Reklam
  • Reklam
BAĞIMSIZLIK BENİM KAREKTERİM
Reklam
Mehmet Alioğlu

Mehmet Alioğlu

BAĞIMSIZLIK BENİM KAREKTERİM

00 0000 - 00:00 - Güncelleme: 09 Mayıs 2013 - 17:42

AB’ye dâhil olmak ulusun eğenmenliğini, Brüksel’e devretmektir. 2000’li yılların başında AB’nin Türkiye’den sorumlu üyesi Karen Fog Brüksel’de zamanın Avrupa Birliği’nden sorumlu devlet bakanı Mesut Yılmaz’a , “AB’ne girmek egemenliği, AB’ye devretmek olduğunu halkınıza söylediniz mi?”demiştir. Mesut Yılmaz da, “Zaten içerde yeteri kadar problem yaşıyoruz, böyle söyleyerek içerdeki sorunlarımıza sorun eklemeyin” demiştir. AB’ye evet demek; AB’nin bayrağını, parlamentosunu, AHİM’i kabul edip Brüksel’i başkent olarak kabullenmektir.

Şunu anlayamıyorum gönlünü ve fikrini AB’ye teslim edenler, biz kendi kendimizi idare edemiyoruz, bizden adam olmaz, bizi Avrupalılar idare etsinler, sistemlerimizi oluşturamıyoruz, bizde kafa yok mu demek istiyorlar. Her ne kadar böyle demek istemeseler de bu anlayış o manaya gelir.

Bu anlayış acizliğin ifadesidir, kendini ve tarihini bilmemek ve tanımamaktır. Tarihte 16 tane imparatorluk kurmuş, bir neslin evlatları nasıl böyle bir acizliğe düşebilir. Üzüldüğüm noktalardan bir tanesi de bu düşünceye sahip olanların çoğu “aydın” dediğimiz eğitim seviyesi yüksek olan insanlardır.

Tarih tekerrür ediyor, Osmanlı’nın son dönemlerinde bazı aydınlar, bizden adam olmaz, biz kendimizi idare edemeyiz, bizi İngilizler, Almanlar, Fransızlar idare etsin diyorlardı. Bazı “aydın”lar da hangi bölge hangi ülkenin işgalindeyse o bölgeyi, o ülke idare etsin diyordu. Bugün AB sevdalılarıyla dönemim mandacı zihniyete sahip “aydın”ları paralellik arz ediyor.

Mustafa Kemal Paşa ve Arkadaşları mandacı anlaşışı reddederek, bağımsızlık benim karakterimdir. Manda ve himaye kabul edilemez, ya istiklal ya ölüm parolasıyla Kuva-i Milliye hareketini başlattı.

Mustafa Kemal Atatürk egemenliği öyle içselleştirmişti ki, uşaklığı ve köleliği hiçbir zaman hazmedememiştir. Bir defasında yabancı bir devlet adamı ile görüşürken, ikram edilmek üzere kendilerine kahve getiren görevli ikram ederken kahveyi fincanın içinden tabağa döker. Atatürk, kıvrak zekâsıyla yabancı devlet adamına dönerek, “Bu millete her şeyi öğrettim, başkalarına uşaklığı öğretemedim” der. Türk milleti tarihin hiçbir döneminde esir ve köle olarak yaşamamıştır. En bunalımlı dönemlerde liderini çıkartıp Türk milletini esir etmek isteyen güçlere okkalı tokat indirmesini bilmiştir.

Bütün siyasilerin AB teranennisi söylediği bu dönemde bazı sivil toplum örgütlerinin, medya kuruluşlarının bürokratlarının, bilim adamlarının, sermaye sahiplerinin ABD ve AB yanlısı çalışmalarına hız verdiği sırada bir lider çıkıyor.. Ne ABD, ne AB, ne İMF tek çözüm Bağımsız Türkiye diyerek ülkeyi adım adım dolaşıp ikinci Kuvvayi Milliye hareketini başlatıyor.

Bu lider Prof. Dr. Haydar Baş. Kısa zaman sonra mücadelesini, demokratik teamüller doğrultusunda siyasi parti (Bağımsız Türkiye Partisi) ni kurarak sürdürüyor. Ekonomik kalkınmışlığın nasıl olacağının yolunu gösteren, “Milli Ekonomik Model”ini kitap haline getiriyor. Bilim çevresine sunuyor, konferanslar düzenliyor, her konferansa birçok ülkenin yüzlerce bilim adamları katılıyor ve modelin mükemmelliği anlatan tebliğlerini sunuyorlar. Dün birinci Kuvvayi Milliye hareketi nasıl başarıya ulaştıysa bugünde ikinci Kuvvayi Milliye hareketini başarıya ulaşacağına inancım tamdır. Çünkü bağımsızlık bu milletin karakteridir.         

Mehmet İnekçioğlu.

 

Bu yazı 245 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar