ile başlayıp, sabahın ilk ışıklarına kadar aralıklarla devam ediyor. Öğrendiğimize göre İŞID teröristleri Suriye’nin Mar’a kasabasını ele geçirmişler. Sırada Azez ve civar köyler varmış. Afrın kasabasında PYD ve PKK savunma tertibatları almışlar. Şayet buralar İŞID teröristlerinin eline geçerse Kilis ve bölgenin bir bu kadar daha Suriyeli göç alacağı tahmin ediliyor. Sözün özü kentin güvenliği tehdit altında………” Suriye’den gelen top ve makineli tüfek sesleri, akşam karanlığı ile başlayıp, sabahın ilk ışıklarına kadar aralıklarla devam ediyor. Öğrendiğimize göre İŞID teröristleri Suriye’nin Mar’a kasabasını ele geçirmişler. Sırada Azez ve civar köyler varmış. Afrın kasabasında PYD ve PKK savunma tertibatları almışlar. Şayet buralar İŞID teröristlerinin eline geçerse Kilis ve bölgenin bir bu kadar daha Suriyeli göç alacağı tahmin ediliyor. Sözün özü kentin güvenliği tehdit altında. Suriye’den gelen top ve makineli tüfek sesleri, akşam karanlığı ile başlayıp, sabahın ilk ışıklarına kadar aralıklarla devam ediyor. Öğrendiğimize göre İŞID teröristleri Suriye’nin Mar’a kasabasını ele geçirmişler. Sırada Azez ve civar köyler varmış. Afrın kasabasında PYD ve PKK savunma tertibatları almışlar. Şayet buralar İŞID teröristlerinin eline geçerse Kilis ve bölgenin bir bu kadar daha Suriyeli göç alacağı tahmin ediliyor. Sözün özü kentin güvenliği tehdit altında. Suriye’den gelen top ve makineli tüfek sesleri, akşam karanlığı ile başlayıp, sabahın ilk ışıklarına kadar aralıklarla devam ediyor. Öğrendiğimize göre İŞID teröristleri Suriye’nin Mar’a kasabasını ele geçirmişler. Sırada Azez ve civar köyler varmış. Afrın kasabasında PYD ve PKK savunma tertibatları almışlar. Şayet buralar İŞID teröristlerinin eline geçerse Kilis ve bölgenin bir bu kadar daha Suriyeli göç alacağı tahmin ediliyor. Sözün özü kentin güvenliği tehdit altında.

Umarım yaşananlar, yetkililerin konu hakkında yazılanları dikkate almalarına vesile olur. Bizler de bunları yeniden hatırlamak ve hatırlatmak zorunda kalmayız.

10 Ocak 2015

 Ecz. İbrahim BEŞE

Bu yazı 456 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar