Reklam
  • Reklam
AB KRİTERLERİ VE AÇILIM SÜRECİ
Reklam
Mehmet Alioğlu

Mehmet Alioğlu

AB KRİTERLERİ VE AÇILIM SÜRECİ

00 0000 - 00:00 - Güncelleme: 09 Mayıs 2013 - 17:43

1999 yılında üçlü koalisyon hükümeti döneminde Bürükselde imzalanan Kopenhag Kriterleri’nin siyasi Kriterler bölümüne bakıldığı zaman bugünkü açılım sürecini görmemek ve bundan sonra gündeme gelecek olan açılım süreçlerini tahmin etmemek hiçte zor değil.

Bugün demokratik açılım adı altında başlatılan Kürt açılımı ve özellikle Ermeni açılımı aslında üçlü koalisyon döneminde imzalanan AB müktesebatının gereği olarak AB uyum yasaları çerçevesinde başlatılan bir sürecin neticesidir. Yani bu açılımın mazisi 1999’a dayanır.

 

Bakın ne diyor AB müktesebatının siyasi Kriterlerinde. Eğer Türkiye AB ye girmek istiyorsa AB uyum yasalarını çıkartarak aşağıdaki şu şartları yerine getirmelidir:

 

1-Türkiye Kıbrıs adasının % 33 ünü yasa dışı olarak işgal etmektedir, eğer Türkiye AB’ye girmek istiyorsa derhal bu işgale son vermelidir. Rauf DENKTAŞ’IN Cumhurbaşkanlığını kaybetmesi ve yerine Türkiye’nin desteği ile Mehmet Ali TALAT’IN cumhurbaşkanı seçtirilmesinin altında AB Kriterleri vardır. Kıbrıs Rum kesiminin AB üyesi olmasını bu çerçevede değerlendirmek gerekmektedir.

 

2- Ermenistan’la aranızda sözde ermeni soykırımı gibi ciddi sorunlar var, eğer AB’ye girmek istiyorsanız Ermenistan’la aranızdaki sorunları acilen ve en kısa zamanda çözmeniz gerekmektedir. Ermenistan’la ilişkilerin normalleştirilmesi ve anlaşma sağlanması ile karşılıklı imzaların atılmasının altında yine AB Kriterleri vardır bunun ileri aşaması sözde soykırımı tanımak olacaktır. Sözde soykırımı tanımak tazminat ve toprak talebini beraberinde getirecektir.

 

3- AB parlamentosundan Karen FOG diyor ki! Türkiye’nin güneydoğu sınırları belli değildir eğer AB’ye girmek istiyorsanız güneydoğu sınırlarının yeniden belirlemelisiniz. AB yetkililerinin Avrupa birliğine giden yol Diyarbakır’dan geçer açıklamaları rastgele söylenmiş sözler değildir. Dikkat edin Türkiye’ye gelen hemen bütün parlamento üyeleri ilk olarak soluğu Diyarbakır’da alırlar ve adeta güneydoğuda ajanlık görevi görürler.

Zaman zaman AB ülkelerinin başkentlerinde ve NATO toplantılarında Türkiye’nin güneydoğusunu Kürdistan sınırları içinde gösteren haritaların Türk bürokratlarının önüne düşmesi tesadüf değildir. Demokratik açılım adı altında başlatılan Kürt açılımını, PKK’nın siyasallaşmasını ve Silopi’deki karşılama törenleri ile sözüm ona barış masallarını AB Kriterleri ve BOP çerçevesinde değerlendirmek gerekmektedir.

 

4- AB diyor ki! Türkiye’de 36 etnik gurup vardır ve bunlar azınlıktır, eğer AB’ye girmek istiyorsanız bu azınlıklara kültürel, siyasi ve demokratik haklarını vermeli siniz. Lozan’da azınlık kavramı Müslüman olan olmayan olarak belirlenmiştir, Müslüman olmayanlar azınlık olarak kabul edilmiştir. Oysa AB azınlık kavramını etnisite temeline oturtuyorlar, yani Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Abaza, Boşnak, Arap, Çerkez, Çeçen, Arnavut vb. bunların hepsini azınlık olarak görüyorlar bu anlayış ülkede birlik ve beraberliği yok eder ve ülkeyi böler. Altıncı AB uyum yasalarında çıkartılan azınlık yasasının süreci olarak kabul edilen çıkartılan ana dilde eğitim, anadilde yayın, “Kürt sorununu” ve açılım. AB uyum yasaları çerçevesinde değerlendirilmelidir.

 

5- AB diyor ki! Yunanistan’la aranızda egede kıta sahanlığı sorunu vardır, eğer AB’ye girmek istiyorsanız Yunanistan’la aranızdaki ege sorununu Yunanistan’ın istediği şekilde çözmelisiniz.

 

6- AB dyor ki! Eğer AB’ye girmek istiyorsanız Fener Rum patriği Bartelomeaus’a ekümenik (din devlet başkanı) sıfatı vermelisiniz. İstanbul sur içinde Ortodokslara ait bir site din devleti kurdurmalısınız.

 

AB’nin siyasi Kriterlerinin maddelerini uzatmak mümkün ancak arif olana sözü daha fazla uzatmaya gerek yok. Zira AB’nin ekonomik, kültürel ve hukuki bütün Kriterlerinin siyasi amacı vardır, oda Türkiye’nin bölünüp parçalanmasıdır bu böyle biline.

 

Şimdi hem Türkiye’nin AB’ye girmesine taraftar olup Kopenhag Kriterlerinin altına imza atarak AB uyum yasalarının üç paketini mecliste kabul edip onaylayarak yürürlüğe koyacaksınız hem de açılım sürecine karşı çıkarak ahkâm keseceksiniz, buna tiyatro oyunu denir. Efendim biz AB ye onurlu üyelikten yanayız diyorlar, AB üyeliği demek Türkiye’nin bağımsızlıktan vazgeçip egemenliğini AB’ye teslim etmesi demektir, kölelik demektir, köleliğin onuru olur mu?

 

Peki, Bağımsızlık nedir? Bağımsızlık izzettir, şereftir, haysiyettir, onurdur, can emniyetidir, mal emniyetidir, namus emniyetidir, din ve vicdan emniyetidir, geçim garantisidir, sağlık garantisidir, eğitim garantisidir, ülkenin geleceğini milletin kendisinin belirlemesidir.

 

Bütün bu sayılanlar genelde Türk milletinin değer yargılarıdır bu değer yargılarını kaybeden millet bağımsızlığını ve geleceğini kaybetmiş sayılır. Onun için ülkenin geleceğini düşünen halkçı, milliyetçi ve dindar olan vatansever herkes şu inanca sahip olup ne ABD ne AB tek çözüm Bağımsız Türkiye demeli ve tercihini Bağımsız Türkiye’den yana kullanmalıdır. Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğuna inanan bütün dostlara selam olsun.  

 

Mehmet İNEKÇİOĞLU

 

 

 

 

 

Bu yazı 283 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar