Reklam
  • Reklam
AB UYUM YASALARI MİLLETİ UYUTUYOR
Reklam
Mehmet Alioğlu

Mehmet Alioğlu

AB UYUM YASALARI MİLLETİ UYUTUYOR

00 0000 - 00:00 - Güncelleme: 09 Mayıs 2013 - 17:43

1999 yılında DSP-MHP-ANAP üçlü koalisyonun ortaklaşa imzaladıkları Kopenhank kriterlerinden sonra çıkarılan uyum yasalarıyla Türk Milletinin ve Devletinin bağımsızlığı tehdit ve tehlike altında kalarak ülkemizin bölünmez bütünlüğü ve ulusal egemenliği riskli hale gelmiştir.

 

Koalisyon hükümeti döneminde AB uyum yasalarından üç paket meclisten geçirildikten sonra AKP hükümeti döneminde beş paket daha meclisten geçirilerek toplam sekiz paket AB uyum yasası çıkarılmıştır. Çıkarılan yasalar Türk milletine ve de Devletine hiçbir kazanım sağlamamış aksine birçok kazanımlarını elinden almıştır. Yani AB uyum yasaları Türk milletinin tarihi, sosyal, siyasi, hukuki, itikadı, kültürel ve ekonomik yapısına uyum sağlayamamıştır.

 

1-Türk milleti tarihi ve coğrafi olarak Asyalıdır, AB sevdasıyla bu milleti Avrupalı göstermek veya Avrupalı yapmaya çalışmak bu milletin tarihine karşı yapılacak en büyük haksızlıktır.

 

2-Yine Türk milletinin sosyal yapısı ile Avrupa’nın sosyal yapısı aynı değildir. Eğer Türkiye’deki ekonomik olumsuzluk Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde olsaydı birçok sosyal patlamalar kaçınılmaz olurdu. Bizde sosyal patlamaların yaşanmaması toplumda “karzı hasen” denilen yardımlaşma duygusunun kısmen de olsa halen var olmasından kaynaklanmaktadır.

 

3- Siyasi yapıya gelince Türk milletinin devlet anlayışıyla Avrupa’nın devlet anlayışı bir değildir. Bizde Devlet babadır, vatandaşlarda o babanın çocukları gibidir. Baba çocuklarına nasıl davranırsa devlette vatandaşlarına karşı öyle davranır. Oysa batı dünyasında devlet tüccar devlettir ve devlet küresel sermayenin güdümüne girmiştir.

 

4- Hukukun temeli adalettir, Prof. Dr. Haydar Baş’ın veda hutbesinde insan hakları isimli eserinde adalet haklıya hakkını vermek haksıza haddini bildirmek olarak tanımlanmıştır. AB uyum yasalarındaki hukuki düzenlemelere göre ve çıkartılan CUMUK (kanunu) ile hak, haklının elinden alınarak haksıza verilmiş adeta hak haklının değil kuvvetlinin olmuştur.

Adaletin olmadığı yerde, gasp, cinayet, adam öldürme, terör, hırsızlık ve toplumu rahatsız eylemler artar. Hakkı gasp edilen insan kendi hakkını kendi almaya kalkışır, o zamanda bazen haddi aşarak haklı iken haksız durumuna düşer.

 

5- AB uyum yasalarının belki de en tehlikeli yapılanması itikadı sahada olmuştur. Papa altıncı Paul tarafından başlatılan Asya’nın Hıristiyanlaştırılması projesi olan Dinlerarsı Diyalog AB uyum yasalarında yer almıştır. Bu minval üzere imar yasasındaki değişiklikle her evin altında bir ibadethane ibaresiyle 40 000 civarında kilise evler açılmıştır, domuz eti kasaplık et statüsüne alınmış olup cuma hutbelerinde “Allah katında tek din İslam’dır” ibaresi kaldırılmıştır. Eski diyanetten sorumlu devlet bakanı “benim dinim haktır demek en büyük haksızlıktır” diyerek itikadı yapımıza dinamit yerleştirmiştir. Sayın Başbakan R. T. ERDOĞAN da “AKP hükümeti Dinlerarası diyalogun hükümetidir” diyerek dinler arası diyalogu hükümetin programına alınarak medeniyetler arası ittifak şeklinde tezahür ettirmiştir. Bunun bir başka ifadesi ise kültürler arası ittifaktır.

 

6- AB uyum yasalarının bir başka sakıncalı yönü ise kültürel açılımlardır. Avrupa birliği Türkiye’yi 36 etnik guruba ayırarak değerlendirmektedir. Eğer Türkiye AB’ye girmek istiyorsa ülkede demokrasiyi hâkim kılmalıdır diyen AB, bunu 36 etnik guruba kültürel özgürlülerini vermeye bağlamıştır. Bu bağlamda ana dilde yayın ve ana dilde eğitim yasası çıkartılarak milletimizin birlik ve beraberliğine darbe vurulmuştur. PKK terörünün de bu uygulama neticesinde nereye geldiğini gözden kaçırmamak gerekir diye düşünüyorum. Hâlbuki Anayasamızda Türk milleti devletiyle milleti ile bölünmez bir bütündür ibaresi vardır, ben hukukçu değilim ama çıkartılan ana dilde yayın ana dilde eğitim yasaları milletimizin bölünmesine zemin hazırladığından anayasamıza aykırıdır kanaatindeyim.

 

7- AB uyum yasalarının ekonomik tahribatına gelince, ülkede tarım çökmüş, hayvancılık bitme noktasına gelmiştir. İşsizlik on milyonu aşarak tehlikeli boyutlara yükselmiştir. Sanayide üretilen mamuller tüketicinin tüketim kabiliyeti daraldığından depolarda stoklanmaya başlamış neticede sanayi resesyona (durağanlık) uğrayarak deflasyon (zararına şatış) neticesinde stangflaosyonlar (iflaslar) kaçınılmaz olmuştur. Bu durum işçi çıkarmalarını arttırdığından mevcut işsiz sayısı oranın daha da yükselmesine sebep olmuştur. İşsiz kalan insanımız toplumda sorun teşkil ettiğinden istenmeyen nahoş olaylarda da artışlar meydana gelmiştir. Kısacası uygulanan AB uyum yasaları ile IMF politikaları Türkiye’nin ekonomisinin çökmesine neden olmuştur. Yazımız uzamasın diye yukarıdaki maddeleri kısa tuttum aslında her konu üzerinde sayfalar dolusu yazı yazılabilirim.

 

Şimdi size soruyorum AB uyum yasaları millete uyuyor mu? Bana kalırsa bu yasalar millete uymuyor sadece milleti uyutuyor. Bu kadar olumsuzluğa rağmen çözüm yok mudur diyenler olabilir. Çözüm vardır, çözüm milletin azim ve karalılığındadır. Millet artık sorunların çözümünü ABD ve AB de arayanları terk edip, milli çözümü olan plan ve programıyla, projesiyle, kadrosuyla kendini milletine ve insanlığa hizmet etmeye adamış iradeyle beraber olmalıdır. Bu irade yıllardan beri Milleti uyandırmaya çalışan Milli Ekonomi Modeli ile Sosyal Devlet Milli Devlet projesinin sahibi Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar BAŞ ve onun kadrosudur.

Yüce Türk milleti artık ABD ve AB uykusundan uyanmanın zamanı gelmedi mi?

 

Mehmet İNEKÇİOĞLU

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı 484 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar