Reklam
  • Reklam
İŞTE ATATÜRK BU..!
Reklam
Mehmet Alioğlu

Mehmet Alioğlu

İŞTE ATATÜRK BU..!

00 0000 - 00:00 - Güncelleme: 09 Mayıs 2013 - 17:43

Son 40- 50 yıldan buyana bilerek veya bilmeyerek Türkiye cumhuriyet’inin kurcusu M. Kemal Atatürk istismar edilerek ideolojik baskı oluşturulmuştur. Bu ideolojik baskıyı fırsat bilen başka bir ideolojide anti Kemalist bir yaklaşımla halkı yanlış yerlere yönlendirmektedir. Her iki yaklaşımda yanlış ve maksatlı olup arkasında dün bizi mağlup edemeyen batı dünyasının olduğu görülmektedir. Amaç Türkiye cumhuriyetinin kuruluşundaki ruhu milletten gizlemek ve o ruhu körelterek milletin hür ve bağımsız yaşama erdemini fikirlerden ve gönüllerden silmektir.

ABD ve AB himayesinin adı değişti küreselleşme oldu bunu çağdaşlık olarak gösterenler M. Kemal Atatürk’ü sosyalist veya demokrat gösterip, demokratik hak ve hürriyetler adı altında ülkenin bölünme sürecine katkı sağlamışlardır. Oysa Atatürk milli mücadele döneminde ABD’nin ve AB devletlerinin manda ve himayesini kabul etmemiş Kuva-i milliye ruhuyla milleti örgütleyerek kurtuluş savaşını kazanıp işgal edilen vatan toraklarında hür ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmuştur. Şimdi Atatürk’ün şu sözlerini birde siz okuyun ve milletin nasıl yanıltıldığını gözlerinizle görün.

“(Tarih öğretmenlerine hitaben) Sizler üzerinize büyük bir sorumluluk almış bulunuyorsunuz. Genç beyinler ancak sizlerden ilham alacak ve kurtulan vatanı bayındır yapacaklardır. Bir öğrenci cebirden bir formül unutabilir, kimyadan belki bir madeni hatırlayamaz. Fakat efendiler, bir öğrenci tarihini asla unutmamalıdır ve ona tarihi unutturulmamalıdır. O öğrenci şanlı tarihinden bir sayfa unuttuğu gün ülke uçuruma yuvarlanıyor demektir.
İşte değerli tarih öğretmeni efendilerden isteğim şudur ki verdikleri derslerin sorumluluğunu kavrasınlar ve ona göre ellerine teslim edilen genç beyinlere gerçekleri anlatsınlar. Bu yapıldığı gün tarih öğretmenleri ülkeye en az kanını tarih için dökmüş  kahramanlar kadar hizmet etmiş olurlar. Aksi halde kabahat tarihini bilmeyen gençte değil öğretmendedir. Bunu asla affetmem” (Başbuğ Atatürk, 19).
“Ağustos 1919…
Erzurum’da Mustafa Kemal ve arkadaşları, Sivas’a gitmek için hazırlık yapıyorlar. Bugün Mazhar Müfit Bey, kendilerini götürecek araba aradı, para konusu tartışıldı. Mazhar Müfit Bey, sözü değiştirip Amerikan mandasına getirince Mustafa Kemal şöyle dedi:
Ahmaklar, memleketi Amerikan mandasına, İngiliz himayesine terk etmekle kurtulacak sanıyorlar. Kendi rahatlarını temin etmek için bütün bir vatanı ve tarih boyunca devam edip gitmekte olan Türk istiklalini feda ediyorlar” (Aynı eser, 30).
Bu cümle, gösterişli bir çerçeve içinde duvardaki yerini almalıdır.:
“27 Ağustos 1919…
Erzurum’da Mustafa Kemal ve yanındakiler bütün gece Amerikan mandası konusunu görüştüler. Mustafa Kemal, manda konusunda yazışmaların bulunduğu dosyadaki Vasıf Bey, Ali Fuat Paşa, Halide Edip ve Selahattin Bey’den gelen mektupları okuttu ve şöyle konuştu:
İstanbul bir Amerikan mandası tutturmuş gidiyor. Bu olmayacaktır. Türkiye istiklal bütünlüğüne sahip olacaktır. Bunu istemekte devam edeceğiz. Amerikalılar bizim kara gözümüze aşık olacaklar? Bu ne hayal, bu ne gaflettir. Amerikan mandası diye çırpınanlar, düşman işgali altında bulunan, sinirleri ve zaafları ile bu millete inanmayanlardır. Bizim hayal ve macera peşinde koştuğumuzu sananlardır. Hakimiyet–i Milliye ve Meclis–i Milli kararını ifadelendirmeyen hiçbir anlaşmayı, hiçbir taahhüdü kabul etmeyecek ve tanımayacağız. Tek ve değişmez parola şudur: Tek tepe, tek kurşun kalıncaya kadar mücadele…” (Aynı eser, 32).
“1 Aralık 1921…
Bizi yok etmek isteyen emperyalizme ve bizi yemek isteyen kapitalizme karşı milletçe mücadeleyi gerekli gören bir mesleği izleyen insanlarız. Biz, hayatını, bağımsızlığını kurtarmak için çalışan emekçileriz. Ne demokratız, ne sosyalist; biz bize benzeriz” (Aynı eser, 37).
“… Büyük devletler, şimdiye kadar bize şu veya bu sorunlarda gösterişli yardımlarda bulunuyor görünüyorlar, oysa ekonomik tutsaklıkla bizi felce uğratıyorlardı. Öteden beri, bize bazı şeyleri vermiş gibi, bizim haklarımızı tanımış gibi bir durum alırlar, gerçekte, ekonomide elimizi kolumuzu bağlarlardı. Bu tutsaklığa katlanan devlet ileri gelenleri hoşnuttu. Çünkü görünüşte azametli bir İstiklal sağlamışlardı. Bunlar,ekonomik mahkumiyeti kavrayamamış bedhahlardı.
…Milletimizin temel yararı ile ilgili konularda yabancıların bizce hiçbir önemi yoktur. Biz gidişimizi, yabancıların görüşlerine uydurma güçsüzlüğünü kötü görenlerdeniz.
Milletimizin kabahati, efendiler, merkezi hükümetin icraatıyla Avrupa’nın namusuna aşırı güven göstermiş olmasıdır. İşte bu kabahatten dolayı kendi kıymetini, niteliğini, erdemlerini unutturmak derecesine düşmüştür.
…Tanzimat döneminden sonra, devlet ecnebi sermayesinin jandarmalığını yapmaktan başka bir şey yapmamıştır. Artık her uygar devlet gibi yeni Türkiye de bunu kabul edemez. Burası emir alma ülkesi değildir.
…Eğer “yabancı düşmanlığından”, o kadar pahalı elde edilen bağımsızlığa gölge düşürebilecek her şeyden nefret etmek anlamı çıkarılırsa, evet bizim yabancı düşmanı olduğumuz söylenebilir…” (Aynı eser, 127).


İşte ATATÜRK budur
. Son günlerde yeni oluşturulacak sivil anayasada Atatürk ilkelerinin çıkartıldığı söylenmektedir. Atatürk’ün ilkesi ve karakterinin temelinde bağımsızlık ruhu yatar. Anayasadan bu ruhu kaldırırsanız devletin ve milletin birlik, bütünlük ve bağımsızlığını muhafaza edemezsiniz. Sizce Atatürk hayatta olsaydı bugünkü AB ve ABD ci Atatürkçülere;  ABD bizim stratejik ortağımızdır diyen siyasilerin AB ye girme gayretleri konusunda ne söylerdi?

 

Bu yazı 289 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar