İmam Cafer-i Sadık ( Sevde Akyavuz )
Misafir Kalem

Misafir Kalem

İmam Cafer-i Sadık ( Sevde Akyavuz )

20 Haziran 2020 - 20:16 - Güncelleme: 22 Haziran 2020 - 00:06

Babası Muhammed Bakır (a.s.)'ın, "Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in çocukları içinde dini ilimler, Sünnet, Kur'an ilimleri, siyer, edebiyat ve belağat alanında onun bir benzeri görülmemiştir" (el-Fusulu'l Muhimme, s.192) diyerek bahsettiği İmam Cafer (a.s.), Medine'de dünyaya gelmiştir. On iki sene dedesi İmam Zeynelâbidîn (a.s.)'ın, on dokuz sene babası İmam Muhammed Bakır (a.s.)'ın imametinde yaşamış ve dedelerinden aldığı ilim mirasını korumak ve ihya etmek için babasının vefatından sonra altıncı imam olarak otuz dört yıl imamlık vazifesini yerine getirmiştir. Emevi Devleti'nin en parlak zamanında dünyaya gelen İmam Cafer (a.s.), Emeviler'in çöktüğü ve Abbasiler'in ortaya çıktığı dönemlerde yaşamıştır.

Ehl-i Beyt İmamları'nın altıncısı olan Cafer-i Sadık (a.s.), diğer tüm Ehl-i Beyt İmamları gibi güzel ahlakın kemal derecesine sahipti. Bütün kaynakların ittifakla bildirdiğine göre o; yardımsever, cömert, çalışkan, merhametli, cesur, ihlaslı, Allah'ın yasaklarına herkesten daha çok dikkat eden ve her zaman tebessüm eden bir kişi olmuştur. İmam Malik de, Cafer-i Sadık (a.s.)'ın güler yüzlülüğünü, "Ben, Cafer-i Sadık'ı sürekli olarak tebessüm ederken görüyordum" (Biharu'l Envar, c.17, s.32) diyerek vurgulamıştır.

Ebu Hanife'nin, "Ben Cafer b. Muhammed'den daha fakih birini görmedim" cümlesinden anladığınız üzere Cafer-i Sadık (a.s.) güzel ahlakının yanında üstün bilgisiyle de tanınan bir imamdır. Hatta İmam'ın bilginliği ve güvenirliği o kadar yaygındır ki bunu bozmak isteyenler, imamın ağzıyla yalan hadis uydurmaya çalışmışlardır.

İmam Cafer (a.s.) ümmetin yetişmesinde, fikri bulanıklığı içinde yanlışa düşmelerine engel olma yolunda büyük çaba göstermiştir. Bunu yaparken de gerek Emevilere, gerekse Abbasiler'e karşı tarafsız ve mesafeli bir siyaset takip etmiş, hiçbir fitneye alet olmadan kurduğu ilim mektebinde Kamil ahlaka sahip insanlar yetiştirmeye çalışmış, öğrencilerini yanlız ilmi konuda değil manevi konularda da yetiştirmiştir.

İmam Cafer (a.s.) botanik bilimi, astronomi, kimya, fizik, ruh/insan yaratılışı, zooloji, tıp ve bitkisel ilaç türleri gibi ilim dallarının tümü hakkında bilgiler vermiştir. Elbette ki İmam Sadık (a.s.)'ın faziletleri bu zikrettiklerimizden daha çoktur.

İmam Cafer (a.s.), Mufaddal b. Ömer'le yaptığı bir konuşmada ilk kez vücutta kan dolaşımının niteliklerini de açıklamıştır. Böylece kan dolaşımını keşfeden bilgin olarak tanınan William Harvey'den önce bu gerçeği dile getirmiştir." (Prof. Dr. Haydar Baş, İmam Cafer Es-Sadık s. 258).  

İmam Cafer (a.s.) bizlere de ilim sahibi olmamızı öğütleyerek; "Kim ilim öğrenir, onunla amel eder ve başkalarına öğretirse, melekut aleminde büyük olarak çağrılır. Ve hakkında, 'O, Allah için öğrendi, Allah için amel etti ve Allah için başkalarına öğretti' denir" demiştir. (Usul-i Kafi, c.1, s.35). 

Aynı zamanda ilmimizi genişletmeyi öğütlerken ahlaken davranışlarımıza dikkat etmemiz gerektiğini de babasının şu sözleriyle dile getirmiştir: "Babam bana şöyle anlattı: Biz Ehl-i Beyt'i sevenler, içinde bulunduğu toplulukların en hayırlıları idiler. Bir fakih olsaydı onlardan olurdu. Bir müezzin olsaydı mutlaka onlardan olurdu. Bir imam olsaydı mutlaka onlardandı. Bir emin adam olsaydı mutlaka onlardandı. Sizde öyle olun. Bizi insanlara sevdirin. İnsanların bize buğzetmelerine, bizden nefret etmelerine sebep olacak davranışlar sergilemeyin."

Müşriklerin, Ehl-i Beyt'e ve Ehl-i Beyt dostlarına karşı yaptıkları eziyetler, öldürme komploları gibi hain planlar elbette İmam Cafer (a.s.)'a da yapılmıştır. İmam, bu gibi durumlarda dahi Allah'a olan teslimiyetini ve bağlılığını şu sözlerle dile getirmiştir: "Hamd Allah'a ki, musibeti dinimde karar kıldı. Hamd Allah'a ki, isteseydi musibeti daha büyük kılardı. O iş üzere hamd Allah'a ki, olmasını istedi, o da oluverdi." 

Maalesef ki, Cafer-i Sadık (a.s.)'ın hilafette gözü olmamasına rağmen dönemin halifesi Mansur, İmam'ın onun yerine geçme düşüncesine dahi katlanamıyordu. İmam'ın defalarca kendisine hiçbir şekilde hilafette gözü olmadığını ifade etmiş olmasına rağmen Mansur bir türlü ikna olmuyordu. İmam Cafer (a.s.) da halifenin bu düşüncelerini ve kendisini bekleyen şehadeti bilmekteydi. 

İşte bu duygular içinde, Mansur öldürücü bir zehir hazırlattı ve varisi aracılığıyla İmam'a içirdi. İmam zehiri içince bağırsakları parçalanmış, dayanılmaz acılar çekmeye başlamıştı. Artık hayatının sonuna geldiğini anlamıştı. Son demlerinde göz kapaklarını zorlukla aralayıp bütün akrabalarının başucunda toplanmasını istedi. Herkes geldikten sonra onlara şöyle buyurdu: "Namazı hafife alanlar, bizim şefaatimize kavuşamayacaktır."

Ve hayatının son anlarına kadar ailesine ibadeti ve güzel ahlakı tavsiye eden İmam Sadık, Şevval ayının 25. günü şehit düşerek dar-ı bekaya göçtü. (Prof. Dr. Haydar Baş, İmam Cafer Es-Sadık).

2020 Miladi takviminde 17 Haziran İmam Cafer'in şehadetinin yıldönümüdür. Bu mübarek günde, Muhterem Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın bizlere bıraktığı, "İmam Cafer Es-Sadık" adlı eserinden yararlanarak böylesine mübarek bir insanı tanıyabildiğimiz için ne kadar şanslı olduğumuzu bir kez daha görmüş oluyoruz ve onu rahmetle anıyoruz.

Allah, Ehl-i Beyt'in ve on iki imamın şefaatlerine nail eylesin.

Sevde Akyavuz/Yeni Mesaj

Bu yazı 1845 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar